İlişkilerinize şöyle bir bakın. Ailenizle, yakın arkadaşlarınızla, akrabalarınızla, öğretmenlerinizle, iş arkadaşlarınızla ilişkileriniz nasıl? Onlar size, siz onlara ne kadar yakın ve açıksınız? Fark edin. Karşılıklı iletişiminizde...
İlişkilerinize şöyle bir bakın. Ailenizle, yakın arkadaşlarınızla, akrabalarınızla, öğretmenlerinizle, iş arkadaşlarınızla ilişkileriniz nasıl? Onlar size, siz onlara ne kadar yakın ve açıksınız? Fark edin. Karşılıklı iletişiminizde uyum söz konusu mu? Duygu ve düşüncelerinizi, karşılıklı olarak, istenilen ve doğru kabul edilen bir üslupla, rahatça ifade edebiliyor musunuz? Çevrenizdekilerle bir arada olmaktan, onları dinleyip, onlarla bir şeyler paylaşmaktan ne kadar keyif alıyorsunuz? Aslında tüm bu ve benzeri formdaki sorular, ilişki de size kendinizi fark edebilmeniz açısından ipuçları vermektedir. Birçok ilişki, ne yazık ki yaşanan iletişim çatışmaları sebebiyle sona ermektedir. İletişim çatışmaları diye sözünü ettiğimiz şey, aslında tam anlamıyla karşımızdaki kişi veya kişilerle, bir türlü karşılıklı empati kurmayı başaramamaktan geçer. Empati de anlama ve anlaşılma temel koşuldur. Bu nedenle iletişimde yaşanan çatışmaların engellenmesi ya da minimuma indirgenmesi açısından, empati kurma becerisine sahip olabilmek oldukça önemlidir. Peki nedir empati? Empati denildiğinde, aklıma nedense hep sosyoloji hocamın söylediği güzel bir Kızılderili deyimi gelir: “Karşımızdakinin ayakkabısı içinde 1 mil yürümek.” Empati, kişinin yaşanan bir olay veya durumu değerlendirirken kendisini, objektif olarak, karşısındakinin yerine koyup, ona onu anladığını hissettirmesidir. Başkalarının inançlarını, arzu ve duygularını kendi duygularınızla empoze etmeden anlayabilmek, başkalarını “okuyabilmek” tir. Bir de sempati dediğimiz şey var. Nedense birbirleri ile çok karıştırılır, empati ve sempati. Sempati, karşımızdaki kişinin duygu ve düşünceleri ile örtüşme halidir. O üzülürse üzülür, sevinirse seviniriz. Empatideki gibi, karşımızdakinin duygularını anlamaktan ziyade, sempati de bu duyguları yaşayıp, paylaşabilmemiz ve karşımızdakiyle tam anlamıyla bir uyum içerisinde olabilmemiz önemlidir. Bir örnekle somutlaştırmak gerekirse, sempati duyduğunuz bir takımın maçını izlerken, ister istemez en az sahadaki oyuncu kadar heyecanlı olursunuz. Takımınızın galibiyetini coşkuyla kutlar, mağlubiyetine derinden üzülürsünüz. Yani duygularınız ön plandadır ve karşınızdaki ile bunu paylaşmaktan çekinmezsiniz.ANLAŞILDIĞINI HİSSETMEKHer insan, karşısındaki kişi tarafından anlaşıldığını hissetmek ister. Bu onaylanmak gibi algılanmasın lütfen. Sadece, konuşmaları esnasında dinlenilmek ve anlattıklarının karşısındaki kişi tarafından anlaşıldığını hissetmek… İşte bu yüzden empati kurmadaki en önemli etkenlerden biridir, karşımızdaki kişiye onu anladığımızı hissettirmek. Sadece söylemlerimizle değil, eylemlerimizle de ona “Seni çok iyi anlıyorum”u ifade edip, hissettirebilmeliyiz. Takdir edersiniz ki, biz insanlar karşımızdaki kişiler tarafından anlaşıldıkça mutlu olur, kendimizi rahatça ifade ederiz. Sağlıklı empati kurmayı başarabilmek, toplumsal yaşamda insan olabilmenin en önemli mihenk taşlarından biridir. Empati kurabilme becerisine sahip insanlar, genellikle toplumda anlayışlı, hoşgörülü, sevecen, saygılı ve de dozunda eleştiri yapıp karşısındakini kırmayan kişiler olarak bilinir, sevilirler.DİKKAT!Sağlıklı empati kurabilmenin temel şartı, bütün koşulları objektif olarak değerlendirebilmekten geçer. Yani esas mesele, karşımızdaki kişinin yerine kendimizi olduğumuz gibi değil de, o koşullar içerisinde bulunan insanların alternatif davranış şekillerini ve duygularını değerlendirip, mantık süzgecinden geçirdikten sonra koyabilmek de gizli. Bir diğer sağlıklı empati koşulu, karşımızdaki kişi her ne yaşamış olursa olsun, yaşadığı olayın olası tüm sonuçları bizi değil onu ilgilendirir. Bize düşen bu noktada, kişinin yaşadıklarını içselleştirmeden, tabiri caizse duygusala bağlamadan, kendimizi gereksiz yere yıpratmadan, hoşgörüyü empatiye katabilme becerisine sahip olabilmektir. Unutmayın, insanlar dinlenilmek, anlaşılmak isterler. Karşılarında kendilerini empatik dinleyebilme yetisine sahip birisi varsa, feyz alırlar onlarla muhabbet etmekten. Kendilerini yakın ve rahat hissederler. İşte açık iletişim dediğimiz olay da bu nokta da gerçekleşmiş olur. Hem kendimiz hem de karşımızdaki kişi için, sempatik empati dediğimiz olayı kavrayıp, başarabileceğimiz sağlıklı günler!