Vatandaş olarak, iktidarlardan beklentilerimizi üç ana başlıkta toplayabiliriz ama, bu üç başlığın, öyle kolay kolay hayata geçirilebilecek şeyler olmadığını da hepimizin bilmesinde yarar var. Bu ülkenin ve bu toplumun bir ferdi olarak,...
Vatandaş olarak, iktidarlardan beklentilerimizi üç ana başlıkta toplayabiliriz ama, bu üç başlığın, öyle kolay kolay hayata geçirilebilecek şeyler olmadığını da hepimizin bilmesinde yarar var.Bu ülkenin ve bu toplumun bir ferdi olarak, bugün için benim en önemli beklentilerimi şöyle sıralayabilirim.1) Terörün biran önce sonlanması.2) Türkiye’nin en hızlı bir biçimde sanayileşmeye devam etmesi.3) Türkiye’nin biran önce vesayet rejiminden kurtulup,demokrasinin bütün kurallarıyla uygulandığı, üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu, tam anlamıyla laik bir cumhuriyet konumuna gelmesidir.AK Parti iktidarının demokratik açılımlarını, yasamanın ve yürütmenin güçlenmesi yolunda attığı ciddi adımları, ekonomideki başarılı adımlarını içtenlikle destekliyorum.Bir siyasi yapının ve bu yapıda yer alan önde gelen aktörlerin, dinsel tercihini öne çıkarmasını, doğmalara dayalı düşünsel açılımları desteklemesini, gençliği özellikle de, küçük yaştakileri, bir dinsel öğretiye yöneltmesini ve bir inancın simgelerinin teşvik edilmesini hatta bu simgelerle öne çıkarak toplumu şu ya da bu biçimde etkilemeye ve yönlendirmeye kalkmasını kesinlikle onaylamıyorum.Bir gencin erginlik çağına gelene kadar, düşünsel, ideolojik ya da dinsel tercihlere yönlendirmeye kalkmanın pek de doğru bir şey olmadığı inancındayım.Her bir birey, şu ya da bu biçimde, çevresinin etkisiyle bir inanca yönelmekte. Doğru olan, gençlerimizin hiçbir dayatmaya muhatap olmadan, özgür iradeleriyle, farklı inançları ve düşünsel açılımları inceleyerek, kendine özgü bir inanca ve düşünceye yönelebileceği bir ortamın yaratılmasıdır. Bir kitap bir düşünürün kendi düşüncesini ortaya koyar. Okumaktaki amaç, farklı düşünceleri öğrenip kendimize özgü bir düşünceye sahip olmaktır.Salt bugün değil dünlerde de özellikle de 1980 öncesinde, ideoloji temelli siyasi yapılanmalar, gençliği, kendi saplantıları ve ezberleri doğrultusunda, soyut kavram ve sloganlarla koşullandırıp, fanatik birer militan olarak yetiştirmenin yanlışı yaptılar, yapmaya da devam edenler var!.Tek doğru olarak kendi düşüncesine ve ideolojisine odaklanan gençlerimiz, farklı düşünsel açılımları düşman gibi gördüklerinden ya da kendilerine böyle gösterildiğinden, gençlik birbirine düşman edildiği içindir ki bu ülke kan gölüne dönmüştü.Siyasetçilerin gençliği ideolojik ya da siyasi yöne yönlendirmek için verdikleri çaba yerine, gençliğin, bilim dalında çok daha donanımlı hale gelmeleri yani, en iyi okullarda ve en yetenekli öğretim üyelerince bir dalda uzmanlaşmalarına katkı verilse, bu ülke çok daha farklı noktalara taşınır.Bugün bile hala, üniversitelerimizde gençlik, çağ dışı kalmış ideolojilerin etkisinde anlaşılmaz eylemlere imza atabiliyorlar.Gençliğin, depolitize edildiğinden yani siyasetten uzaklaştırıldığından şikayet edenler, gençliği eskisi gibi kullanamadıklarından ve yönlendiremediklerinden dolayı rahatsızlıklarını ortaya koyuyorlar.Gençliğin görevi, hayatın başlangıcında, daha hayatı anlamadan, ülkeyi kurtarmaya kalkmak değil, ülkeye yararlı bir insan olabilmek için, iyi bir öğrenim görmeleri ve uzmanlık konularında en ön saflarda yer alabilmenin yarışı içine girmeleridir.