İflas masasında 'konkordato” yapılır, mallar tasfiye edilir. Haraç mezat satılır. Mahmutpaşa yokuşunda çığırtkanlar bağırır: 'Batmış geminin malları bunlar” diye… Farkında mısınız, farkında mıyız; TC adeta iflas masasında...

İflas masasında “konkordato” yapılır, mallar tasfiye edilir. Haraç mezat satılır. Mahmutpaşa yokuşunda çığırtkanlar bağırır: “Batmış geminin malları bunlar” diye… Farkında mısınız, farkında mıyız; TC adeta iflas masasında ve daha batarken, malları işportada tezgâhlanıyor.
***
Başta, TSK “Tasfiye Masası”na yatırıldı; komutanları esir alındı ve alınmakta… Ameliyattan kalkıp dirilen Mehmet Ali Birand, “Nerede kalmıştık” diye başlayıp, “TSK efsanesi yıkıldı” diye bayram ediyor. Ona ve şeriklerine “Enkazın altında kalırsınız inşallah” demek geliyor içimden.
***
Başbakan Yardımcısı Hüseyin Çelik, “Tasfiye Planı”nın ilk maddelerini açıklamıştı ama bunlar daha başlangıç. Şimdi sırada tüm taşınmazlarının elinden alınıp pazarlanması var; Ordunun elindeki arsalara el konacak ve arsa-inşaat spekülasyonlarına açılacak…
Galiba, bu başlamış, bazı araziler TOKİ’ye devredilmiş. Jandarma karakolları polise devredilmiş…
“Olmaz” demeyin: Çoktandır bazılarını gözüne batan Orduevleri de “kantin” seviyesine indirilecek ve GATA da ya sivilleştirilecek ya da “özelleştirilecek”…
Bütün bunlar, yabancı ülkelerdeki “modellere göre” olsa da, Türkiye’nin bugünkü koşullarında, başka anlamı var. Mesele basit bir “taşınmazlara sahip çıkmak” meselesi, hukuk konusu değil; Bunlar Türk Ordusunu, TC’nin tasfiyesi karşısındaki en güçlü engeli yıkmak.
***
Her şeyi bir tarafa bırakın: Kendi ordusuyla savaş halinde olan, kendi komutanlarını sürek avında gibi yakalayan ve esir kampına “tıkan” bir iktidar var… Ama bu gidişe “Dur” diyecek kendisinin mal mülkü ve gücüyle tasfiye edilmesine “Dur” diyecek yiğit bir ses yok! Acaba, Fenerbahçe için yeri göğü inleten necip halkımız -İlhan Selçuk’un mezarında kulakları çınlasın- “Tehlikenin farkında mı?” Bu Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal mezarında rahat mı?
Bekleyin sıra Anıtkabir’in yıkılmasına ve kıymetli, arazisinin pazarlanmasına da gelecek; Uyanmaz ve çıldırmazsak!
***
Nerede yanlış yaptık? Kurtuluş Savaşında dirilirken, sonra şimdi bu hallere düştük? Ama Mustafa Kemal Gençliğe Hitabesi’nde bu olacakları “İstikbalde dahi” diye görmüş ve Cumhuriyeti Türk gençlerine emanet etmiş ve sonra da Bursa Nutku’nda “Başka kurumlar aciz kalırlarsa” yapılması gerekenleri söylemişti… Şimdi bu gençlik nerede? Plajlarda veya maç seyrediyor ve Fenerbahçe için ayaklanıyor!
***
Acı konuşuyorum ama “Acı gerçek” böyle… Yüzyıllardır yabancı-yerli işbirliğiyle tezgâhlanan “Büyük Oyun”un son perdesi… Ben bunları hep yazıyorum ama gerçek bir Türk “kadını”, Anayasa Hukuku Profesörü Anıl Çeçen benden çok daha bilgili ve açıkça haykırıyor: “Gençler uyanın. Türkiye Cumhuriyeti tasfiye ediliyor..." diye... Diyor ki: “Birilerinin çok acelesi olduğu için, bir an önce istedikleri aşamaya gelebilmek için dışarıdan içeriye doğru sürekli olarak bir inisiyatif yönlendirmesi yapmaktadırlar… Böylesi dışmerkezli bir emperyalist oyuna bütünüyle Türk toplumu alet edilmek istenirken Türk ekonomisinin köşe başlarını tutan kadrolarla medyada etkili olan işbirlikçi mandacı gruplar, ülkemizi böylesi bir maceraya doğru el birliği ile sürüklemektedirler. Yüzyıllar önceden hazırlanmış bir plan ve bu doğrultudaki proje uğruna büyük bir Ulusal Kurtuluş Savaşı vererek kurmuş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmektedir. Bu gerçek artık saklanamayacak kadar açık ve nettir.”
***
Aynen böyle… Türkiye Cumhuriyetini “İflas Masası”ndan, işportadan kurtaracaklar bekleniyor… Yarın çok geç olacaktır.