Yeni Alanyalı komşularımızla gerçekleştirdiğimiz iftar programı, Alanya’nın çok kültürlü yaşam biçimini ve birlikte yaşama iradesini güçlü biçimde görünür kıldı.

Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğimiz iftar programında, 32 ülkeden 600’ün üzerinde Yeni Alanyalı komşumuzla aynı sofranın etrafında buluştuk. Bu buluşma, sadece bir iftar organizasyonu olarak değil, Alanya’nın nasıl bir şehir olduğunu yeniden hatırlatan anlamlı bir tablo olarak hafızamızda yer etti.

Bu kente yerleşen insanların hemen hepsi, bir zamanlar Alanya’ya önce bir misafir, bir turist olarak geldi.

Kimi güneşini sevdi, kimi denizini, kimi doğasını, kimi de Akdeniz kıyısında kurulan hayatın içindeki huzuru…

Fakat zamanla bu şehir onlar için geçici bir uğrak olmaktan çıktı. Alanya, hayatlarını sürdürmeyi seçtikleri yeni bir yuvaya dönüştü.

131

Bugün artık onlar, bu kentin dışından gelen ziyaretçileri değil; Alanya’nın gündelik hayatına karışan, sosyal dokusuna temas eden ve bu şehrin ritmine kendi sesini ekleyen komşularımızdır.

Bir şehri daha güzel bir yer yapanda biraz budur zaten, o şehre gönülden bağlanan insanların çoğalması…

İftar programımızın en anlamlı yanlarından biri de buydu.

Yerleşik olarak Alanya’da yaşayan yeni Alanyalı komşularımız, bu davet sayesinde yaşadıkları ülkenin kültürünü ve inanç dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ramazan ayının manevi atmosferi, aynı sofranın etrafında buluşmanın sıcaklığı ve iftarın paylaşmaya dayanan ruhu, birçok misafirimiz için sadece izlenen değil, bizzat yaşanan bir kültürel tecrübeye dönüştü.

Bu yönüyle bu gönül sofrası bence son derece kıymetli örnek oluşturuyor.

13-4

Çünkü bugün dünyanın birçok yerinde savaşların, acıların, kutuplaşmaların ve ayrışmaların yaşandığı bir dönemden geçerken, böylesi bir zamanda Alanya’dan yükselen bu tablo, yalnızca yerel ölçekte değil, dünya ölçeğinde de büyük bir anlam taşıyor.

Kurulan bu sofra bize çok temel ama çok güçlü bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:

“Dili, inancı, kültürü ya da milliyeti ne olursa olsun insanlar bir arada, saygı içinde ve huzurla yaşayabilir.”

15-2

Alanya’nın göze görünmeyen gizli gücü de tam burada yatıyor.

Tarih boyunca farklı insanlara ev sahipliği yapan bu şehir, bugün de farklı ülkelerden gelen insanları yalnızca ağırlayan bir yer değil; onları kendi hayatının doğal bir parçası haline getirebilen özel bir yaşam alanı.

Bu yönüyle Alanya, sadece doğal güzellikleriyle değil, kurduğu insani bağlarla da bir dünya kenti kimliği taşıyor.

Yeni Alanyalılar Platformu olarak bizim yapmaya çalıştığımız şey de tam olarak bu noktaya oturuyor.

Bu ortak yaşamı daha görünür hale getirmek, yeni komşularımızın Alanya’ya sunduğu katkıyı daha güçlü biçimde ortaya koymak ve onları bu şehrin geleceğine daha aktif biçimde dahil etmek.

Çünkü aidiyet dediğimiz şey, yalnızca bir yerde yaşamakla oluşmuyor.

İnsan, yaşadığı yere dokunabildiği, söz söyleyebildiği ve katkı sunabildiği ölçüde kendini gerçekten ait hissediyor.

16-2

İftar programımızda gördüğümüz ilgi bize bir kez daha gösterdi ki, Alanya’da kurulan bu çok kültürlü hayat, yalnızca bugünün değil, yarının da en büyük zenginliklerinden biri olacaktır.

Aynı sofrada buluşan 600’ün üzerinde, 32 ülkenin insanı, aslında bize Alanya’nın nasıl bir şehir olduğunu bir kez daha gösteriyor. Farklılıkların ayrıştırmadığı, aksine bir araya getirerek güçlendirdiği kadim bir kentte yaşıyoruz.

Dilerim ki bu tablo, sadece Alanya için değil, bütün dünya için de ilham verici bir örnek olarak büyümeye devam etsin.