Bölücü , PKK terör örgütünün cinayetleri 'ahvali adiye”den oldu. Acılı bir şehit babasının dediği gibi, Erdoğan'ın deyimiyle artık 'kelle” hesabı yapıyoruz… Şehitlerin, malul gazilerin sayısı binleri geçti. Aslında...

Bölücü , PKK terör örgütünün cinayetleri “ahvali adiye”den oldu. Acılı bir şehit babasının dediği gibi, Erdoğan’ın deyimiyle artık “kelle” hesabı yapıyoruz… Şehitlerin, malul gazilerin sayısı binleri geçti. Aslında “ilan edilmemiş” bir iç savaş: dağlarda, kırlarda ve kentlerde!
***
Son olarak Tunceli’de futbol oynayan polislere yapılan saldırıda, komiser Cem Kerman ile öğretmen eşi Dilay Turan Kerman şehit oldu ve 8 polis de yaralandı. El bombalarıyla sahanın ortasına giren PKK'lı teröristin daha büyük katliam yapması son anda önlendi. Ama sonuçta ölüm silahsız bir komiseri ve eşini ayırdı… Türk bayrağına sarılı tabutlarının, ayrı yörelerdeki vatan toprağına gömülmek üzere aksi istikamete yönelmesi, bu trajedinin resmi… İstikamet ayrı ama caniler aynı ve belli… Stratejileri aynı, yeni taktikleri, hedefleri ise “polisleri” vurmak!
***
BDP’lilerin, bu eşkıyalarla sarmal oldukları, onlara destek verdikleri, ölüleri için saygı duruşumda bulundukları, aşikâr, malum değil mi? Ama medyadaki PKK/Kürt muhipleri, buna rağmen, bu adamlar, kadınlar, acaba, 1 Ekim’de TBMM’ne gelecekler mi diye endişe içindiler… Sözde “barış” için bu modern giyimli eşkıyadan hayır bekliyorlar, medet umuyorlar! Gelseler sevinecekler ve Meclis salonunda bu eşkıya temsilcileriyle tokalaşacaklar! Bu, nasıl gafletten öte bir komedidir!
***
Ve tam şu sırada, bu cinayetlere rağmen BDP Kongresinde, TC Devletine “barış” koşulları dayatılıyor. Kongreden çıkan mesaj, açıkça, “yola” aynen, devam! Yoksa, “iç savaş çıkarırız” diye ültimatom veriyorlar. Asıl amaçları da zaten bu… Ve şu sırada hangi taraftan baktığınıza göre, “Türk Baharı” mı, yoksa “Kürt Baharı” mı? Savaş çıkacak yabancı güçler müdahale edecek ve çözüm: Türkiye’nin bölünmesi, “Büyük Kürdistan” ve tabii, “Büyük Ermenistan”... Zaten bir yüzyıla yakın çizilmiş yol haritasının amacı da bu “Büyük Oyun” değil mi?
***
PKK–BDP Kongresinde dayatılan başka “barış koşulları” var… Başta APO’ya af ve APO’nun barış masasında “baş müzakereci” olması… Demirtaş ve diğerleri “Yeni Anayasa”ya “Demokratik Özerklik” hükmünün konulmasının vazgeçilmez bir koşul olduğunu söylediler. Bunun için, bütün güçleriyle çalışacaklarını ve direneceklerini vurguladılar.
“Kırılma noktası”, “fay hattı” da bu: “Demokratik Özerklik”! Sonunda “Büyük Kürdistan”, onlar için “vazgeçilmez” de, Türkiye’nin “üniter-ulus devleti”, bölünmezliği, bizim için vazgeçilebilir mi? İçimizdeki hainlere, işbirlikçilere göre, “Evet”, vazgeçmeliyiz!
***
Bu adamlar, sözde “aydınlara” göre sorun, “PKK’nın bitirilmesiyle” bitirilmeyecek. Bunun için de, bütün koşullarını kabul etmemiz, TC’nin “ölüm fermanı”nı kendimiz imzalamamız gerekecek... Bu gidişle imzalarız da!
***
Yıllar önce aynı gazetede çalıştığımız rahmetli Aziz Nesin, “Türk milletinin çoğu aptaldır” demişti de, kızarak üzerine yürümüştüm. Meğer –maalesef- hakkı varmış: “Necip milletimiz, bu iktidarı başımıza getirdi ve kamuoyu yoklamalarına göre başımıza bela edecek!”
***
PKK meydan okuyor, iç savaş ihtimali var. Her gün şehitler veriliyor. Timsah göz yaşları dökülüyor ama bayram seyran işler tıkırında ve halkımız Fenerbahçe için yaptıkları protesto gösterilerini şu sırada, TSK ve Türkiye Cumhuriyeti için neden yapmıyor? Layığımız, kaderimiz bu mu? Elveda “şanlı eski dünlerimiz” mi diyeceğiz?
***
Ve PKK, Türkiye ile rulet oynaya devam mı edecek? Bıçak, sadece “kemiğe” değil iliklerimize işledi. AKP Hükümeti, İsrail’e, Suriye’ye kükrerken, PKK’nın kökünü kazımak için daha da fazlasını yapmayacak mı?
Çelişkiye bakın: PKK temsilcileri dışarıda, TBMM’de, onlarla savaşmış ve savaşacak Komutanlar iktidarın “esirleri”!.. Her gün yeni bir esir alınıyor. İleride tarihçiler Türkiye’nin bu dönemine “çöküşten” önce “Gaflet ve ihanet” dönemi diyeceklerdir?