Antalya Ekspres'te yayımlanan habere göre, Manavgat ilçesinde yer alan Tilkiler Mağarası, 6,6 kilometreyi aşan uzunluğuyla Türkiye'nin en uzun üçüncü mağarası unvanını taşıyor. Doğal yapısı, kireçtaşı ve konglomera oluşumları ile öne çıkan mağara, özellikle içindeki su sisteminin aktifliğiyle bilimsel araştırmaların odak noktası olmaya devam ediyor. Kent genelinde tespit edilen yaklaşık 500 mağara arasında kendine has özellikleriyle ayrılan bu doğa harikası, alternatif turizm rotaları arayanlar için farklı bir profil çiziyor.

Audi A4 E-Tron üretimi altyapı sorunuyla 2029'a ertelendi
Audi A4 E-Tron üretimi altyapı sorunuyla 2029'a ertelendi
İçeriği Görüntüle

OYMAPINAR BARAJI ÇALIŞMALARINDA BULUNDU

Mağaranın gün yüzüne çıkması, 1976 yılında Oymapınar Barajı'nın inşası öncesinde yapılan sondaj etütlerine dayanıyor. Barajın yaklaşık 4 kilometre kuzeybatısında konumlanan alanda yapılan ilk incelemelerin ardından, ikinci kapsamlı araştırma 2003 yılında hayata geçirildi. Geçen 27 yıllık zaman zarfında mağaranın giriş bölümündeki konglomera yapılarında aşınmalar tespit edildi. Farklı kaynaklarda uzunluğu 6 bin 650 ile 6 bin 818 metre arasında gösterilen mağara, zaman içindeki doğal erozyon süreçleriyle şekillenmeyi sürdürüyor.

ŞATOLAR SALONU VE KUMDAN KALELER

Tilkiler Mağarası'nın iç kesimlerinde yer alan geniş kumluk alanlar, yapının en ilginç bölümlerinden birini oluşturuyor. Araştırmacıların kilometrelerce derinlikte yer alan bu kum kaplı zeminde yıllar önce yaptığı dört adet kumdan kale, aradan geçen 27 yıla rağmen bozulmadan günümüze ulaştı. Karanlık ve nemli ortamın koruyucu etkisiyle ayakta kalan bu kaleler nedeniyle söz konusu bölüme 'Şatolar Salonu' ismi verildi.

MAĞARAYA GİRİŞ İÇİN HANGİ RİSKLER BULUNUYOR?

Aktif bir su sistemine sahip olan mağarada, mevsimsel değişimler hayati riskler barındırıyor. İlkbahar aylarında karların erimesi ve sonbaharda kış yağışlarının başlamasıyla yeraltı suları hızla artış gösteriyor. Ekim ve kasım aylarında su tablasındaki yükselmenin 60-70 metre seviyelerine ulaştığı ve bazı bölümlerin tamamen sular altında kaldığı bildirildi. Bu istatistiksel veriler ışığında, uzman rehberliği ve özel ekipman olmadan mağaraya girilmesi tavsiye edilmiyor.

Deniz ve güneş turizmiyle bilinen bölgenin iç kesimlerinde yer alan bu tür jeolojik oluşumlar, Manavgat'ın şelale ve sahiller dışındaki doğal zenginliğini de gözler önüne seriyor. Yeraltı su kaynakları ve kanyonlarla desteklenen bu ormanlık alanlar, doğa sporları ve bilimsel çalışmalar için önemli bir rezerv alanı oluşturuyor.

Kaynak: Haber Merkezi