Günümüzde irtica, günlük yaşamımızın bir parçası olurken, siyaset alanının da bir sloganı haline geldi. İrticanın ne olduğunu net bir biçimde ortaya koyan bir alıntıyla konuya girmekte yarar var: 'İrtica kelimesinin sözlük anlamı...

Günümüzde irtica, günlük yaşamımızın bir parçası olurken, siyaset alanının da bir sloganı haline geldi.İrticanın ne olduğunu net bir biçimde ortaya koyan bir alıntıyla konuya girmekte yarar var: “İrtica kelimesinin sözlük anlamı gericiliktir. İrticai faaliyetlerde bulunanlar, toplumun sahip olduğu çağdaş değerleri reddedip akla ve bilime aykırı eylemlerde bulunarak çağ dışı bir düzeni geri getirmeye çalışırlar. Her türlü gelişim, değişim ve yeniliğe karşı tavırlı olmak irticanın en önemli özelliğidir.”

İrtica gericilik olduğuna göre, ilericilikten ve çağdaşlıktan söz edenlerin de, kendi özeleştirilerini yapmalarında yarar var.

Gericilik salt din temelli arayışlara dayalı bir yapılanma ya da bu doğrultudaki düşünsel açılımlar da değildir.

Her anlamda geçmişe öykünen, belli tabular yaratıp o tabulara tapınan, her tür yeniliğe ve gelişmeye bir kulp takıp karşı çıkmak da gerici bir yaklaşım olduğuna göre, bunu da bir irtica olarak kabul edebiliriz.

Boğaz köprülerinin yapımına sudan gerekçeler üreterek karşı çıkan, her tür uluslararası ilişkiyi teslimiyetçilik olarak değerlendiren, Türkiye’nin en büyük sorunu olan enerji ihtiyacına çözüm bulmaya dönük olarak enerji santrallerine, nükleer teknolojiye karşı çıkan, yer altı zenginliklerinden yararlanmaya çevrecilik adına engel olma gayretleri, uzaya uydu göndermeyi bile protesto etmeye kalkan bir zihniyetin çağdaşlıktan söz etmesi mümkün mü?

Gençlerin, kulağa hoş gelen soyut kavram ve sloganlarla beyinlerini yıkayıp, bu tür saçma sapan eylemlerin içine sürükleyenlerin ilericiliğinden ülkesini ve ülke insanını sevdiğinden söz etmek mümkün mü?

Ülkede defalarca darbe yapmış, meclisi feshetmiş, insanları mahkum edip idam etmiş, bir sürü soygunun ve vurgunun bir parçası olmuş, darbeci beyinlerin yargılanmalarına bile karşı çıkan bir zihniyetin, bırakın ilericiliği ve çağdaşlığı, ülkesini ve ülke insanını düşündükleri iddia edilebilir mi?

Din temelli bir rejimi savunan insanlar ne denli büyük bir saçmalığın tutsağı olmuşlarsa, bu beyinler onlardan bile tehlikeliler.

Şeriatçılık çizgisinde gideceklerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azken, kendilerini bilge zanneden bu sözde aydınlar, her alana yayılmış, ağzı laf eden, bencil, beyazı siyah gibi gösterme becerisine sahip, ülkeyi salt kendilerinin yönetmesi gerektiğine inanmış zavallı demagogların gericiliği bana göre çok daha tehlikeli noktalara taşınmaya başladı!