GEÇEN hafta başladığım 'Havadan para kazanmak” konusunda sizlere öncelikle ülkemizdeki havalimanlarının hemen hemen tamamının işletmesinden sorumlu Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) Genel Müdürlüğü'nün...
GEÇEN
hafta başladığım “Havadan para kazanmak” konusunda sizlere öncelikle ülkemizdeki havalimanlarının hemen hemen tamamının işletmesinden sorumlu Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) Genel Müdürlüğü’nün gelirlerinden bahsetmiştim. Bugün ise ulaşım/otopark ve yolcu terminallerindeki ücretlere değineceğim. Yolcu olarak bizi, ödediğimiz bilet ücretinden sonra en çok ilgilendiren kısma. Ayrıca, hava yolu şirketlerinin giderlerinden bilet ücretleri üzerinde önemli etkisi olan harcama kalemlerinden de örnekler vereceğim.
Ülkemizde havalimanlarına ulaşım hala çok önemli bir sorun. Az sayıdaki dışında çoğu kentimizde sadece kara yolu ulaşımına bağlıyız. Raylı sistem (normal-hızlı tren) veya metro yok. Bazı havalimanlarımız kent merkezlerine oldukça uzak. Her yıl bir öncekine göre rekor derecede artış gösteren hava yolu yolcu taşımacılığındaki bu artışın sürmesi için bence ele alınması ve çözümlenmesi gereken en önemli sorun bu. Yoksa gelişmekte olan “hızlı tren” taşımacılığı hava yolu ile ulaşımı önemli derecede etkileyecek. Örneğin Ankara-İstanbul hızlı treninin tüm bağlantıları tamamlandığında, “hava yolu – hızlı tren” rekabetini hep birlikte göreceğiz. Zira ülkemizin başkenti Ankara’nın tek havalimanına bile sadece kara yolu ile gidebiliyoruz. Kendi arabanız ile gitseniz, şehir merkezinden neredeyse 40 dakikalık bir yolculuk, arabanızı birkaç gün için havalimanı otoparkına bıraksanız neredeyse iç hat bilet parasına yakın ücret ödüyorsunuz. Ankara’da yıllardan beri kent merkezi-havalimanı arasında metro yapımından söz ediliyor. Hala ortada bir gelişme yok, anlaşılan daha çok bekleyeceğiz. Umarım, İstanbul’un yeni havalimanı hizmete verilmeden (öngörülen) raylı sistem bağlantısı hazır olur. Yoksa kent merkezine oldukça uzak olan bu havalimanının daha açılışında ulaşım sorunun yaşayacağız demektir.
Havalimanı otoparkları neden bu kadar pahalı? Aslında bunun cevabı çok basit. DHMİ tarafından yapılan terminal işletmeciliği (YİD veya kiralama) ihalelerinde otoparklar da terminal hizmetleri kapsamında ihale ediliyor, yani terminal işleticisi otoparkları da işletiyor. Daha önceki yazılarımda, belirlenmiş işletme süreleri üzerinden DHMİ’ye ödenecek kira bedelleri için yapılan –açık artırma türü- ihalelerde kira bedellerinin ne kadar yüksek rakamlara ulaştığından bahsetmiştim. Hatırlamak gerekirse, Adnan Menderes Havalimanı terminallerinin 18 yıllık işletmeciliği için 610 milyon euro (yıllık 33,9 milyon euro), Dalaman Havalimanı terminallerinin 25 yıllık işletmeciliği için 705 milyon euro (yıllık 28,2 milyon euro) ve Milas-Bodrum Havalimanı terminallerinin 20 yıllık işletmeciliği için ise 717 milyon euro (yıllık 35,9 milyon euro) kira bedeli belirlenmişti. Bu ücretlere KDV dâhil değil. Terminal işletmecilerinin yapacağı yenilemelerde, yeni tesisler de dâhil değil. Tabi bir de işletme giderleri var. Rakamlar bu kadar yüksek olunca terminal işletmecilerinin özellikle havacılık dışı gelirlere yönelmesi zorunlu oluyor. Bunlar kısaca doğrudan yolculara yapılacak hizmet satışları yani, yeme-içme gibi ile otopark ücretleri. İşte bu yüzden otopark ücretleri yüksek. Çaya, kahveye, yemeğe de çok yüksek ücret ödüyoruz. Bazıları bu ücretleri normal karşılıyor, ben –tahmin edersiniz– yolcuların havalimanlarında ödedikleri hizmet ücretlerine sürekli yüksek diyorum. Kiralama ihaleleri bu şekilde yapılmaya devam ederse yüksek olmaya da devam edecek. Ulaştırma, Denizcilik, Haberleşme Bakanlığı’nın son yılların manşet sloganına atıfla devam etmek istiyorum. “Hava yolu, halkın yolu”. Diğer bir ifade ile eskiden sadece ekonomik durumu iyi olanların yararlanabildiği hava ulaşımından artık her kesim yararlanabiliyor. Öyleyse, nasıl bilet ücretleri makul seviyelere geldiyse, havalimanında yolcuya yönelik tüm hizmetler de makul seviyelerde oluşturulmalı. Burada DHMİ’ye düşen görev, yapacağı yeni ihalelerde bu tür hizmetlerin ücretlerine üst sınırlamalar getirmeli ve ihaleye giren şirketler buna göre teklif vermeli.Terminal ücretlerinden bahsetmeye devam edeyim. Terminal içinde yer hizmetleri kapsamındaki yolcuya-bagaja verilen hizmetleri (check-in), uçakların körük hizmetleri, hava yolu taşıyıcıları ofis kiraları gibi birçok hizmet bu kapsamda. Detaya girmeyeceğim ancak bu ücretlerin de yüksek kira bedelleri bağlamında yüksek olduğunu tahmin etmek zor değil. Zira terminal işletmecileri de kar etmek zorunda.
Terminal işletmecilerinin önemli gelir kaynaklarından biri hiç şüphesiz gümrüksüz satış (free-shop) mağazalarında yapılan satışlar. Bu mağazalarda istediklerini istedikleri fiyata satsınlar, itirazım yok. Fiyat uygunsa alırız, değil ise almayız. Biraz da hava yolu şirketleri maliyetlerine bakalım. En büyük harcama kalemi uçak yakıtı ödemeleri. Geçmiş yıllarda giderler içindeki payı yüzde 35’ler seviyesindeydi. 2011-2013 yıllarında ham petrolün varil fiyatı 120 ABD doları civarındaydı. Halen 60 ABD doları civarında ve 50 dolara doğru gidiyor. Bu ne demek? Hava yolu giderlerinin en önemli kısmında büyük bir azalma olduğuna göre uçak biletlerinde indirim demek. Hava yolu şirketleri indirim yapacaklarını açıklıyorlar ancak hepsi çok temkinli, zira yaz sezonu henüz başlamadı ve bugünden yapılacak bir indirim yakıt fiyatları tekrar artmaya başlarsa önemli zararlara neden olur diye düşünüyorlar. Haksız da değiller, yakıt fiyatlarındaki istikrarsızlık havacılık sektörünün başına hep dert oldu. Sonuçta, bize sabrederek beklemek düşüyor. Hava yolu şirketleri son birkaç yıldır kar etmeye başlamıştı, kesin olan bu yakıt ücretleriyle bu yıl da kar edecekleri. Sürdürülebilirlik açısından kar etmeleri gerek, beklentimiz de isteğimiz de bu zaten. Önümüzdeki yıllar içinde uçak filolarında büyük yenilemeler olacak, oldukça yüksek satın alma/kiralama bedelleri oluşacak/ödenecek, ucuza uçmaya devam etmek için yakıt fiyatlarının bu düzeyde kalması büyük avantaj olacak.
Hava yolu şirketlerinin diğer önemli gideri hava seyrüsefer ücretleri ve havalimanlarına ödedikleri ücretler. Hava seyrüsefer ücretleri uluslararası kural ve uygulamalara göre belirleniyor. Ücretlerde maliyetler esas alınıyor. Gelelim havalimanı ücretlerine, genel giderler içindeki payı yüzde 10’lar mertebesinde. Diyeceksiniz ki, 2 haftadır yazıyorsun, hepsi bu yüzde 10 için miydi diye?Diğer giderlere dokunmak mümkün olmayınca azaltılabilecek olanlara bakmak gerekmez mi? Ben de onu yapıyorum. Diğer çok önemli bir konu, bilet ücretleri üzerindeki vergiler. Ülkemizde uçak bilet ücretleri üzerinde yüzde 18 KDV var. Hava yolu halkın yolu ise bu vergi neden yüzde 8’e indirilmez. Daha çok kişi uçunca devlet daha fazla kazanmaz mı? Bu sadece benim düşüncem değil. Tüm havacılık sektörü bu şekilde düşünüyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından yayınlanan yıllık sektör raporlarında da bu yazıyor.Yazımı, DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal’ın 2015 Ocak ayındaki DHMİ Başkanlıklar Arası Koordinasyon Toplantısı'ndaki konuşmasından alıntı ile tamamlayacağım “Önemli olan yatırım yapmak. Kaynakları olabildiğince yatırıma yönlendirmek. Çünkü yaptığımız yatırımlar, ülkenin geleceğine gelecek nesillere yapılan yatırımlar… Sadece bugün için hizmet üretmiyoruz, eser inşa etmiyoruz, yaptığımız şeyler geleceğe yaptığımız yatırımlar.” (http://www.dhmi.gov.tr/haberler.aspx?HaberID=2340&yl=-1#.VLFVQNKsXhk).
Ben de diyorum ki, hizmet kalitesini arttırmaya, yatırım yapmaya devam ancak DHMİ’nin bu kadar kar etmesine gerek yok. Hava yolu maliyetlerini arttıran ücretler mümkün olduğunca azaltılsın, daha da ucuza uçalım.
Haftaya görüşmek üzere…