Ordinaryus Lefter'i cikletlerden çıkan fotoğraflarından tanıdım... Kral Metin ve Sihirbaz Can'a ise son yıllarında yetiştim... Onlardan sonra gelen yıldızları ise kanlı canlı (!) izledim... Futbol endüstrisi geliştikçe onun doğurduğu...
Ordinaryus Lefter'i cikletlerden çıkan fotoğraflarından tanıdım... Kral Metin ve Sihirbaz Can'a ise son yıllarında yetiştim... Onlardan sonra gelen yıldızları ise kanlı canlı (!) izledim...
Futbol endüstrisi geliştikçe onun doğurduğu yıldızlar da toplumda belirli işlevler yüklendi. Kimisi bir futbolcu eskisi olarak magazin köşelerinde kalırken, bir çoğu da bildiği işte uzmanlığını sürdürerek saygınlığını sürdürdü.
Fatih Terim örneğin; bir sınıf atlama aracı olarak gördüğü ayak topu dünyasında duruşuyla "Sayın" diye anılan ilk topçulardan birisi oldu. "Sinyor Terim" dedi İtalyan ona... Terim'in sinyor olup olmadığı tartışılır ama kendisini öyle kabul ettirmesini bildi.
Bazıları ise aynen tribünden ona bağıran izleyicinin dediği gibi kaldı; misal sen hep "Rıdvan" kaldın. Topçu Rıdvan.
Futbolculuğunda ise şeytandın. Pek sporcu ruhuna uymayan, fırsatçılığının, futboldaki yetenek boşluklarını örtmekte kullandığın kurnazlığının belirtildiği bir ünvan... Yani sen,
var olan üstün futbol yeteneğinle anılmadın.
Türk izleyicisi sana doyamadı çünkü futbolu bir eğlence, kumar gibi gördüğün için kendine bakmadın ve hep sakattın. Futbolculuğun sırasında gücü elinde tutanlarla dostluk kurdun; karşılıklı birbirinizden yararlandınız.
Maç yorumculuğundaki ustalığın seni zirveye taşıdı. Diğer masa başı yazar ve anlatıcılarından farklı olarak futbolun çok içinde olduğun için oyunu okuyuşun çok etkileyiciydi. Tartışmaya tahammülün olmadığı için tek başına program yapmayı tercih ettin. Bu çok ayrıcalıklı konumunda atış serbestti!
Futbol dünyadaki gelişmelere değişerek eşlik ederken, sen onun raconu olarak kabul ettiğin futbol diliyle konuşmayı tercih ettin. Maço duruşunu giydiğin şık kazaklar değiştirmedi. Çok iyi bir ikili oluşturmanızda Onay'ın zarafeti ve hoşgörüsü daha çok rol oynadı.
Gezi olayları ise son noktan oldu... İçinde olduğun o dünya gibi sen de Türkiye'yi okuyamıyorsun; kır kökenli, yağmadan nasibini almamış bir insan gurubunun içinden çıkmış olmana rağmen...
Daha ilk günlerden başlayarak Fenerbahçe izleyicisinin 34. dakika isyanına karşı çıktın, hem de hiç üstüne vazife değilken. Seni sevdikleri için tepki göstermedi Fener izleyicisi...
Sen de aynen o desteklediklerin gibi yalnızca kendi çevrenle yatıp kalktığın için Türkiye gerçeklerinden uzaksın...
Onun için Rıdvan, sana hala saygı duyabilmemiz için işine bak; futbol yorumculuğunu sürdür. Bırak bilmediğin işlere soyunmayı!