İNSAN, en derin acılara tutunabilme gücünü kendi içinde bulamadığı zaman aslında 1-0 yenik devam eder hayata. İstediği kadar ‘Güçlüyüm, hiçbir şey beni yıkamaz, umurumda değil…' desin, dursun… Evvela içinde, evvela beyninde...
İNSAN
, en derin acılara tutunabilme gücünü kendi içinde bulamadığı zaman aslında 1-0 yenik devam eder hayata. İstediği kadar ‘Güçlüyüm, hiçbir şey beni yıkamaz, umurumda değil…’ desin, dursun…
Evvela içinde, evvela beyninde bitirmeli…
Sürekli mutsuz bir ruh hali, asık bir surat, kırık bir kalp, dil de suçlayıcı, yargılayıcı, itham edici sözler… Akıp giden saatler, yitirilen zaman, birer birer kaybolan anılar ve en kötü kararlardan bile daha vahim olan kararsızlıklar…
Nefes alamayacak kadar güçsüz hissetmek, sanki üzerinden TIR geçmiş gibi tüm gücünü yitirdiğini düşünmek, duygusal küntleşme yaşadığını attığın her adımda, dinlediğin her şarkıda daha bir duyumsamak…
“Bundan sonra mı? Bir daha asla! Tövbe!” sözleri ya da kaybolunan o yol da bulunan ilk korunaklı limana sığınıp sığınmama arasında yaşanan gel-gitler…
İnsanlardan, acıdan, ivedilikten kaçış…
Yolculuklar… Yollar…
Kendi içine, kendi dünyana yapılan, kendini, kendiliği bulmaya, yaşamaya yönelik seyahatler…
‘Sıkıntıya ramak kala’yı elinin tersiyle itip ‘Bu da geçer ya hû’ya sığınmak… İşte, esas tılsım bu!
En derin olan esasında ‘Bu da geçer ya hû’ da gizliymiş, ‘Olgunlaştık’ zannederken meğer tam anlamıyla pişmediğimizi fark etmemizde.
Ama unutmayın, hayat hiçbir şey için kendimizi üzmememiz gerektiğini öğretir, öğütler bize.
Üstelik her seferinde usta bir öğretici kimliğine bürünerek hiç sezdirmeden yapar bunu bize.
Çok azımız görür, hisseder, içselleştiririz. Öyle değil mi?
Nefes alıp vermenin bir mucize olduğunu unutmadan her gün ayrı bir şükür sebebi ile sarılın hayata, aynadaki yansımanıza, sizi koşulsuz-şartsız her zaman seven ailenize, hatta dahası var, anılarınıza, acılarınıza, yaşadığınız her ne varsa sımsıkı sarılın…
Acıya da, en dayanılmaz sandığınız anlara da kocaman sarılın…
Sizi yutup gitmeye de, size sarılıp sizinle yola devam etmeye de her daim hazır olan zamana, evet ona da sarılın.
Koskocaman, olanca gücünüz kuvvetinizle…
Unutmayın sizi güçlendirecek ve pişirecek olan, hissettiğiniz için sevinmeniz gereken, o duygulardan başkası değil. Şükrederek sarılın yaşadığınız ana…
Yeniliklere kapınızı açarak, yeni insanlar tanımaya müsaade göstererek…
Hiçbir şey için sıkmayın canınızı.
Nihayetinde ‘Bu da geçer Ya hû’… Keyifli günler!