Birey olarak, istisnasız hepimizin, çocukluk, gençlik ve olgunluk çağımız vardır. Bu çok farklı dönemlerimizde, hayatla, sosyal ilişkilerimizle ve bulunduğumuz görevlerle ve her tür etkinliklerimizle ilgili performansımıza baktığımızda,...

Birey olarak, istisnasız hepimizin, çocukluk, gençlik ve olgunluk çağımız vardır. Bu çok farklı dönemlerimizde, hayatla, sosyal ilişkilerimizle ve bulunduğumuz görevlerle ve her tür etkinliklerimizle ilgili performansımıza baktığımızda, sürekli gelişen ve değişen bir çizgide yol alırız. Bir ülke ve ülke insanı için hayati önemi olan tarihi dönüm noktalarını derinliğine irdeleyerek, tarihten ders çıkartmak istiyorsak, tarihi süreç içindeki önemli yol ayrımlarındaki ana kavşağın ve kavşakta önümüze çıkan farklı güzergahları, doğru bir biçimde analiz ederek, benimsenen yolun nasıl bir yol olduğunu anlamaya çalışmalıyız. Her dönemi kendi içinde ve o günün somut koşullarıyla değerlendirmek gerekir. Tarihin bir dönemindeki bir olayı ve gelişmeyi bugünün değerleriyle sorgulamaya ve yargılamaya kalkarsak büyük bir yanılgıya düşeriz. Atatürk’ün de herkes gibi üç önemli dönemi var. İşin ilginç tarafı, bu üç farklı dönem, adına da yansımış! Çocukluk yıllarında Mustafa, okulda öğretmeninin ilave ettiği Kemal ismiyle Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı sonrasında TBMM tarafından kendisine verilen ATATÜRK soyadıyla Mustafa Kemal Atatürk olarak adını Türk tarihine altın harflerle yazdırmış. Atatürk’ün çocukluk yani Mustafa dönemi, bizim için o kadar önemli değilken, Mustafa Kemal yani askerlik dönemi hayati önem taşımaktadır. Asker üniformasıyla ortaya koyduğu başarıları, 15 Mayıs 1919 tarihinde 1. Dünya savaşı 1918 yılında bitmiş olmasına rağmen Yunanlıların İzmir’e çıkartma yaptıktan sonra, 16 Mayıs 1919 tarihinde, İstanbul hükümeti tarafından Anadolu’ya ordu müfettişi olarak görevlendirilip, İstanbul’dan Samsun’a yola çıktığı günden başlayan o büyük serüvenin her safhası didik didik edilmeli ve Anadolu insanının nasıl bir Kutsal İsyan içinde işgale karşı çıktığını, nasıl bir özveri gösterdiğini ve Mustafa Kemal Atatürk’ün de bu dağınık aynı zamanda bölük pörçük lokal direnişleri nasıl büyük bir örgüt düzeyine taşıdığını, kendisiyle birlikte hareket eden, sivil ve asker unsurları özellikle de bu büyük toparlanma ve örgütlenme sürecinde Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa gibi ordu komutanlarının Atatürk’e verdikleri büyük desteği çok iyi incelemek gerekir.-DEVAMI YARIN-