NOT BİR: 'Alanya'da güç dengesi el mi değiştiriyor?” 9 Kasım'da yapılan AKP İlçe Kongresi öncesi, bizzat gazeteye kadar gelen ve kendi tabiriyle 'Beyaz Alanyalı” diye adlandırabileceğimiz (ismi bende saklı) bir beyefendi...

NOT

BİR: “Alanya’da güç dengesi el mi değiştiriyor?”

9 Kasım’da yapılan AKP İlçe Kongresi öncesi, bizzat gazeteye kadar gelen ve kendi tabiriyle “Beyaz Alanyalı” diye adlandırabileceğimiz (ismi bende saklı) bir beyefendi direkt yöneltmişti, üstteki bu şok edici soruyu.

Sonra da, “Bizim zümre adına üzüntü verici ama ne yazık ki Alanya’da güç dengesi yavaş yavaş el değiştiriyor?” dedi, üstelik bu cümleyi adeta “Titanik buzdağına çarptı, usul usul batıyor” dercesine bir tonlamayla söyledi.

Ve ardından şöyle devam etti: “Turistik çarşıya iniyorsun, esnafın yüzde 90’ı Alanyalı değil. Şimdi, ‘Ama mülk sahipleri Alanyalı, diğerleri kiracı’ diyeceksin fakat artık o da değişiyor. Dükkânlar ve arsalar da plansız ve bol harcamalı yaşam standartları nedeniyle ufak ufak el değiştiriyor.”

Aslında yıllardır bu ve benzer gelişmeleri, sütre gerisinden, sessizce gözlemleyen bir “Yerleşik Antepli” olarak bazı gerçekleri az çok biliyor olmama rağmen, sırf sohbet devam etsin diye “Nasıl oluyor o?” dedim, “Bu sorunun cevabını zaten biliyorsun” dercesine yüzüme baktı, derin bir iç çekti.

Epey ilginç analizler, çarpıcı tespitler yaptı ama ben sizin bilmeniz gerekenleri yazayım, gerisi “şimdilik” bana kalsın…

“Güç dengesinin el değiştirmesi sadece mal mülk, para pul anlamında yaşanmıyor” dedi, şöyle devam etti: “Siyaset ve sivil toplum kuruluşu yönetimi manasında da son yıllarda müthiş bir güç dengesi değişimi yaşanıyor. Düne kadar, tırnak içinde ‘Beyaz Alanyalılar’ın talip oldukları ve seçildikleri belediye başkanlıklarına, meslek odası yönetimlerine günümüzde “bir zamanlar kırsal kesimden geldikleri için Alanya’nın adeta zencisi gibi” görülen isimler, ‘tırnaklarıyla kazıyarak’ talip oluyorlar ve o koltuklara oturmaya çoktan başladılar bile. Otelciler, büyük sera sahipleri, yani önemli tarım üreticileri, apartman ve dükkân kiralarıyla yaşam süren kesim maalesef bu makamlara talip olmaya artık pek yanaşmıyorlar.”

Sohbetin tam burasında, biraz da soluklansın ve heyecanı geçsin diye bir es vermek istedim, “Lafınızı balla kesiyorum ama sizce bu güç dengesi değişiminin sebepleri nelerdir? Bunun uzun veya kısa vadede şehre bir zararı/yararı olur mu? Güç dengesi değişiminden rahatsız mısınız, yoksa şu an yaptığınız bir durum tespiti mi?” sorularını yönelttim.

Sizin anlayacağınız, Pandora’nın Kutusu’nu usulca açıverdim.

Karşı taraftan neler öğrendim neler.

Eminim, bu müthiş tespitleri siz de duysanız benim gibi küçük dilinizi yutarsınız. Sohbetin bitiminde, “Bu son söylediklerinizi yazayım mı?” diye sordum, güldü, “Benim için sıkıntı yok ama bence Alanya henüz bunları duymaya hazır değil. Sen şimdilik bu bilgileri not defterinde tut, belki ileride yazarsın, o da belki” deyip müsaade istedi, gitti.

Size söz, bir Beyaz Alanyalı’dan birebir dinlediğim bu müthiş analizleri Alanya’nın hazır olduğunu hissettiğim gün sizlerle paylaşacağım.

***

NOT İKİ: Çin’de bir banka soygunu! Soygunculardan biri bankadakilere bağırır: “Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizin.”

Herkes sessizce yatar.

Bunun adı “ZİHİN DEĞİŞTİRME KAVRAMI”dır.

Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek.

Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır ama bacakları ortadadır.

Soyguncu bağırır: “Edebini takın. Bu bir soygundur, ırza geçme değil!”

Bunun adı “PROFESYONELLİK”tir.

İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş!

Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atarlar.

Genç olanı, yaşlı olana: “Hadi şu paraları sayalım” der. Yaşlı olan: “Çok aptalsın. Bu kadar para sayılır mı? Akşam TV haberlerinde zaten kaç para çaldığımızı öğreniriz” cevabını verir.

Buna “DENEYİM” derler!

Günümüzde deneyim, kâğıt diplomalardan çok daha önemlidir.

Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra şube müdürü, şube şefine hemen polisi aramasını söyler. Şef, “Durun müdürüm. Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp, daha önce hiç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?” der.

Buna “DALGAYI YAKALAMAK” derler.

Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu!

Müdür der ki: “Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik!”

Buna “SIKINTILARDAN KURTULMAK” denilir.

Kişisel mutluluk, işinden çok daha önemlidir.

Akşam TV haberlerinde bankadan 100 milyon dolar çalındığı açıklanır!

Çaldıkları paranın çok daha az olduğunu bilen soyguncular, oturup parayı sayarlar. Hem de tekrar tekrar sayarlar. Bakarlar ki hepsi topu topu 20 milyon dolar!

Bu işe çok kızarlar: “Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka müdürü bir el hareketiyle 80 milyon dolar götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!”

Bu “BİLGİ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” demektir.

Banka müdürü çok mutludur.

Özellikle, bir süre önce borsada kaybettiklerini geri alabildiği için.

Buna “FIRSATLARI KULLANMAK” derler.

Kazanmak için risk almak gerekir.

Peki, sizce gerçek soyguncular kimlerdir?

(KISSADAN HİSSE: Bu alıntı öykü, güzel ülkemde gündem her gün ışık hızıyla değişirken, usul usul zenginleşenlere ithaf edilmiştir)