Yaşamdaki hedef, kendimize daha iyi olanaklar sağlamak ve mutlu olmaktır. İnsanların bütün çabaları bu yolda olmalıdır. Mutlu olmanın en büyük şartı ruh ve beden sağlığıdır. Şişmanlık ruh ve beden sağlığını tehlikeye sokar. O...

Yaşamdaki hedef, kendimize daha iyi olanaklar sağlamak ve mutlu olmaktır. İnsanların bütün çabaları bu yolda olmalıdır. Mutlu olmanın en büyük şartı ruh ve beden sağlığıdır. Şişmanlık ruh ve beden sağlığını tehlikeye sokar. O zaman hedefimiz, bir an önce zayıflamak veya zayıfsak korumak olmalıdır.

NASIL MI?Şimdi bu konudaki önerilerimize geçelim. Şişmanların büyük bir çoğunluğu, hayatlarının belli dönemlerinde zayıflayabilmek için büyük çaba harcamıştır. Belki, iştah kesici ilaçlar denenmiş, saunalara gidilmiş, masajlar yapılmış, zayıflatıcı kremler sürülmüş, spor yapılmış, her görülen ve tavsiye edilen diyet listeleri uygulanılmış, makinalardan fayda beklenmiş, vs. vs.Ama şişmanlığın nedenleri bulunup, sürekli olarak bu nedenler ortadan kaldırılmadığı için verilen kilolar hızla geri alınmıştır. Bu kısır döngü ömür boyu devam eder gider.Öncelikle neden şişmanladığınızın sebeplerini araştırın. Zaten bu sebeplerin bir çoğunu aslında biliyoruzdur. Buna rağmen hatalarını düzeltmek yerine şişman kişiler, kendilerine değdiğinde, çaba sarfetmesine gerek kalmadan zayıflatan sihirli bir değnek aramaktadırlar. Zayıflamak için hipnoza, akapunktura gidenler, bu sihirli değneği bulduklarını sanırlar. Bu sadece görülmüş güzel bir rüya gibidir. Çünkü metodun adı ne olursa olsun, kilo almamızın nedenlerini yok etmeden, beslenme alışkanlıklarımızı düzeltmeden, doğru beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getirmeden gerçek başarıya ulaşamayız ve eski kilolarımıza yine geri döneriz.Uyguladığımız diyetler sabit listeler değil, kendimize göre uyarlayabileceğimiz, her tür besin öğesini içeren dengeli bir diyet olmalıdır. Diyet uygularken dikkatli olmalı, bir doktor muayenesinden geçip, diyetisyen gözetiminde, beslenme eğitimi alınıp alışkanlıklar bir ömür boyu sürecek şekilde düzeltilmelidir. Şu kadar süre diyet yapar, kilolarımı veririm sonra yine eski beslenmeme devam ederim diyorsanız emekleriniz boşa gidecek demektir.Şişman kişinin zayıflaması için en önemli şart, gerçekleri kabullenmesidir. Dengesiz beslenen, fazla yiyen, hareket etmeyen bir insan, mutlaka şişmanlar ve bu şişmanlığın bütün günahı onun boynundadır. Faturasını kendisinin ödemesi gerekir. Bu konuda onun için hiç kimse bir şey yapamaz.Sebepleri ortadan kaldırmadan, sihirli değneği arayanlar, denedikleri bütün metotlarda düş kırıklığına uğradıklarında kendilerine göre bazı nedenler bulur ve o nedenlere gerçekten kendilerini inandırırlar. Bunları örnekleyelim:- Su içsem yarıyor. Başkalarından çok az yiyorum, onlar incecik, bense kilo alıyorum. Bu benim yapım, ne yapsam nafile.- Ailede herkes şişman, bizde kilo ırsi.- Çocukken çok zayıfmışım, verilen iştah açıcılar, vitaminler, balık yağlarından sonra çok kilo aldım, öyle de devam etti.- Zor bir hamilelik geçirdim. Önce hiç yiyemedim. Sonra da bebek büyüsün diye ne bulursam yedim. Doktor üç ay yatmamı istedi. Hareketsizlikten kilo aldım.- Hormon bozukluğu vardı, verilen tedavi sonucu kilo almaya başladım. Halen de o kiloları veremedim.- Romatizma geçirdim. Verilen kortizonlar beni şişirdi ve eski kiloma dönemedim.- Menapoza girdikten sonra kilo aldım.- Akşama kadar bir şey yemiyorum, yine de kilo alıyorum.- Bebeğimi emzirirken çok yemem gerektiği söylendi. O dönemde çok aldım, şimdi de veremiyorum.- Sezeryan kilosu gitmiyor.Tüm bunlar şişmanlamış kişilerin kendilerini savunmak için söyledikleri ve inandıkları bahanelerdir.Bu saydıklarımızdan bazıları geçici olarak kilo almada etkili olabilir. Ama gerçek neden o neden değildir. Kilo alınan dönemden sonra istenirse kilo verilebilir.Şişmanlık bir hastalık neticesi, ya da hormonal bozukluk sonucu da ortaya çıkabilir. Bu tür şişmanlık bizim konumuzun dışında olup, teşhis ve tedavisi uzman doktorlar tarafından yapılmaktadır.Şişmanlığın asıl nedeni, harcadığımızdan çok enerji alma, düzensiz beslenmek, öğün atlamak, kalorisi yoğun ama doyurmayan yiyecekler atıştırmak, hareketsizlik ve benzeri nedenlerdir.Günlük olarak dolaşım, sindirim, solunum gibi temel yaşam ihtiyacımız olan BMH (Bazal Metabolizma Hızı) denen minumum enerji diyetle alındıktan sonra, geri kalan enerji ihtiyacı vücuttaki depolardan kullanılır. Böylece kolayca zayıflanabilir.Bazı kişiler üzüntü ve stres anında kendini yemek yiyerek teselli eder. Kimileri de bir şey yemez. Eğer siz de yiyerek teselli olan bir insansanız yanlış yoldasınız. Karbonhidratlı (Şekerli gıdalar) yiyecekler mutlu olmanızı fizyolojik olarak sağlarlar ancak var olan problemlerinize bir de kilo sorunu eklenecektir. Çözüm yolu yemek yeme olmamalıdır.Çocuklarımıza ağlayınca ağzına şekerli, ballı emzik vermekle bu alışkanlığı bizler başlatırız ve bu öyle devam eder. Çocuklukta başlayan atıştırmalar zamanla alışkanlığa dönüşür ve çocukta doyma hissi oluşmaz. Bu çok tehlikelidir. O yüzden çocuklarımıza öğün saati ayarlamasını çok küçük yaşta başlatmalıyız.Zamanla tad almak ve doymak için değil, vakit geçirmek için yer hale gelebilirler. Hamilelik ve emzirme dönemlerinde "İki canlısın, fazla ye, sütün kesilir, bol bol tatlı ye" önerilerini dikkate almayın. Hamilelikte kalan fazla kilolar zaten doğal olarak emzirme için harcanacak ve normal kilosuna anne rahatlıkla kavuşacaktır. Bu çok doğal bir döngüdür. Emziren annenin yeterli sıvı ve protein alması yeterlidir. Yine menapozda hormonal dengenin değişmesi ile kadın panik yaşar. Kadınlığın bittiğine ve yaşlandığına inanır. Panik içinde kendini yemeye verirse şişmanlar. Yoksa menapoz tek başına kilo alma sebebi değildir.Hayat standardının yükselmesi, bir günde ikiden fazla gidilen toplantılar, beş çayları, sabah kahvaltıları, akşam yemekleri de yemek düzenimizi bozan etkenlerdir. Bunları hayatımızdan tamamen çıkartmamız gerekmez.