DEĞERLİ okurlarımla, kimi dostlarımın, son aylarda yazılarıma sık sık ara vermemden dolayı serzenişte bulunmalarından dolayı çok memnun olduğumu söylemeliyim. Demek ki, sayıları sınırlı da olsa yazılarımı takip edenler varmış! ...
DEĞERLİ
okurlarımla, kimi dostlarımın, son aylarda yazılarıma sık sık ara vermemden dolayı serzenişte bulunmalarından dolayı çok memnun olduğumu söylemeliyim.
Demek ki, sayıları sınırlı da olsa yazılarımı takip edenler varmış!
Değerli dostlarım, 75 yaşını da sollamış bulunuyorum.
Son üç yıl içinde, neredeyse hastanelerin ve doktorlarımızın müdavimi olduk.
Eski araba gibi, bir tarafı onarıyoruz, sonra bir başka taraftan arıza çıkıyor.
Hele hele son olarak salgın hale gelen grip mikrobu, beni o kadar sevdi ki, ben istemesem de, sürekli ziyaretime gelmekle meşgul.
Tabii ki, kimileri de düşünsel anlamda, yaşlılığın bir gereği olarak erozyona uğradığımı düşünüyor olabilir!
Şimdilik böyle bir sorun olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Bunama sürecine girdiğimde, bunu itiraf edip sizlere veda edeceğimden emin olabilirsiniz!
Bu konuda beni test edebilecek en yakın dostum ve yazılarımı elden geçiren gazetemizin Genel Yayın Müdürü Ferit Kesen ile, internetten yazılarımı alan Yeni Alanya Gazetesi'nin değerli Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Kübra Duman hanımefendi.
Bu iki gencin ve gazetenin tüm çalışanlarının bana dönük hoşgörü ve ilgilerine ne kadar teşekkür etsem azdır.
Tabii bu arada, gazetemizin patronu Mehmet Ali Dim’in yakın ilgisine de ayrıca teşekkür etmek isterim.
Rahmetli Arıkan Yılmaz Dim hocayla başlayan dostluğumuz Sayın Dim’le uzun yıllara dayanan bir süreci kapsamakta.
Yeni Alanya Gazetesi ile birlikte yürüdüğümüz bu serüvene daha ne kadar devam edebileceğimi bilmem mümkün değil.
Bu yolculukta, Arıkan Yılmaz Dim, Altemur Kılıç, Osman Mayatepek ve diğer bazı dostlar bizi yarı yolda bırakmak zorunda kaldı.
Hepsine de ayrı ayrı nur içinde yatsınlar diyorum.
İnsan, bir ömür denen şeyin ne kadar kısa olduğunu, bir asrın üç çeyreğini tamamlayınca çok daha iyi anlıyor!
“Geçen seneler sanki dün gibi,
Neredeyse dün bir, bugün bir ömür bitti.”
Bu yazı da neredeyse “Son mektup”a dönüştü!
Umarım birkaç yıl daha sizinle birlikte olmaya devam ederim.
Kısaca özetlersek, eskisi gibi her gün bu köşede sizinle buluşamamamın bir sürü nedeni olabilir.
Bu anlamda beni anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.
Dünyanın, ülkemizin ve çevremizin nasıl bir kaos sürecinin içinde bocaladığını, toplum olarak da çok gergin ve huzursuz olduğumuzu da düşündüğümüzde, insanın tüm bu olumsuzluklarla dolu ortamda yazmak istemediğini de itiraf etmemde yarar var.
Genelde her gün neşeli güzel şeyler yazmak istesek de, böylesine olumsuzluklarla dolu ortamlarda güzel şeyler nasıl bize yansımıyorsa, biz de sizlere olumlu şeyler aktaramamanın üzüntüsü içindeyiz.
Umarım en kısa zamanda, başta dünya olmak üzere, çevremiz ve ülkemiz, bütün insanların mutlu ve huzurlu olabileceği bir ortama kavuşur.
Tüm dostlarıma sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler diliyorum.