Göğüs ağrısı, nefes darlığı, terleme ve bulantı kalp krizinin en önemli belirtileridir. Ancak herhangi bir belirti vermeden de krizler gelişebilir ki en tehlikelisi de budur. Çünkü belirti vermeyen kalp krizi ölümle sonuçlanabilir. KALP...

Göğüs ağrısı, nefes darlığı, terleme ve bulantı kalp krizinin en önemli belirtileridir. Ancak herhangi bir belirti vermeden de krizler gelişebilir ki en tehlikelisi de budur. Çünkü belirti vermeyen kalp krizi ölümle sonuçlanabilir.KALP KRİZİ NEDİRKalp krizi, kalp enfarktüsü ya da akut myokard enfarktüsükalbinkoroner arterlerinde gerçekleşen bir bozukluk sonrası (sıklıkla koroner arterlerdeki tıkanıklık sonucu kalp kasının ilgili bölümünün beslenememesi ve oksijensiz kalması ile) meydana gelen yetersizlik sonucu şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkan ve ölümle sonuçlanması olası patolojik duruma denir. Dünyada en başta gelen ölüm sebeplerindendirKALP KRİZİ NEDENLERİ NELERDİRKalp, insanlarda dinlenme anında dakikada 60-80 kez tüm vücuda kan pompalayan güçlü bir pompadır. Tüm vücudun kan ihtiyacını karşılarken kendisinin de beslenmesi için kan kullanması gerekir. Kalbin kendini besleyen damarların (koroner arterler) dolaşım bozukluğunda koroner yetersizlik meydana gelir.Kalp damarları ani olarak tıkanırsa kalp krizi ortaya çıkar.Kalbi veya beyni besleyen damarlar; kolesterol (kan yağları), diğer yağlar, kalsiyum ve kandaki bazı maddelerin birleşerek oluşturdukları tabakalar (plaklar) yüzünden daralabilir. Kalp krizi, bu daralmaların zaman içinde tam bir tıkanıklığa dönüşmesiyle oluşabilir.Aynı zamanda, koroner damarların dışında başka damarlarda oluşabilecek plaklardaki kırılmalar sonucu kana karışan parçalarda pıhtı oluşturarak kalp damarlarını tıkayabilirKALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?Bazen kalp krizi çok ani ve şiddetli bulgular ile başlar ve kolayca tanı konabilir. Ancak pek çok kişide olay yavaş ve hafif bir ağrı veya rahatsızlık hissi ile başlar ve ne olduğu anlaşıldığında hasta için geç kalınmış olabilir.*Göğüste ağrı ya da rahatsızlık hissi.Sıklıkla göğsün ortasında, birkaç dakika süren, bazen azalıp artabilen, basınç, sıkıştırma, dolgunluk ya da ağrı hissi tarzındadır.* Vücudun üst kısımlarında diğer bölgelerde rahatsızlık hissi.Bir kolda veya her ikisinde, sırtta, çenede veya midede ağrı ya da rahatsızlık hissi.* Nefes alıp vermede güçlük.Göğüste ağrı ya da rahatsızlık hissi ile birlikte veya tek başına solunum güçlüğü.* Soğuk terleme, bulantı veya baş dönmesi göğüs ağrısı ya da göğüste rahatsızlık hissi.Hem kadın hem de erkeklerde kalp krizinin en sık belirtisi göğüs ağrısı ya da rahatsızlık hissidir. Ancak, kadınlarda diğer bulgular da sıklıkla göğüs ağrısına eşlik eder.Emin olunamadığı durumlarda bile yukarıdaki belirtiler ve kalp krizi kuşkusu olduğunda mutlaka en kısa sürede (5 dakikadan fazla beklenmemeli) acil yardım ve ambulans çağrılmalıdır...Bazı insanlarda belirtiler çok gizli olabilir. Örneğin diyabet hastaları hemen hemen hiç ağrı duymazlar ve sadece nefes darlığı ve soğuk terleme şikayetleri olur. Bazı hastalarda mide ülseri veya pankreatit ağrısıyla kalp krizi ağrısı karıştırılabilir, ülser lehine yanlış yorumlanabilir.NE YAPMAK GEREKİR?Bu belirtilerle karşı karşıya kaldığınızda derhal bir yere oturup dinleniniz ve hemen bir sağlık kuruluşuna ulaşmaya çalışınız. Dışarıdaysanız cep telefonuyla yardım isteyiniz. Kesinlikle yürümeye veya merdiven çıkmaya devam etmeyiniz. Çünkü aktiviteye devam etmek zaten oksijen alamayan kalbinizin oksijen talebini daha da artıracaktır.KALP KRİZİ GEÇİRME RİSKİM VAR MI?Bu hastalığa ait bulgular her yaşta görülebilir. Fakat yaşlılarda bu hastalığın ortaya çıkmasında önemli bir faktördür. Genelde 50 yaşından sonra ortaya çıkan bu hastalık erkeklerde kadınlara nazaran biraz daha fazla görülür. Kadınlarda salgılanan östrojen hormonu bu hastalıktan koruyan önemli bir faktördür. Ama menopoz döneminden sonra bu hormonun miktarı azalacağı için koroner arter hastalığı riski artmaktadır.Sigara birçok hastalıkta olduğu gibi bu hastalığın oluşmasında da etken bir faktördür. Kalbin beslenmesini bozar. Düzensiz ve aşırı yağlı beslenen kişilerde kolesterol seviyesi yükselir. Tansiyon (kan basıncı) artar. Şeker hastası olanlar dikkat etmelidir. Alkol kullanımı da yakalanma riskini arttırır. Ayrıca stresli bir yaşam sürenler hareketsiz bir yaşam tarzı seçenler risk altındadır.Genetik faktörler de koroner damar sertliğinin oluşmasında önemli bir etkendir. Bu hastalığa ait risk faktörleri (kolesterol yüksekliği şeker hastalığı) kalıtsal olarak diğer aile bireylerine geçmektedir.TESPİTİ;EKG: Elektrokardiyografi adı verilen bu yöntemle kalbin atım düzeni koroner arter hastalığı ve geçirilmiş kalp krizi hakkında bilgi elde edilir.Eforlu EKG: Doktorun gerekli gördüğü durumda istenir. Hasta koşu bandı üzerinde koşarken kalp elektrosu kaydedilir. Damarların kalbi ne kadar oranda beslediğine bakılır.Talyum miyokard sintigrafisi: Talyum nükleer bir maddedir. Bu madde damardan verilerek kalp kasının beslenmesine bakılır. Bu yöntemle kalbin yeteri kadar beslenmeyen yerleri tespit edilir.Ekokardiyografik inceleme: Kalp kasının kasılması ve kalp kapakçıları hakkına bilgi elde edilir. Kalp ultrasonla incelenir.Koroner anjiyografi: Damarların net bir şekilde görülmesi için damar yapısını inceleyen bir yöntemdir. Genelde tanı koymanın zor olduğu durumlarda uygulanır.TEDAVİSİTedavide öncelikle tıkalı damara öncelikle balon anjiyoplasti yapılarak damar genişletilir ve stent takılır. Fakat bazen bu plaklar çok sert olabilir. Bu durumda bypass ameliyatı yapılarak damarda kan akışı normale döndürülür. Daha sonra, tıkalı damardaki plağın kırılması sonucu oluşan pıhtı koroner damardaki tıkanıklık sadece pıhtı eritici ve kan sulandırıcı ilaçlarla tedavi edilebilir. Fakat her zaman bu tedavi sonuç vermeyebilir.Daha ileri dönemde bir daha tıkalı damardan dolayı pıhtı oluşmaması için hasta hayat boyu kan sulandırıcı kullanmak zorundadır. Çünkü damarda oluşan plakları ortadan kaldırmak mümkün değildir. Sadece tıkanıklık stent ve anjiyoplasti yoluyla genişletilebilir ve ilaçlarla tıkanıklığın ilerlemesi durdurulabilir.KORUNMA YOLLARI*Yaş, cinsiyet, kalıtım gibi unsurlardan kaçamayız.* Sigara bırakılabilir, en azından azaltılır.* Doğru şekilde beslenmeli, obeziteden kaçınmalı,* Kötü kolesterol diye tarif ettiğimiz LDL türü kolestrolü normal sınırlarda tutulmalı* Tansiyon kontrol altında tutulmalı* Alkol ve kahve kullanımı azaltılmalıdır.* Tuz ve yağ tüketimini düşürmeli ve şeker normal sınırlarda kalmalıdır.* Eğer damarda tıkanıklık oluşmuşsa tıkanıklığın büyümesi önlemek için çeşitli ilaçlar verilmeli ve pıhtı oluşumunu engellemek için kan sulandırıcılar kullanılmalıdır.* Değiştirilebilir faktörler içinde önlenmesi belki de en zor olanı strestir. Sürekli stres altında kalan kişiler öncelikle stresin nedenlerini düşünmeli, bunları ortadan kaldırmaya çalışmalı veya bunlardan mümkün olduğunca uzak durmalıdır.* Beslenme, koroner kalp hastalığından korunmada çok önemli yer tutar. Omega 3 yağ asitlerinden ve HDL kolesterolden zengin olan fındık, ceviz, badem her gün az miktarda da olsa yenmelidir.* Hareketsiz yaşamdan mümkün olduğunca kaçınmalı; örneğin yakın mesafeler için araba kullanmamalı, asansör yerine merdivenleri tercih etmeli, her gün düzenli yürüyüşler ve egzersizler yapmalıdır. Önemli olan; sporu yaşımıza ve bünyemize göre yapmak ve vücuda aşırı yüklenmemektir.