O soğukta arabayı itmeye kalkıp motor gücüne destek sağlamaya üçümüzünde cesareti yetmedi. Haydi risa öne olmadı geriye derken araba geriye çıkabildi. Araba çıkabildi ama bizim sabah erken görmeyi, görüp sahip olmanın hayallerini kurduğumuz...
O soğukta arabayı itmeye kalkıp motor gücüne destek sağlamaya üçümüzünde cesareti yetmedi. Haydi risa öne olmadı geriye derken araba geriye çıkabildi. Araba çıkabildi ama bizim sabah erken görmeyi, görüp sahip olmanın hayallerini kurduğumuz tekelerde kuş gibi uçtu gitti. Bir kere araba ileri gidemedi geri çıktı. İleri gidebilseydi hiç tereddüt etmeden eminim devam ederdik. Şimdi buradan yürüyerek istediğimiz gözeklere, istediğimiz zamanda çıkmamız imkansızdı. Geri çıkan arabamızın yönünü Çökele istikametine çevirmemiz gerekti. Belki hava dahada soğur geriye dönemeyebilirdik. Oda biraz vakit alınca Akdağ sevdasından vazgeçtik. Çökele’ye geri dönüp Semerci’nin manarına yerleştik.
Hacı’yla Kerim Gırbelen tarafını kontrol etmek için ayrıldılar. Sülo’yla bende Asar, Gengelli tarafını. O gün Sülo’yla kontrol etmemiz gereken yerlerden hiçbir işaret alamadık. Kerim’le Hacı’da bir şey görememişti ama Hacı karda büyük bir teke izi gördüm yönü aşağıya doğruydu diyip durdu. Semerci’nin manarında gecelerken bir ara manarın üstüne yağan yağmurun sesiyle uyandım. Baktım Hacı’da uyanmış. Ulu tanrım nelere kadir değil yağmur yağıyor. Şimdi bu yağan yağmur soğuğu alır götürür. Baba seninle dağın sefasını süreriz diyordu.
Yeri gelmişken yayla manarlarının çatı örtülerini anlatayım. Manarların çatısı üstünde karı fazla barındırmayacak kadar eğimlidir. Kiremit benzeri örtü malzemelerini tutan don erittiğinden buralarda tercih edilmez. Buralarda kullanılan örtü malzemesi çinko denen bir cins paslanmaz sacdır. Bu paslanmaz sacın altındada kereste olarak muhakkak sedir ağacı kullanılır. Çünkü sedir ağacının dışında kullanılan ağaca çakılan çivileri kuvvetli fırtına söker. Sedir kerestesi çakılan çivileri tuttuğu için fırtına çatıyı söküp götüremez. Gayet tabi çatı metal olunca üstüne inen yağmur veya dolunun sesini çoğaltarak binanın içine iletir. Hacı’yla bizi uykumuzdan uyandıran seste çinkonun çoğaltarak bize ilettiği yağmurun sesiydi.
Sabah kalktığımızda inceden inceye yağan yağmur soğuğu götürmüştü. Buna hepimiz sevindik. Tam av havasını bulmuştuk. Daha önce anlattım mı bilmiyorum, yağan yağmura hiç aldırmadan altında yatan dağ keçileri yağmurdan ıslanmış bitkilerle temasa gelmekten pek hazetmezler. Böyle oluncada yağmurlu havada yemlenmek için açık kayalıkları tercih ederler. Bu özellikleride onların avcı tarafından daha iyi görülmesini sağlar. Gerçi yağmurlu havalarda avcıların kör duman dediği sis bazen olumsuz etkiler yapabilir ama sisin olumsuz etkisi geçicidir. Onun için avcı şiddetli yağmazsa yağmurlu havayı sever. Zaten yükseklerde yağmur sahildeki kadar şiddetlide yağmaz.