İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde milli cimnastik antrenörü Funda Bakış’ın hayatını kaybettiği bıçaklı kavganın ardından yürütülen soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Olay, 30 Ağustos Pazar günü Abdurrahmangazi Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Bakış ile daha önce aynı spor salonunda çalışan Zehra G. arasında alacak meselesi nedeniyle başlayan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Göğsünden bıçaklanan Bakış, sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
ALACAK ANLAŞMAZLIĞI SORUŞTURMANIN MERKEZİNDE
Polisin olayın ardından yaptığı çalışmada, Zehra G.’nin spor salonunda çalıştığı dönemde kredi çekerek Bakış’a para verdiği ve ikili arasında bir süredir alacak anlaşmazlığı bulunduğu belirlendi. Olayla bağlantılı oldukları tespit edilen Ahmet Hasan U. ve Erhan Ş. de gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen Zehra G., “kasten öldürme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Olay anına ilişkin cep telefonu görüntüleri de soruşturma dosyasındaki önemli unsurlardan biri haline geldi. Görüntülerde taraflar arasındaki tartışmanın kavgaya dönüştüğü, Funda Bakış’ın bıçaklandığı ve olayın ardından bazı kişilerin bölgeden uzaklaştığı anların yer aldığı bildirildi. Ceza soruşturmalarında kamera kayıtları, tanık anlatımları, kriminal incelemeler ve şüpheli ifadeleri birlikte değerlendirilerek olayın nasıl gerçekleştiği ve kişilerin eyleme ne ölçüde katıldığı belirleniyor.

ŞÜPHELİNİN SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Zehra G., savcılık ifadesinde Funda Bakış’ı yaklaşık bir yıldır tanıdığını, aralarında borç ilişkisi bulunduğunu ve Bakış’a elden 20 bin lira ile 2 çeyrek altın verdiğini ileri sürdü. Ayrıca 100 bin liralık kredi çektiğini, kredinin ilk iki taksitinin ödendiğini ancak daha sonraki taksitlerle diğer borçların ödenmediğini iddia etti. Zehra G., 2026 yılının Haziran ayında çalıştığı spor salonundan çıkarıldığını ve daha sonra da Bakış’tan alacağını istemeyi sürdürdüğünü anlattı.
Şüpheli, olay günü mesajlaşma uygulaması üzerinden Bakış’tan alacağını istediğini, daha sonra erkek arkadaşı Erhan Ş. ve Ahmet Hasan U. ile birlikte bölgede bulunduğunu söyledi. Tarafların yüz yüze görüşmesi sırasında tartışma çıktığını belirten Zehra G., Bakış’ın kendisine saldırdığını, korkarak uzaklaşmaya çalıştığını ve çantasında taşıdığı çakıyı çıkardığını öne sürdü. Şüpheli, Bakış’ın üzerine geldiği sırada bıçağın saplandığını savunarak eylemin kasıtlı olmadığını iddia etti.

“KASTEN BIÇAKLAMADIM” SAVUNMASI
Zehra G., bıçaklamanın ardından paniklediğini, olay yerinden uzaklaştığını ve bıçağı bir rögarın içine attığını anlattı. Daha sonra bir vatandaşın telefonunu kullanarak polisi bulunduğu yere çağırdığını ileri süren şüpheli, olay yerine yalnızca konuşmak amacıyla gittiğini ve Funda Bakış’ı kasten bıçaklamadığını savundu. Şüphelinin bu anlatımı soruşturmadaki bir savunma niteliği taşıyor; olayın hukuki niteliği ise görüntüler, tanık ifadeleri, adli tıp ve diğer delillerin tamamının değerlendirilmesiyle belirlenecek.
KASTEN ÖLDÜRME SORUŞTURMALARINDA SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Türk Ceza Kanunu’nda kasten öldürme suçu ayrı bir başlık altında düzenleniyor ve temel halinde müebbet hapis cezası öngörülüyor. Ancak bir ölüm olayında failin kastının bulunup bulunmadığı, meşru savunma şartlarının oluşup oluşmadığı, eylemin niteliği ve tarafların olay öncesi ile olay sırasındaki davranışları her dosyanın kendi delilleri üzerinden değerlendiriliyor. Tutuklama ise mahkûmiyet anlamına gelmiyor; ceza muhakemesinde şüpheli veya sanığın suçluluğuna ilişkin kesin hüküm ancak yargılama sonunda verilebiliyor.
Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında kasten öldürme, tutuklama değerlendirmesinde katalog suçlar arasında bulunuyor. Bununla birlikte tutuklama kararında somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi, kaçma veya delillere müdahale ihtimali gibi yasal ölçütler dikkate alınıyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında savcılık, toplanan deliller doğrultusunda iddianame düzenleyebilir; iddianamenin kabul edilmesi halinde dosya kovuşturma aşamasına geçerek ceza mahkemesinde görülür.

ALACAK UYUŞMAZLIKLARINDA HUKUKİ YOLLAR ÖNEM TAŞIYOR
Alacak-verecek anlaşmazlıklarında tarafların doğrudan karşı karşıya gelerek hesaplaşmaya çalışması yerine hukuki yolların kullanılması büyük önem taşıyor. Para alacaklarında durumun niteliğine göre icra dairesinde takip başlatılması veya mahkemede alacak davası açılması mümkün olabiliyor. İcra ve İflas Kanunu, para alacaklarının ilamsız icra yoluyla takip edilebilmesine imkân tanıyor; borçlunun da ödeme emrine karşı kanunda belirtilen usuller kapsamında itiraz hakkı bulunuyor.
Özellikle elden verilen para veya kişiler arasındaki borç ilişkilerinde banka hareketleri, yazılı sözleşmeler, mesajlaşmalar, dekontlar ve borcun varlığını gösterebilecek diğer kayıtlar olası bir hukuki uyuşmazlıkta önem kazanabiliyor. Taraflar arasında tehdit, şiddet veya fiziksel çatışma riski doğması halinde ise kişisel olarak yüzleşmek yerine kolluk kuvvetlerine başvurulması, acil durumlarda 112’den yardım istenmesi ve uyuşmazlığın hukuk sistemi içerisinde çözülmesi gerekiyor.

SORUŞTURMADA DELİLLER BELİRLEYİCİ OLACAK
Sancaktepe’nin İstanbul Anadolu Yakası’ndaki yoğun yerleşim bölgelerinden biri olan Abdurrahmangazi Mahallesi’nde meydana gelen olayla ilgili soruşturmanın bundan sonraki bölümünde tarafların ifadeleri ile kamera görüntülerinin karşılaştırılması, olayda kullanılan bıçağa ilişkin incelemeler, tanık anlatımları ve adli raporların birlikte değerlendirilmesi bekleniyor. Zehra G.’nin “kasıtlı olarak bıçaklamadım” yönündeki savunmasının hukuki karşılığının ne olacağına da soruşturma ve olası yargılama sürecinde toplanacak deliller ışığında karar verilecek.





