Yeni neslin çok fazla tanımadığı, ancak 30 yaş üzeri olanların çok iyi bildikleri, Avrupa’da oynamayan ve Türkiye’de birçok kulüpte futbol oynayan bir dönemin yıldız futbolcusu. Hipodrom ve at yarışları konusunda deneyimli olan, “Sergen” isimli damızlık atının Jokey Kulübü’nün aygırları arasına seçilen; kimine göre kumarbaz, kimine göre at sevgisi.!!
Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktörlük yapan ve Beşiktaş’ı 1 kez Süper Lig şampiyonluğuna (sadece 1 gol averaj ile 2020-2021 sezonu) taşıyan, birçok takımın başında maçlara çıkan; kısa süreli ve çabuk reaksiyon verme konusunda teknik analizi, uzun vadeli programsızlığı, altyapı konusunda kulüplerin ele avuca sığmaz bir futbol adamı, yorumcusu ve şimdilerde Türk Millî Takımı’nın yeni patronu…
Alanyaspor’da Mesut Bakkal’ın gönderilmesinden sonra bir dönem göreve gelen, Fenerbahçe galibiyeti sonrası “Onlar küme düşüyor, ben Avrupa’ya oynuyorum.” diye rakibine gönderme yapan, modern pijama görünümlü etiketli ürün ile maç takip eden.!! Televizyon kanallarında birçok millî futbolcuya şov amaçlı salladığını söyleyen, sezgisi ve yeteneği kuvvetli ancak analiz yeteneği sorgulanan, medyatik olduğu kadar magazin yanı ağır basan, futbolcular üzerinde teknik direktör kredisi olmayan, Millî Takım’ın bugüne kadar alışık olmadığı bir yüzün, Avrupa ve Dünya Kupası yolundaki Millî Takımımızın teknik adamı…
Üstelik bazı futbolcuların (Barış Alper Yılmaz…) Sergen Yalçın’ın arattığı telefonlara cevap vermediği düşünüldüğünde, Yalçın’ın nasıl bir yapılanmaya gideceği de merak konusu.!! Son olarak da Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaraylı oyuncuya, “Batrakov, Galatasaray’a maç kazandıracak oyuncu değil. Ve devam ediyorum; hiçbir zaman da olmayacak. Çünkü oyuncunun öyle bir yeteneği ve oyunu yok” diyen Yalçın’a cevap olarak bu futbolcunun Stuttgart’a attığı iki gol ile karşılık vermesi ise sosyal medyada viral olmuş ve yaptığı yorumun şov amaçlı olup olmadığına da bir açıklık getirmemişti..
Futbol Federasyonu’nun eksik yönetimi ile hızlı bir şekilde karar alarak 4 yıllık (bu yönetimin ömrünün bir yıl daha olduğu düşünüldüğünde) bir oluşumun başına geçen, alafranga ve alaturka karışımı yeni nesile monte edilmeye çalışılan, futbol geleceğimizin en iyi “Tiyocusu”.!!
Yaşanılan her şey gibi, bu konuda karar alanların, “neyi, nasıl, neden?” diye sorgulamadan alelacele ulusal takımın başına getirilmesi, futbolun içindeki unsurlarının tümünü şaşkınlık içinde bıraktığı kesin. Kısa süre sonra millî ara verilecek ve kamuoyunun önüne gelen bu yapının isimleri tartışılmaya elbette devam edilecek. Hepimizin önceliği millî takımın başarısı ancak yüzyıllık bir kurumun içine düştüğü sıkıntı dolayısı ile alınan bu kararın olumlu olmasını beklerdik. Fakat tecrübelerimiz, Türkiye’deki profesyonelliğin acımasız, bir o kadar da başarısızlıklar ile dolu olduğunu yaşayarak görenlerdeniz. Umarım bir Avrupa ve Dünya Kupası trenini bu kez kaçırmayız. Kaçırırsak bunun sorumlusu kim mi olur? Bunu şimdiden sormanın erken de olsa yanıtını biliyoruz!!
Ulus olarak zor günlerden geçerken, “Millî olmayı düşleyenlerin başına şov amaçlı da olsa geçmenin cezasını bir ülke olarak neden biz ödeyelim ki?” demek istemeyenlerdenim. Bu kararı bir futbolsever olarak doğru bulmadığımı, geçmişi ile geleceği arasında sıkışıp kalan birinin magazin, şov ve arabesk kültürün futbol millî takımına kadar uzanmasını doğru bulmuyorum. İnşallah yanılmışım demenin özürünü dilemesini bilirim. Türkiye Süper Ligi’nde başarılı olmak, uluslararası arenada başarılı olur mantığı doğru mudur diye de sormayacağım. Bekleyip birlikte göreceğiz..
Bir ulusun takımını yönetmek ciddiyet ister. Ahlak ister. Zekâ ister. Başarı ister. Süreklilik ister. Hedef ister. Saygı ister. Sevgi ister… Millî takım oyuncularına sallamayı pişkin pişkin kabul edip, bunu şov amaçlı yapıyoruz diyen birinin, futbolcusunun dahi ciddiye almadığı, telefonuna cevap vermediği birinden başarı beklemek…
Fenerbahçe ya da başka bir takım taraftarı olsanız, Fenerbahçe ya da başka takım için “Siz kümeye, biz Avrupa’ya” diyen bir futbol adamının neyini sorgulardınız?