Askerimiz, Jandarmamız ve polisimiz, bu ülkenin ve bu ülke insanının güvenliğinden sorumlu en temel unsurlar. Bunlar, aynı zamanda, silahlı güç. Son yıllarda, güvenlik güçlerine dönük saldırılar giderek artmaya ve de kontrol dışına çıkmaya...
Askerimiz, Jandarmamız ve polisimiz, bu ülkenin ve bu ülke insanının güvenliğinden sorumlu en temel unsurlar.Bunlar, aynı zamanda, silahlı güç.Son yıllarda, güvenlik güçlerine dönük saldırılar giderek artmaya ve de kontrol dışına çıkmaya başladı.Güvenlik güçlerine dönük ölümcül eylemlerinin önemli bir bölümü, terör örgütünün kalleşçe saldırısı şeklinde gelişmekte.Güvenlik güçlerinin genel anlamda en önemli işlevlerinden birisi caydırıcılığıdır.Bu caydırıcılık son yıllarda tamamen ortadan kalkmış, polisin silah kullanmayacağını bilen namertler, polise fütursuzca saldırabilmekte, polisin gözü önünde ortalığı yakıp yıkabiliyorlar.Geçenlerde, Kartal Cevizli’de, güvenlik görevlileri şüphelendikleri iki kişiyi sorgulamaya kalktığında, zanlılarla orada bulunan yakınları, polisleri linç etmeye kalktı.Polisin elinde silah olduğu halde, saldırganlar acımasızca polise sandalye ile vurabiliyor, yumruk ve tekmeler atabiliyor.Nevruz Bayramını da kana bulayıp, bayramı bile mateme çevirmekten çekinmeyen rezillerin rezilliklerinden ne zaman kurtulacağımız henüz belli değil.Otuz yılı aşkın bir süredir binlerce vatandaşımız öldü.Bunların niyeti, Kürtlerin haklarını aramak değil, Türk Kürt kardeşliğini düşmanlığa dönüştürüp ülkede iç savaş çıkartmak.Kürt halkını düşünseler, bölgeye yapılan yatırımları engellerler miydi?Her tür eylemi demokratik hakmış gibi görmeye ya da göstermeye kalkmak, aymazlıktan başka bir şey olamaz.Ülke genelinde, her alanda ve her konuda, eylem timleri oluşturulmuş durumda.Bunların önemli bir bölümü, demokratik hak arama, belli uygulamalara dönük demokratik bir tepkiden çok, ülkede kaos yaratmak, güvenlik güçlerini yıpratmak, onları görev yapamaz hale getirme adına yapılmakta.Alanya’da da, sağlıkta, eğitimde ve benzeri alanlarda, bazı dernekler, belli sayıdaki yandaşlarıyla birlikte, protesto eyleminde bulunabiliyor ve yazılı ya da sözlü açıklamalar yaptıktan sonra da sessizce dağılıp gitmekteler.Alanya’da, şimdiye kadar bu tür eylemlerde güvenlik güçleriyle çatışan ya da güvenlik güçlerinin müdahale ettiği bir eylem gündeme gelmemiştir.Ama ne yazık ki, metropollerde özellikle de İstanbul ve Ankara’da aynı oda ve derneklerin eylemleri hep olaylı bir biçimde sonlanıyor.Bu çelişkinin izahını yapmak pek kolay olmasa da, sanırım oralardaki dernek yöneticileri bambaşka düşüncelerle yola çıkıyor olmalılar!Konuyu özetlemeye çalışırsak, güvenlik güçlerinin caydırıcılığını yeniden hayata geçirebilmek için, polisin, jandarmanın ve askerin her tür yasa dışı gösteriler karşısında, yasal müdahalesini “Orantısız güç kullanma” gibi göstermekten vazgeçip, kamu görevlilerine ve kamu mallarıyla birlikte vatandaşın da canına malına kasteden çirkin eylemlere karışanlara dönük olarak, güvenlik güçlerinin de gereken sertlikte bu rezillere ve rezilliklere müdahale edebilmelerinin önünün açılması gerekir gibi geliyor bana!