13 Nisan 2011 Çarşamba günü MHP Alanya İlçe Başkanlığı tarafından ‘Seçime giden Türkiye gündemi' konulu konferans düzenlendi. Konferansa MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bölükbaşı konuşmacı olarak katıldı. Bölükbaşı'nın...
13 Nisan 2011 Çarşamba günü MHP Alanya İlçe Başkanlığı tarafından ‘Seçime giden Türkiye gündemi’ konulu konferans düzenlendi. Konferansa MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bölükbaşı konuşmacı olarak katıldı. Bölükbaşı’nın konuşmasının önemli bulduğum bölümlerini özetlemeye devam ediyorum:
"Seçimler MHP, AKP ve CHP arasında olacak. Ülkemizin geneli hakkında geri dönüşü olmayan bir karar vereceksiniz. Ülkemiz 4 ana başlık altında ciddi beka sorunlarıyla karşı karşıya. Bunlar yoksulluk, işsizlik, iş ve aş sorunudur. AKP’nin 2003-2010 arasında kullandığı kaynak 1 trilyon 185 milyar dolardır. AKP acaba sizlerin ekonomik refah seviyesine bunu nasıl yansıttı? Bu kaynak size dönmüş müdür? Kaynağın önemli bir kısmı borçlanma politikaları sonucunda faize ödenmiştir. Türkiye’de 13 milyon insan yoksulluk sınırında, işsiz sayısı 6 milyon. Her 4 gençten birisi işsiz. İşsiz gençlerin yüzde 40'ını üniversite mezunları oluşturuyor. Bu tablonun mimarı Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarıdır. Sandık başında hesaplaşılmalıdır. AKP adeta kurumsal yolsuzluk bankası haline gelmiştir. Bu yolsuzlukların hesabını Türk yargısı önünde sonuna kadar sormazsak namerdiz. Yetim hakkına el uzatan ve Türkiye'nin milli kaynaklarını peşkeş çekenlerin hesabını sizin adınıza sormak da MHP'nin meselesidir.
HABUR’DAKİ PKK’LI: PİŞMAN DEĞİLİZ!
Kanlı terörden beslenen etnik bölücülük sorunu var. 'İmralı canisini hükümet siyasi muhatap kabul ediyor. 'İmralı Canisi' ile gizli pazarlıklar yürütülüyor. PKK açılımıyla hükümetin terör örgütünün taleplerine sahip çıkarak, taşeronluk rolü üstlendiği karanlık bir dönemden geçmekteyiz. Başbakan'ın ne yapmak istediğini merak ediyorsanız 19 Ekim 2009 tarihinde Habur'da yaşananlara bakın! Devletin hâkim ve savcıları teröristlerin ayaklarına gönderilmiştir. Habur'da görev yapan emniyet güçlerinin bizlere anlattıklarına göre, giriş yapan teröristler birkaç dakikada sorgulandıktan sonra ısrarla 'Biz pişman değiliz' demelerine rağmen, 'Siz pişmansınız' denilmiştir. Sorgu sırasında teröristler tepki gösterir diye de odadaki Türk bayrağı ve Atatürk posterleri de indirilmiştir. Habur, PKK açılımının aynasıdır. PKK’ya göre Türk milleti içerisinde kendisini Türk milleti dışında ayrı bir mensubiyete ait hissedenler var. Başbakan durup dururken kendisinin Gürcü, hanımının Arap olduğunu söylüyor. Başbakan’ın ağzından ‘Türk Milleti’ terimini duyamazsınız. Başbakan Atatürk'ün ‘Ne mutlu Türküm diyene’ söylemine de karşıdır. Atatürk ‘Ne mutlu Türk olana’ dememiştir. Türkiyelilik kavramını Sayın Başbakan söylemektedir. Kendisi her etnik kimliğe alt kimlik, üst kimliğe ise ‘Türkiyelilik’ demiştir.
KÜRTÇENİN EĞİTİM DİLİ OLMASINI İSTİYORLAR
Türkiye'de Kürtçenin özel ve sosyal hayatta öğretilmesi ve öğrenilmesinin önünde engel yok. PKK Kürtçenin milli eğitim sistemine kademeli olarak alınmasını istiyor. İkinci dil talebi ise, Kürtçenin belediye hizmet dili olmasını istiyor. PKK’nın yönetim hakkı talebi de var. Yapılan 'Demokratik Açılım' da buna yönelik. PKK 'Merkezi yapı çok hantal' diyor. Belediye ve valiliklere yetki devri altında Türkiye'de eyalet sistemine geçişin altyapısı hazırlanmak isteniyor. PKK'nın dördüncü talebi de teröristlere genel af çıkartılması talebi. Buna göre 'İmralı Canisi' önce ev hapsine alınacak. Şartlar olgunlaştığı zaman da serbest bırakılarak, siyaset yapmasının önü açılacak. Eğer sizleri 12 Haziran seçimlerinde tekrar aldatmak imkânı bulurlarsa, PKK'nın talepleri bunlardır. 'Ülke sizindir, karar sizindir.'
“GENÇLİĞİ ÜLKEYİ YÖNETMEK İÇİN KULLANACAĞIZ”
MHP, milli birliğin temel harcıdır. MHP, Türkiye için vardır. Etnik temelde oluşacak kardeş kavgasını önlemek birinci görevimizdir. MHP’nin sokak çatışmalarında kırdıracak ülkücü ve milliyetçi gençliği yoktur. Biz bu gençliği Ankara’da ülkeyi yönetmek için kullanacağız. MHP’nin sabrını kimse zorlamamalı. Bütün bu çabalara rağmen ülke uçurumun kenarına getirilirse, kaos, kargaşa fitili ateşlenirse, Türk bayrağı yarıya indirilirse, maldan ve candan da vazgeçeriz. Kader anlarıyla karşılaşabilirsiniz. Böyle bir noktaya gelirsek söyleyeceğimiz ‘Ya devlet başa, ya da kuzgun leşedir.’ Tarih henüz karar vermemiştir. Bu millet son sözünü söylememiştir. Çalanın yanına çaldığı kar kalsın mı? Etnik temelde çatışma, bölünme ve parçalanma süreci devam ettirilsin mi? Ülke sizin, karar sizin. AKP ile devam etmek yoksulluk, yolsuzluk ve etnik bölücülük demektir. Buna siz karar vereceksiniz. AKP’nin bugüne kadar yaptıkları, bundan sonra yapacaklarının göstergesidir.
YENİ CHP NEYİN PEŞİNDE, NE YAPMAK İSTİYOR?
Yeni CHP’nin milli meselelerde gerçekten ne yapmak istediği, nerede durduğu konusunda tereddütler artmaktadır. Kemal Kııçdaroğlu Tunceli'de 'Biz CHP olarak PKK'ya genel affa hazırız' dedi. Van’da da 'Kürtçe eğitime sıcak bakıyoruz ama zamanı tartışılabilir' dedi. Bugüne kadar, Öcalan'ın avukatlığını yapan, Diyarbakır Barosu eski başkanlığı yapmış bir şahıs, yeni CHP'nin genel başkan yardımcısı olmuştur. CHP şimdiye kadar "Laikliğin Bekçisi" olarak görülmüştür. Fakat "Yeni CHP" için bu iradenin önemi nedir? CHP, Türkiye'de 'Hakikatleri Araştırma Komisyonu' kurulmasını istiyor. Bu komisyon, Abdullah Öcalan'ın taleplerinin başında gelmektedir. Bu tavır PKK'nın talepleriyle yüzde 90 örtüşmektedir.
MHP’SİZ BİR MECLİS İSTENİYOR
AKP, CHP ve BDP'den oluşan üçlü blok MHP'yi bir engel olarak görmektedir. 12 Eylül 2010 tarihinden sonra yapılan yorumlarda 'MHP tabanını kaybetti' denildi. MHP'siz bir meclis özlemi var. MHP güçlü bir siyasi parti olarak var olduğu sürece, bunların hayata geçirilmesi mümkün değildir. Bu, aç tavuğun kendini buğday ambarında sanmasına benzer. Bizim siyasi çizgimizde bir patinaj ve sapma olmaz. Bize inanın, bize güvenin. Türkiye'nin tüm sorunlarının çözümü vardır. Çalışma ve gayret bizden. Destek aziz milletimizdendir. Ne mutlu Türküm diyene.