Saygıdeğer okurlarım; 30 Mart yerel seçimlerinden bir değişimle çıktık. Bu değişimin ilçe halkına hayırlar getirmesini diliyor, yeni başkanımıza başarı dileklerimi sunuyorum. Eski başkanımıza da ilçe halkından biri olarak geçmiş...
Saygıdeğer okurlarım;
30 Mart yerel seçimlerinden bir değişimle çıktık. Bu değişimin ilçe halkına hayırlar getirmesini diliyor, yeni başkanımıza başarı dileklerimi sunuyorum. Eski başkanımıza da ilçe halkından biri olarak geçmiş hizmetleri için teşekkür ederken, hakkımı da helal ediyorum. Onun da bizlere hakkını helal etmesini temenni ediyorum.
Seçim sonuçlarından sonra birçok insan, yani okumuş bir sürü cahil Aziz Nesin'i rahmetle andı. Diğer bir sürü okumuş cahil de bu hükümet daha hangi hatayı yapacaktı ki halk ona oy vermesin dedi durdu. Yolsuzluk, hukuk tanımamazlık, adalet duygusundan yoksunluk, halkı kamplara bölmek, kamu kurumlarını özel işyeri gibi kullanmak ve daha bir sürü yanlış uygulamanın yapıldığı bir ülkede hükümetin seçimden nasıl olup da başarılı çıktığını hayıflanarak konuşup duruyorlar.
Bence daha uzun yıllar hem bunları konuşacak hem de rahmetli Aziz Nesin'i anacaklar. Çünkü Hazreti Ayşe anamızın da dediği gibi "Okuduğunu anlamayanların hali, kitap taşıyan eşeğin hali gibidir". Her yenilgide Aziz Nesin'in 40 yıl önce söylediği sözü tekrarlamanın karşılığında verilecek cevap Hz. Ayşe anamızın verdiği cevaptır. Bizim okumuş cahiller kırk yıl önce "Bu milletin yüzde 60'ı aptal" diyen Aziz Nesin'in atasözü gibi bu cümlesini tekrarlayacağına, bunu niçin söyledi ve çaresi nedir sorularına cevap arasaydı çoktan bulmuştu. O zaman Türk halkı da bir kişinin ardına takılıp gitmek yerine evrensel ilkelerin peşine takılırdı. Karizmatik, sert, otoriter, egosu tavan yapmış ve kavgadan beslenen tek bir adam yerine, demokrasi, özgürlük, adalet, hukuk, ekonomi, insan ve doğa haklarının peşinden giderdi.
Hükümette bulunanlar hariç, siyasi hayatımızı yönetenler ve onların etrafındaki insanları okumuş cahil olarak görmeden edemiyorum. Çünkü cahiller suçu başkasında arar. Dönüp kendilerinin ne yaptığını sorgulamaz. Sadece bu millet bizi anlamıyor mazereti arkasına sığınır. Okuyup araştırma yapmalarını saygıyla karşılıyorum. Fakat öğrendiklerini birbirlerine anlatıp caka yapmalarına saygı duymuyorum. Entel takımı televizyonlarda konuşurken ancak birbirlerinin anladığı bir dili kullanarak çok bilmişlik yapmaktan ileri gidemiyor. Oysa onların görevi halkı aydınlatmak olmalı. Ancak daha önce halkı kendilerinin anlaması gerekiyor. Halkı anlamayanların onlara bir şeyler anlatma şansı da olmaz.
Halkı anlamak bu kadar mı zor diye düşünüyorum bazen? Kalabalık, fakir bir aileden geldim. Yaşadığımız çevre de oldukça fakir bir semtti. Yani halkın yüzde 70'ini temsil ediyorduk. Sonra çok çalışarak okudum ve devlette idareci oldum. Bu kez Allah'ın da yardımıyla halkın yüzde 25'ini temsil eden orta halli aileler gurubuna girmeyi başardım. Yani Türk halkının yüzde 95'inin içinde yer aldım. Yaptığım görev nedeniyle de kalan yüzde 5'i tanıma fırsatı buldum. Gördüğüm şu ki, benim halkımın değer yargıları yazılan kitaplara ve evrensel ilkelere pek uymuyor. Onun kendi ilkeleri var ve bunlar Osmanlı'dan bu yana pek değişikliğe uğramamışa benziyor. Hatta bu ilkeler Osmanlı'dan daha da geride. Hatta ve hatta Oğuz Türkleri'nden dahi geride. Yaptığım araştırmalardan çıkardığım sonuca göre-ki şahsi kanaatimi söylüyorum- bize ne olduysa Orta Asya'dan göç esnasında oldu. İşte o göç esnasında bugün evrensel ilke olarak adlandırdığımız ilkeleri keşfetmiş olan Orta Asya'dan çıkan atalarımızdan bile geri kaldık. O günleri ve bu günleri okuyup karşılaştırdığımda bu sonuca varıyorum.
Gelelim rahmetli Aziz Nesin'in sözüne. Bence Aziz Nesin o sözü halk için değil, halkı anlamayanlar için söyledi. Çünkü ben iyi bir Aziz Nesin okuruyum ve çocuk yaşlarımdan bu yana tüm kitaplarını okudum. O halkını seviyordu ve bu nedenle onları aydınlatmak için anlayacakları dili kullandı. Yani halkın dilini kullandı. Bizim okumuş cahiller halkın dilini anlamadığı için Aziz Nesin'i de anlayamadılar. Bundan sonra da anlayacaklarını sanmıyorum. Saygılarımla.