DEĞERLİ okurlar. Her alanda ve her konuda, şikayet etme ve mevcudu eleştirmekte üzerimize yok.  İtiraf etmeliyim ki. Zaman zaman, aynı haltı biz de bu köşede sergilemekle meşgulüz. Yerel yönetimleri, belli kurum ve kuruluşları, kişileri...

DEĞERLİ

okurlar.

Her alanda ve her konuda, şikayet etme ve mevcudu eleştirmekte üzerimize yok.
İtiraf etmeliyim ki.
Zaman zaman, aynı haltı biz de bu köşede sergilemekle meşgulüz.
Yerel yönetimleri, belli kurum ve kuruluşları, kişileri ve de özellikle iktidarları eleştirmekte neredeyse birbirimizle yarışıyoruz.
Ne yalan söyleyeyim ben, bu konuda ciddi bir biçimde haksızlık yaptığımız kanısındayım.
Biz buyuz.
Bu, bizim gerçeğimiz.
Bakın bu konuda Winston Chorchill ne demiş:
“Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir.”
Şikayet ettiğimiz, eleştirdiğimiz, yerden yere vurduğumuz, hakaretler sıraladığımız bu kişiler bizden birileri.
Yani.
İçimizdekiler.
Soyguncu, vurguncu, hırsız, üçkağıtçı, katil, gaspçı, yalancı dediklerimiz de bizden birileri değil mi?
Siyasetçilere de demediğimizi bırakmıyoruz.
Vatan hainliğinden tutun en olmadık suçlamaları peş peşe sıralıyoruz.
Suçlamaların çoğunda da maalesef haklıyız.
Amma.
Bunları da seçen bizler değil miyiz?
Bunlar da bizden birileri değil mi?
Demek ki, millet olarak bizim kapasitemiz ve de kültür düzeyimiz bu kadar.
Öyleyse.
Öncelikle.
Kendi kendimizi övmeyi bırakıp, özeleştirimizi yapıp, kendi gerçeğimizle yüzleşip, kendimize çeki düzen vermemiz gerekir.
“Bir Türk dünyaya bedeldir.”
“Ne mutlu Türküm diyene.”
Gibi, soyut sloganlardan kurtulup, özlemini çektiğimiz, hayalini kurduğumuz, sürekli sözünü ettiğimiz, dürüstlük, çalışkanlık, vatan ve millet severlik gibi iyi insan olmanın şartları olan bu sözlerden hiç birine bile özde layık olmadığımızı kabul ederek.
Dünyalı ve insan olmaya odaklanmış, mükemmel, bilinçli ve bilgili bir Türk ve bir Türkiye vatandaşı olmanın kaygısıyla hareket etmeliyiz.
Biz hala okumayla, üflemeyle bir şeylerin elde edilebileceğine ve her sorunumuzun da, dua ettiğimiz taktirde, Allah’ın bize sahip çıkacağına, her isteğimizin yerine geleceğine inanıyoruz.
"Onların silahı, parası, çok güçlü ekonomileri karşısında bizim de Allah’ımız var" demenin bir mantığı ya da gerçekçiliği olabilir mi?
Onların Allah’ı yok mu?
Onların da Allah’ı var ama bizim ekonomimiz, teknolojimiz ve silahlarımız maalesef onlarınki kadar güçlü değil.
Önce bu gerçeği kabul etmeliyiz.
- DEVAM EDECEK -