Bilader, Hambal Kerim Emmi'min torunu Hasan Gılıc'ı Alanya'da bilmeyen yogdur. 'Kevkiden bi aşg hikayesi' deyi şiyiri gözelce okudu, banta çegdirdi, arşaleye yetirdi engi şiyiri. Öndün Hasan Gılıc'ın maydunuz hikayesini...

Bilader, Hambal Kerim Emmi'min torunu Hasan Gılıc'ı Alanya'da bilmeyen yogdur. 'Kevkiden bi aşg hikayesi' deyi şiyiri gözelce okudu, banta çegdirdi, arşaleye yetirdi engi şiyiri. Öndün Hasan Gılıc'ın maydunuz hikayesini yazıverdidim. Dün benim av guşlarımdan Durali Kevki yeni bi habar eleddi Hasan'dan. Öndüün Hasan, çevreyolundan aarı sanayi tarafına gedib gederimiş arabaala. Hööle yerde para arar gibi aar aar gederimiş. Gırmızı ışıın birinde durmuş. Beglerkene arkasından arabanın biri gümbede düşürmüş. Hasan Gılıc da boş bulunmuş, kafasını diregsiyona çarpmış. Bereked bişey olmamış, arabadan dışarı admış gendini. Bi bagmış cipli bi hanim sürüyoru arabayı. Cep tilefonuula gonuşurumuş hanim. Hasan Gılıc'ın arabasına çarpdıgdan soona da heç isdifini bozmamış, taa gonuşmaya devam ederimiş. Hasan Gılıc, hanimin yanna yanaşmış, "Hanimefendi, gırıg çıkıg bişey yog dee mi?" demiş. Hanim tilefonu gulaandan çegmiş, "Ööne neci bagmayorsun?" deyi bi de ökelenmiş. Hasan Gılıc bi hoşolaalmış, "Hanimefendi, gelib de gübbede çarpıcaanı bilemedim, gusura bagma. Suç benim" demiş. Evel arabaya da peg bişey olmamışımış. Tamponda çizig bile yoomuş. Durali Kevki'ye "Durali Emmi, avrad gısmına huylamaacagsın, deelise adamı mavuladıllar. Onun uçun heç sesdenmedim. Hu sıralar nere gedsem başıma bi iş geliyoru. Her işde de gabaadlı ben oluyom. Bana hööle nefesi guvadlı bi hoca buluver de, gendimi bi okudaam" demiş.  
Ben de burdan Hasan Gılıc'a 'Geçmiş olsun' deyom. 
Benden böönlüg bu gadar. Hadi galın saalıcaala.