DAHA geçtiğimiz hafta Atatürk'e saldırı furyasından bahsetmiştik. Üzerinden bir hafta geçmeden densizin birinin, 'Yeni devlet kuruyoruz” diyerek FETÖ'nün yarım bıraktığı misyonu tamamlama gayretine düştüğünü görmekteyiz....

DAHA

geçtiğimiz hafta Atatürk’e saldırı furyasından bahsetmiştik.

Üzerinden bir hafta geçmeden densizin birinin, “Yeni devlet kuruyoruz” diyerek FETÖ'nün yarım bıraktığı misyonu tamamlama gayretine düştüğünü görmekteyiz.
AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) eski üyesi ve Sivil Alan Platformu Başkanı Ayhan Oğan'ın, “Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin, bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” sözleri kendisine yüklenen misyonun gereklerini yerine getirmek için, kemik yalayıcılığından öteye gitmeyen üslubu ile devlet kuracağını ve devletin liderini işaret ederken, kendinden bu kadar emin ve görüşlerini ifade ederken kuvvet aldığı bir mercii olduğunu anlıyoruz.
Bu ve bunun gibi zihniyetlere sahip olanların cumhuriyet ve onun değerleri ile sorunları olduklarını ifadelerine değil sıfatlarına bakmamız yeterli oluyor.
Bu zihniyettekiler Lozan Antlaşması'nı türlü hakaretler ile “Hezimet” olarak vurgularken, Sevr Antlaşması'nı tanıyanlardan ne farkı vardır?
Türk milleti tarihte 16 devlet kurmuş, hiçbiri de başka bir devlet tarafından yıkılmamıştır.
Devletin bekası söz konusu olduğunda teşkilatçı ve devlet tecrübesine sahip Türk milleti yeni bir devletin temellerini atarak, tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmamıştır.
Türk devletlerinin 17.'si Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Devletimizin kuruluş aşamasını hatırlatmakta fayda görüyorum.
Hani o ağızlarına almadıkları Sevr Antlaşması ile tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmayan Türk milletini bir avuç toprak parçasına sıkıştırmış ve devlet olma kriterleri elinden alınmıştı.
Türk milletini ve devletini yok etmeyi planlayan antlaşmanın kabul edilemeyeceğini söyleyen iki elin parmaklarının geçmeyecek kadar kişilerin başında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları geliyordu.
İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri Sevr Antlaşması'nın imzalandığı ve İstanbul Hükümeti tarafından onaylandığı zaman atılmıştı.
Devletin bekasının bir antlaşma ile yok edilmiş duruma gelmesinden ötürü yeni devletimizin temelleri atılıp, Türk milletinin payidar kalması sağlanmıştı.
Peki bugün yeni devlet tartışmaları açılmasındaki neden nedir?
Devletimiz bir beka sorunu ile karşı karşıya değil, bir işgal durumu söz konusu bile değildir.
İşgale cesaret edebilecek bir devlet, bir hakimiyet de ortada yoktur.
Çok şükür ki pek çok aksaklıklar ve Yürütme'de yaşanan sorunlar olsa da devletimiz tüm birimleri ile dimdik ayaktadır.
Bizleri dışarıdan hiçbir şekilde yıkamayacağının farkında olanlar, tarihte olduğu gibi içeriden fitne ile yıpratarak kendi kendimizi tüketmemizi beklemektedirler.
PKK, DHKP-C, FETÖ ve bunun gibi türlü entrikalar ile devletimizi ve milletimizi bölmek, yavaşlatmak ve geride bırakmak gibi emeli olanlar tarihte olduğu gibi gelecekte de olacaktır.
Ama bu vatanı ve milleti özünden çok seven bizler de burada olacağız.
Türkiye Cumhuriyeti'ni ve bu devleti bizlere armağan eden Ata'mıza daima sahip çıkacak, onu koruyacağımıza ant içmiş bir milletiz.
Ne yazık ki üst üste bu vakaların artmasını tesadüf olarak görmek ahmaklıktır.
Bilinçli, planlı ve asimetrik olarak yürütülen bu kampanyanın amacına ulaşamayacağı da aşikârdır.
Bu mezhebi gayr-i sahihler ne kadar devletimizin kurucusu Başbuğ Atatürk’e saldırsalar, bir o kadar sevgimiz artıyor, ne kadar devlete saldırsalar o kadar devlete olan bağlılığın arttığının farkında değiller.
Sözlerime son verirken, bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Biz birilerinin içinden geçenleri iyi biliriz.
Dile getiremezler ama sıfatlarından niyetleri bellidir.
Hayallerinde bile kurmaya kalktıkları o devleti başlarına yıkar geçeriz.
Ne mutlu Türk'üm diyene!