Bugünün şanındandır, icabındandır… Her şey kalp, her yer kırmızı, her şey sevgiye, sevgiliye dair… Son bir haftadır dikkat ediyorum da hangi gazeteyi elime alsam, hangi dergiyi okusam, hangi televizyon veya radyo kanalını açsam, muhakkak,...
Bugünün şanındandır, icabındandır… Her şey kalp, her yer kırmızı, her şey sevgiye, sevgiliye dair…
Son bir haftadır dikkat ediyorum da hangi gazeteyi elime alsam, hangi dergiyi okusam, hangi televizyon veya radyo kanalını açsam, muhakkak, 'Sevgililer Günü' ile alakalı bir şeyler çıkıyor karşıma. Tamam, kabul ediyorum. İnsanların birbirlerine hediye alıp vermeleri güzel ve mutlu edici bir şey! Lakin anlamadığım, bunun uyulması zorunlu bir mecburiyet haline getirilmesi!
Cidden anlam veremiyorum, yok efendim, “Aldığın hediye çok basit, bana bunu mu layık gördün? Bugünü nasıl olur da unutursun? Bugün için yaptığın organizasyon bu kadar mıydı? Herkes kutluyor, biz de kutlamalıyız” biçimindeki konuşmalar beni çılgına çeviriyor. Nedense samimiyetsiz buluyorum. Göstermelikmiş gibi geliyor tüm yapılanlar bana. Sanki uyulması gereken bir prosesmiş gibi…
Yıl 365 gün; ama birçok insan, sevdasını 14 Şubat'a sabitlemiş gibi yaşıyor sanki. Sizi bilmem ama bana çok trajikomik geliyor bu durum! Bugün, büyük bir seremoniye dönüştürülüp kutlanmazsa, sevgililer, sevgili olduklarına inan(a)mıyorlar sanki… Bilmiyorum, farkında mısınız; ama bu telaş, son yıllarda insanları daha çok etkiler oldu. Yabancı kökenli bu gün, nasıl oldu da özel oldu ülkemizde, ne çabuk yerleşti ve benimsetti kendini? Her neyse… Evet, 'Sevgililer Günü' telaşesini her ne kadar saçma, gereksiz ve özenti bir durum olarak nitelendirsem de yine de günün anlam ve önemini ortak payda da buluşturan 'sevgi'ye dair bir şeyler yazmak istiyorum, bugün…
Sevgi… Ne güzel bir kelime! Dolu dolu, içten, anlamlı ve sıcacık… Tüm canlıları kuşatan, var olmalarını, mutluluklarına mutluluk katmalarını sağlayan, gönülde var olanın yüze, güne yansıması…
Sevdikçe tazelenir, insan… Sevdikçe hisseder, nefes alıp vermenin güzelliğini, yüceliğini… Sevdikçe güzelleşir dünya, sevdikçe öğrenilir.
Peki ya sevgili? Sevgiyi yürekte, yürekten hissettiren…
“Yanında tüm detayları bıraktığın, kendine aktığın, ondan doğduğundur sevgili. Şekillendirmeye çalıştığın değil, geldiği gibi bağrına bastığındır. Geçmişin sonudur, sevgili. Yarınlara attığın güvenli adımların, sağlıklı düşünen tertemiz beynindir. En sıradan şeyi bile bir gülümsemesiyle büyülü hale getirebilendir. Onsuz her şeyin eksik kaldığıdır sevgili.”
Sizinle meydan okuyandır; her türlü zorluğa, çaresizliğe hatta imkansızlığa... Koşulsuz, şartsız her durumda sevgisi ile sizi yücelten, koruyup kollayan, sahiplenip, destekleyendir. Onun yanında bitmek bilmeyen amansız korkularınız uçar gider, yeniden doğmuş gibi olursunuz.
Size onu, ona sizi ve size bu hayatı verdiği için, yaradana şükran duygularıyla, dolar taşar gününüz. Hayatınızın “iyi ki” yanıdır o. Hem en yakın arkadaşınız, dostunuz, sırdaşınız, hem de gününüzü aydınlatan, karanlığa ışık tutan en güçlü kahramanınız…
Bir göz süzüşünüze, hiç şüphesiz, canını ortaya koyacak -yürekli- bir cengaverdir, sevgili. Bir damla gözyaşınıza nehirler akıtacak, okyanus yürekli sevdiceğinizdir. Sizi bir gün değil, bir ömür sevecek olan, içinizde var olan güzellikleri size hissettiren, yaşatandır.
Kısacık hayatı yıldızlandıran, ömrünüze anlam katan, size belki de uzun zamandır hissetmediğiniz duyguları yaşatandır. 'Sevginin varlığı için, ille de, dip dibe olmak gerekmez ki' cümlesini somutlaştıran en güzel örnektir, sevgiliniz belki de. Sevgiyi yüreğinizde, tüm benliğinizde hissettiren(ler)e ne kadar teşekkür etseniz eminim ki az kalacaktır.
Bir de sevgilisi olmayanlar, olduğu halde 'Sevgililer Günü'ne yakın ayrılarak hediye işinden kaçmış olanlar, bütün kalpli vitrinleri taşlamak isteyenler, sinirden evden çıkmak istemeyenler, eski sevgilisini yad edenler, sevgilisinden ayrılan arkadaşlarını teselli edenler, bu özel günü kutlamayı unuttu diye sevgilisine küsenler, tavır yapıp, trip atanlar, sevgilisinden gelen hediyeyi kimse görmesin diye saklamaya çalışanlar, acaba bana ne hediye alacak diye sabaha kadar meraktan uyuyamayanlar var, evet onları da unutmamak lazım...
İlla ki benimsenecekse bu gün, o zaman bence sevgiyi yüreğinde hisseden herkesin günü olmalıdır, 14 Şubat. Sevgililerin değil, sevginin günü… Yürekte her gün hissedilen sevgi duygusunun doruğa tırmandığı gün… Aslına bakarsanız, hislerinizi sevdiklerinizle paylaşmak için, 1 saat sonrası bile çok geç olabilir.
Sevgi konusunda ne kadar cömert olursanız, o kadar kazanacağınıza emin olun. Sevdiklerinize yönelteceğiniz samimi, içten, duygu yüklü, özel ve güzel sözler sadece 14 Şubat'larla sınırlı kalmasın. Sadece özel günlerde değil, her yeni doğan günle birlikte sevgiyi iliklerinize kadar hissedip, hissettirip yaşayın, yaşatın. Unutmamalıyız ki; bir damla sevgi bile, büyük bir okyanusa bedeldir çoğu zaman.
Can Yücel ne de güzel söylemiş: “Unutma, ne kadar yaşarsan yaşa sevdiğin kadardır ömrün. Sevdiğin kadar sevilirsin.”
Hayat o kadar kısa ki, sevdiğiniz insanları incitmeden önce, onları kaybettiğinizde canınızın ne kadar çok yanacağını bir düşünün. Sunulan fırsatları değerlendirmenin, kırılan kalpleri tamir etmenin bir daha dönüşü olmayabilir. Sevgiyi yüreğinizde ve tüm benliğinizde hissettiren güzel insanların varlığına her gün sonsuz hamd edin. Sevgi ile yaşayın, sevgi ile kalın. Yüreğiniz her daim sevgi dolu olsun. Sain Exupery'in de dediği gibi ”Sevmek, birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.” Sevgiyi yüreğinde yeşertip, her daim sevgiye inanan, sevmekten vazgeçmeyen tüm nefes alanların sevgi dolu bir gün geçirmesi dileğiyle… Kutlu olsun!