ÜLKE ve toplum olarak nereye sürüklendiğimiz belli değil. Şarkın kaos bataklığına balıklama dalmakla meşgulüz. Biz şarka yönelirken, batıya meydan okuyarak yiğitlik tasladıkça, batının tepkisini üzerimize çekip olmadık eleştirilere...

ÜLKE

ve toplum olarak nereye sürüklendiğimiz belli değil.
Şarkın kaos bataklığına balıklama dalmakla meşgulüz.
Biz şarka yönelirken, batıya meydan okuyarak yiğitlik tasladıkça, batının tepkisini üzerimize çekip olmadık eleştirilere muhatap olmaya başlayınca, batı bizden, biz de batıdan nefret etmeye başladık.
Ülkede terörün her türü boy gösterip her gün 3-5 şehit verirken, biz ülkemizdeki sorunlara odaklanma yerine, dünyanın sorunlarını çözmeye kalkma saçmalığı içindeyiz!
Hamasi nutuklarla beyinler yıkanıyor, toplum bir maceradan bir başka maceraya sürükleniyor.
Kültür Bakanı "15 yılda sessiz devrim gerçekleştirdik" diyor.
Doğru söylüyor.
Altyapıda, yap-işlet-devret metoduyla da olsa çok büyük yatırımlara imza atılarak gerçek bir devrim gerçekleştiriliyor.
Üstyapıda ise gerçekleşen şey, karşı devrim.
Çağdaşlığa yelken açmaya çalışan, bilime önem veren bir toplumsal yapılanmadan, bilimin ötelendiği, dogmalarla beslenen, hurafelerin, hikaye ve masalların öne çıkarıldığı ve toplumun bundan 1300 yıl öncesinin Emevilerin ve Abbasilerin düşünsel açılımlarına yönelerek, çağdışı bir bilinmezliğe dönük, bir karşı devrim hayata geçiriliyor gibi!
Belli bir duygusallık içinde, inanç bağlamında, iyi niyetle, toplumsal bütünleşme hayaliyle dinselliğe ağırlık verilmeye çalışılırken, milliyetçiliğin, dinsel ve mezhepsel inançların istismar edildiği, hamasi nutuklarla toplumun oradan oraya sürüklendiği, soygunun, vurgunun, cinayetlerin güncel sıradan olaylar haline geldiği, her alanda kutuplaşmanın tavan yaptığı bir fetret döneminin içinde, ruhsal olarak bir çöküş içinde ne yapacağımızı bilemez haldeyiz.
Kimse kimseye güvenmiyor.
Herkes, herkesi potansiyel suçlu gibi görüyor.
İnsanların, özellikle askerlerin haksız yere suçlanıp, yargılanıp hapislere atıldığı, kumpasların yaşandığı dönemleri yaşadık.
Dün "Bu ülkeyi dünyaya tanıtıyor" diye göklere çıkarttığımız FETÖ denen alçak yapılanmanın kumpaslarıyla mağdur olmuş vatanseverlerimizin üzüntüsüyle kahrolurken, bugün de bu rezilin yandaşlarını ortaya çıkartmaya çalışırken, bu yapıyla uzaktan yakından ilgisi olmayanlar ve bazı rezillerin iftiraları sonucu yeni mağduriyetlerin yaşanmasına da neden olunabiliyor.
Çok şükür ki, bu tür saçmalıklar, yargının ve güvenlik güçlerinin duyarlılığı sayesinde asgari düzeye çekilmiş durumda.
“Her toplum, hak ettiği şekilde yönetilir.” Sanırım toplum olarak tüm bu olumsuzlukları hak edecek bir bozulma, yozlaşma ve kokuşma içine sürüklenmekle meşgulüz!
ABD, AB ve Rusya, Irak ile Suriye’de güç gösterisi içinde.
İran da gücü nispetinde bu oyunun bir parçası olmaya çalışıyor.
Biz de, bu kurtlar sofrasında, ya siyasi ikbal, ya da zorunlu olarak yer kapmanın özel çabası içindeyiz!
Türkiye öyle bir duruma geldi ki, haberleri dinlemekten bile korkar olduk.
Böylesine zor bir dönemden geçmemize karşın, hala siyasiler birbirlerine veryansın etmekle meşguller.
Ülkeyi yönetmekle, sorunlara çözüm bulmakla yükümlü olan, önde gelen beyinlerimiz, her gün süslü şiirsel söylemlere dayalı nutuklar çekerek, ona buna meydan okuyarak yeni düşmanlar yarattığımızın farkında bile değiliz!
Allah hepimize akıl fikir ihsan eylesin.
İşimiz Allah’a kaldığına göre, biz de dogmatizmin ipine sarılarak, tüm bu dertlerden kurtulabilmek için, dua etmekten başka çaremiz kalmadı gibi bir şey!
Tüm bu olumsuzluklara karşın, Alanya siyaseti ve de Alanya’yı yönetmekle yükümlü tüm aktörler, özellikle de siyasetçilerimiz başta olmak üzere bürokratlarımız ve sivil toplum örgütlerimizin, ülkeye örnek gösterilecek bir performans sergilemeleri ise bizi bu geneldeki karamsarlık batağından çıkartmaya yetiyor da, artıyor bile.
Bu yönüyle, Alanya’daki tüm önde gelen aktörleri içtenlikle ayakta alkışlıyor, hepsine de tek tek teşekkürlerimi sunuyorum.