Demokrasi Türkiye'ye gelir mi? Bence zor ve ille de teşrif buyuracaksa, ilk önce Cumhuriyet Halk Partisi kapısından içeri girmeli. Bu kapıdan geçemeyen demokrasi ülkeye gelir mi? Yerelde CHP neyse, ülke genelinde de CHP o; hiç fark yok. Turan...

Demokrasi Türkiye’ye gelir mi? Bence zor ve ille de teşrif buyuracaksa, ilk önce Cumhuriyet Halk Partisi kapısından içeri girmeli. Bu kapıdan geçemeyen demokrasi ülkeye gelir mi? Yerelde CHP neyse, ülke genelinde de CHP o; hiç fark yok. Turan Güneş’in dediği gibi partinin ileri gelenleri ve ileri gidenleri her seçim sonucu “biz nerede hata yapıyoruz?” diyalektiğini kuramıyorlar. Hayret ki; merkez, her seçimde başarılı olduklarını söyleyebiliyor. Önce Kılıçdaroğlu, sonra Gürsel Tekin, son olarak da Muharrem İnce, partiyi gençlere açacaklarını belirttiler. Ne güzel değil mi? Ama ne kadar açacağız? Ne zaman açacağız? Nasıl açacağız? Bu soruların yanıtları yok. Yani keyifleri olduğunda partiyi gençlere açabilirler! Buna düpedüz oligarşi denir. Partide aristokrasiyi yok etmek ne mümkün! İleri gelenler kapalı kapılar ardında yönetilecek olanları aday yapıyor. İnsaf; bir futbol takımında 11 kişiyi bile seçmek tartışma yaratabiliyorken ülke genelinde seçilecek yaklaşık 50 bin kişiyi aday seçmek, ne büyük marifettir? Hiç mi partililerin emeğine, görüşüne saygı duymazsınız? Emek veren kendi partilisine saygısı olmayanların seçmene koyun ve sürü tanımlaması; ne komik bir çelişkidir! 1995 seçimlerine yeni CHP diye girmişlerdi. Son seçimde de yeni CHP söylemi işe yaramadı. Yeni moda söylem; bizim oy iktidar olmaya yetmiyor, o halde sağdan aday gösterelim anlayışı da anlaşılan işe yaramamış. Demek ki sağdan adam almak sağ oyları kapmak anlamına gelmiyor. Seçimlerde; Milliyetçiliği ayaklar altına alıyoruz diyip “Dombıra” şarkısıyla ırkçılık yapan, 4 bakanın yolsuzluklarını “17 Aralık bir darbe teşebbüsüdür” diye savunan, Cervantes gibi hayali düşmanlar yaratıp başarısızlığını paralel devlete atan, muhalefeti dinsizlikle suçlayan ve de pişkinlikte sınır tanımayan anlayışı eleştirmek, benim için külfettir. Umudumuz ve derdimiz; cumhuriyetçi, laik, halkçı, milliyetçi, devletçi, devrimci anlayışın ülkeyi yönetiyor olmasıdır. Gelişmiş ülkeler sınırlarını kaldırdılar. Çünkü sınırların mayınlarla değil, akıl, bilim, kültür ve sanatla korunacağını öğrendiler. Kadın kollarıyla ve kadın kotaları saçmalığıyla laikliği bile partide içselleştiremediniz. Gelişmiş ülkelerde devletçilik, milliyetçilik doğal; liberallerin aymazlığı nedeniyle bizde bu kavramlar ırkçılık oluyor. İktidar olmak için her şeyi denediniz; olmadı olmayacak da. Bir de partili olmayı deneyin. Zahmet edip Türk Dil Kurumu sözlüğünden “parti” kavramını öğrenin. Son seçimde alınan % 28 oyun bir kısmının kerhen (kötünü iyisi) alındığını da unutmayın. Cumhuriyeti kurmakla övünen partide demokrasi var mı? Yanıtınızı duyar gibiyim. CHP kapısından geçmeyen demokrasi ülkeye gelir mi? Kod’luyorum; Nazilli’nin “N”si, Adana’nın “A”sı, Hatay’ın “H”si…