CUMHURBAŞKANIMIZ, Rabia işaretinin tanımını,
CUMHURBAŞKANIMIZ
, Rabia işaretinin tanımını, "Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan" diye yapıyor.
Elbette diğer tanımları bir kenara bırakıp cumhurbaşkanımızın tanımına itibar etmemiz gerekir.
Ama bu tanımlamaların içindeki “Tek Millet” kavramı bana pek de inandırıcı gelmiyor.
Dünyada tek etnik yapıya dayalı ne bir toplum, ne de bir devlet olmadığı kanısındayım.
Hele hele bizim yapımız tamamen “Tek Millet” iddiasının dışındadır.
Geçmişte Balkanlardan, Kafkaslardan, velhasıl, kuzeyden, güneyden, doğudan, batıdan birçok farklı etnik yapıya sahip insanlar Türkiye’ye gelip yerleşmiş,
bugün de gelmeye devam etmekteler.
Ortadoğu kaosa sürüklenip, biz de bu kaosun içine şu ya da bu nedenlerden dolayı balıklama dalınca, Türkiye’de 3.5 milyon Suriyeli ile birlikte, Iraklıdan, Afgan'dan, İranlıdan geçilmiyor.
Bu gidişle, Türkiye’de biz Türkler azınlıkta kalacak gibiyiz.
Belki de azınlık konumuna düşmek üzereyiz.
Şu ya da bu etnik yapıya karşı çıkıp tek bir etnik yapıyı savunmanın ırkçılık hatta kafatasçılık olduğunu ben de biliyorum.
Çok daha önemlisi, dünyalı ve insan olmayı önemsediğimi rahatlıkla iddia edebilirim.
Buna rağmen, dine ya da mezhebe dayalı belli bir duygusallıkla içinde önüne geleni bu ülkeye doldurmanın da doğru bir tercih olmadığı kanısındayım.
Ortadoğu’da, aynı etnik yapıya, dine ve mezhebe dayalı çok sayıda devlet olmasına karşın, onların bu garibanlara sahip çıkma konusunda bizim kadar duyarlı olmaması düşündürücü değil mi?
Bence, Suriyeliler başta olmak üzere diğer ülkelerden rastgele gelip yerleşenlere karşı çıkanları ırkçılıkla suçlamaya kalkanların öncelikle “Tek Millet” kavramını da savunmaması gerekir.