Kazanacağımızı biliyorduk ama büyüklerimiz her ne kadar, “Siz merak etmeyin, sakin olun!”deseler de endişemiz son ana kadar sürdü. Ancak akşam saat 8 gibi olduğunda harekete geçebildik…
Gün içinde motosikletlerimizin egzoz borusunu söküp, yerine boş olanlarını takmıştık. Pazar günü mermi satışı yasak olduğu için tedarik önceden yapıldı. Havai fişek ve çatapat bulmada sıkıntı yoktu; çünkü onu Alanya’daki çiçekçilerden bile alabiliyorduk.
Öğleden sonra TIR’ları da gözden geçirdik. Bir bölümü, galeride dorseleri çıkartılmış şekilde hazır duruyordu. İnşaatçı grup kamyonlarınınki ise sökülüp hazırlandı. Kimimiz kompresörlü havalı kornaları, kimimiz ise Arap Kornalarını kullanacaktık. Reis’in posterleri itina ile TIR’ların arkasına asıldı.
Seçimleri Alanya içinde kaybettiğimizi (!) anlar anlamaz şehir merkezini araçlarımızla doldurduk. TIR’lar ve araçların kornaları, ara gazı veren motosikletlerin uğultuları binalardan yansıyıp göğe yükseliyordu. Egzoz gazları şehri zehre boğmuştu. En küçük bir eksikliğimizde aracımızı durdurup ruhsatımızı alan emniyet güçleri ise, sessizce bizi izliyordu.
Müthiş doyumlara ulaşmıştık. Muhalefete oy veren şehir merkezi sakinlerini TIR kornaları ve motosiklet ara gazı sesleri ile dumura uğrattık. Rahmetli Tek Teker Arif’in dediği gibi araçlarımızın, özellikle motosikletlerin uğultusu ile, değme cinsel fantezilere dudak uçuklatacak zevklere tırmanıyorduk.
Seçimleri muhalefetin kazanması durumunda caddeleri dolduracak olanlara gözdağı vermeyi, gece geç saatlere kadar sürdürdük. Her ne kadar son büyük Alanya mitingindeki, PKK ile Kılıçdaroğlu’nun işbirliği yaptığını gösterir videonun montaj olduğu Reis tarafından sonradan itiraf edilmiş olsa da, biz inanmayı sürdürmüştük.
Bizi, Alanya’da kaybettiği halde çılgınca kutlama yapmakla sorgulayanlara aslında yanıtlarımız hazırdı… Bizim için Alanya merkez yenilgisi değil, atalarımızın mezarlarının olduğu daha kırsal yerleşimler ve de Anadolu’nun diğer yerlerindeki zafer daha önemliydi. Alanya’nın yeni sakinleri daha doğrusu sahipleri olarak bu kutlamayı hak etmiştik.
Patron maaşımızı geciktirebiliyor, sigortamızı yarım yatırabiliyordu. Ama bizim birader de fatura kesmeden esnaflık yapıyor; annemgil köyden getirdiği eriği pazarda, Türk halkı alamasa da Ruslara fahiş fiyatla satabiliyordu. Geçincememiz iyiydi. Amcaoğlu, para yetişmediği için sevdiceğini anlaşmalı olarak kaçırmış, öyle nikâh yapabilmişti. Ama olsun, sıkıntı yoktu…
Seçim sonrası iğneden ipliğe zam gelmeye başlamıştı. Ama Kılıçdaroğlu’nun korkuttuğu inşaat sektörü açılacak, atadan kalma son toprak parçamızı inşaata verdikten sonra elimiz para görecekti. Turizm de hayırlısıyla patlayacaktı. Bize de ucundan mutlaka bir şeyler düşecekti.
En önemlisi devletimizin bekası sağlanmıştı. Ezan susmayacak, bayrak inmeyecekti. İçinde Batı dünyasının da olduğu hiçbir dış güç artık bize diş geçiremeyecekti. Her ne kadar milli bayramlarımızın kutlanması bize yasaklanmış, kurumlarımızın başından Türk ibaresi kaldırılmışsa da, birlik beraberliğimiz için her alanda buluşmaya hazırdık.
Mesela seçim gecesindeki coşkumuzu, Galatasaray futbol takımının şampiyonluk kutlamasında da sürdürdük. TIR’larımızın kornalarında hava kalmadığı için onları caddelere alamasak da, motosikletler ve camlarından sarktığımız araçlarımızla şehir merkezi trafiğini yine felç ettik. Hatta Hükümet Konağı önünde binlerce kişinin içinde havai fişek bile patlattık.
Sırada, Alanya Turizm ve Sanat Festivali etkinlikleri buluşmamız var. Orada, İstanbullunun dünya para verip ancak izleyebildiği, Alanya’ya hangi bütçelerle getirildiğini bilemediğimiz sanatçılarla coşacağız. Eller havada, birlik beraberlik içinde şarkılar söyleyeceğiz.
Arkasından 30 Ağustos Zafer Bayramı fener alayı ve konserleri, sonrasında ve en önemlisi Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlamaları var. 29 Ekim kutlamalarını günün getirdiği koşullara göre yapacağız. Artık düğün mü, cenaze mi o gün belli olacak!
