​DAHA dün gazetemizde manşet haber olarak çıktı: Alanya merkezinde Uygun Center AVM ve yıllardır çözülemeyen otopark sorunu.

​2019 yılında tamamlanarak faaliyete geçmişti. 5 bin 950 metrekare mağaza alanı, 31 bin 850 metrekare inşaat alanıyla Alanya’nın ilk açık mekân alışveriş merkezi...

Bol kazançlar diliyorum. Ancak şehrin en kritik noktasında 31 bin metrekare için inşaat ruhsatı vereceksin, inşaat tamamlanacak, 2019 yılında yapı kullanım izni yani iskân alacak ama otoparkı yok. Var da yok!

​Burada en büyük yanlış; projesinde otopark bulunduğu halde otoparkı faal olmayan bir projeye iskân vermektir. 2019 yılından bu yana 7 senedir hâlâ o otopark açılmadı ve açtırılamadı.

Kimse "Efendim şöyle böyle" diye bahane sunmasın. Eski bir belediyeci olarak şunu söylüyorum: Belediyenin Yapı Kontrol Müdürlüğü, belediye arşivlerinde bulunan projeyi alır eline, gider tutanağını tutar ve der ki: "Arkadaş, sana 3 bilemedin 4 ay süre. Ya otoparkındaki gerekli tadilat çalışmalarını tamamlar açarsın ya da her türlü yapı kullanma iznini iptal ederim." Var mı bu yetkisi? Elbette var. Bunlar teknik konular ve belediyenin kamusal gücüne, yasal yetkisine de hiç kimse direnemez.

​Sadece o AVM mi? Elbette değil. İzninizle bu yarayı kaşıyalım biraz. Kim zıplarsa zıplasın; çünkü suya sabuna dokunmadan temizlik olmuyor. Özellikle son yıllarda yapılan devasa rezidans projelere bakalım. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hükümleri gereği otopark mecburiyeti olduğu halde, yüzde 90'ında maalesef bu iş sadece projede var ama fiiliyatta yok. Neden yok?

​İnşaat bitti, firma hemen iskân başvurusu yapıyor ve otopark alanı olarak ayrılan bölümler dahil bina denetleniyor. Otopark alanı var mı?

Var. İskân alınıyor ve hemen çalışma başlıyor: Kapalı havuz, fitness, hamam, buhar odası derken otopark gidiyor; projeye zenginlik kazandıran bu alanlar geliyor. Nasılsa iskân alınmıştır, sonrasında kimsenin gelip baktığı, kontrol ettiği yok. Şu an yetkililer bir denetime çıksın ve "Projeye uy kardeşim!" diye bir talimat versinler, otopark sorunu büyük oranda çözülür.

​Bu sorun özellikle emlak sektörünün altın çağını yaşadığı dönemlerde yapılan projelerin yüzde 90’ında aynı uyanıklıkla karşımıza çıkıyor. Örnek olarak Mahmutlar Mahallesi, Atatürk Caddesi’ni vereyim: 10-15 metrelik bir yol, yolun her iki yanında 11 katlı binalar ve otopark yok. Sıkı durun; emsal 1.75, yani 1000 metrekare alana 1750 metrekare yapı izni verilmiş. İlk kentsel dönüşümde bu oran kat karşılığı bina yenileme mantığıyla iki katına çıkacak ve bırakın araç park etmeyi, yürünecek alan kalmayacak.

​Elbette şunu da sorgulamak lazım: Belde belediyesi iken hangi akılla buraya bu kadar yüksek emsal verilmiş? Hadi verdiniz, 15-20 metre yol mu ayrılır? Yıllar öncesinden süre gelen vizyonsuzluk ve öngörüsüzlük, maalesef Alanya’yı içinden çıkılmaz bir trafik kaosuna sürüklemiş.

​İyi örnekler yok mu? Elbette var: Kestel Mahallesi. Alanya’nın en planlı ve estetik mimariye sahip yerleşkesi. Denizden dağa doğru uzanan caddeler, Venturi etkisiyle doğal klima görevi yapıyor.

​Son bir öneri: İmar yetkisi belediyelerden alınsın. Kaymakamlık, valilik, mimarlar odası, ziraat odası ve çevre derneklerinden oluşan bir komisyona devredilsin. Böylece her kurum kendi haklarını korur. Siyasetin etkin olduğu bu yetkilerde "halaoğlu, amcaoğlu" ya da daha doğrusu "bizim kız, bizim oğlan" diyerek böyle büklüm büklüm yolları olan, sadece kazandırmaya odaklı şehirler imar ederiz. Ve şu satırlarla bitireyim: Konut aldığınız projede resmi otopark olduğu halde bu alanlar başka amaçlarla kullanılıyorsa kat maliki olarak şikâyet edin. Bu hem vatandaşlık göreviniz hem de şehrinize yapacağınız en büyük iyilik olacaktır.

Esen kalın.