Derin üzüntü duyduğumuz deprem afeti nedeniyle talebin arttığı ürünlere zam yaparak bu acı olaydan istifade etmeye çalışanlar fırsatçılık suçu işlemektedirler.
Her bireyin gerek kendisi ve gerekse ailesi için sağlıklı ve iyi yaşayabilme hakkı, yeterli yaşam standartlarına sahip olma hakkı, beslenme ve gıdaya ulaşım hakkı bulunmaktadır. Gıda olmadan insanların yaşamlarını sürdüremeyecekleri bilinen bir gerçektir. Güvenli gıdaya ulaşmak ise yaşamı sağlıklı sürdürmek açısından oldukça kritik öneme sahiptir. Bu vazgeçilmezlik durumu ve kritik önem, tarım ve gıda ürünleri ile ilgili sistemi, her türlü etik ve güvenlik sorununa karşı hassas hale getirmektedir. Gıda endüstrisi, Türk ekonomisinde kurulmuş en eski kollardan birisidir ve bu endüstride rekabet gücünün büyük öneme sahip olduğu bilinmektedir. 'Tüm üretilen gıdalar hilelidir' gibi bir öngörü doğru değildir. Ayrıca ürünün kalitesi ve tasarımı, üretici firmaların başarılarında son derece önemli bir faktördür. Türkiye’de yapılan taklit ve tağşişle ilgili konular, Avrupa Birliği’nde “Food Fraud (Gıda Sahtekarlığı)” genel başlığı altında toplanmaktadır.  
Taklit veya tağşiş fiilinin, üreten veya ithal eden gıda veya yem işletmecileri tarafından işlenmesi halinde ilk ihlalde 54 bin 555 liradan az olmamak ve 545 bin 550 lirayı aşmamak kaydıyla yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde biri oranında idari para cezası uygulanacaktır.
Gıda Standartları Ajansı tarafından gıda sahtekarlığı “Tüketiciyi aldatma niyetiyle ve ekonomik kazanç için kasıtlı olarak gıdayı piyasaya arz etmek” olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca bu kavram “Ekonomik olarak bir çıkar sağlamak amacıyla gıdaya yapılan yasa dışı müdahale” olarak da ifade edilmektedir. Müdahaleler, gıdanın değerini olduğundan yüksek göstermek veya ucuz benzerlerinin ilavesiyle maliyetini düşürmek şeklinde olabilmektedir. Gıda güvencesi ve gıda güvenliği perspektifinden taklit ve tağşiş, gıda sahtekarlığının bir alt kategorisi olarak ele alınmaktadır. Hem Türkiye’de hem de AB’de, gıda sahtekarlığı, bir çeşit suç olarak tanımlanmaktadır. Gıda endüstrisindeki firmaların tamamının taklit veya tağşiş yapıyor izleniminin oluşturulması doğru değildir. Dünyada ve Türkiye’de taklit ve tağşiş genellikle kayıt dışı firmalar tarafından gerçekleştirilmektedir. Türkiye’de yaklaşık 95 bin gıda üretim tesisi bulunmaktadır. Rekabet gücü, ticari gelir kaygısı, mevzuata uyum, artan talep, kaynak yetersizliği gibi nedenlerle maalesef sıklıkla taklit ve tağşişe başvurulduğu gözlemlenmektedir. Üretici tarafından gıdanın kasıtlı olarak seyreltilmesi, içeriğinin yanlış tanıtılması veya etiketlerinde yanlış ya da yanıltıcı beyanlar bulunması örnek olarak verilebilmektedir.
Buna göre kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdalar, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak ve mülkiyeti kamuya  geçirilerek imha edilecek.  Kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya ürün arz eden (fason yaptıran) işletmecilere, 50 bin-500 bin TL arasında, yıllık gayri safi gelirinin yüzde 1’i oranında idari para cezası verilecektir. Aynı fiilin 3 yıl içinde birinci tekrarında cezalarının alt ve üst sınırlarının iki katı kadar ceza verilecek. İkinci kez  tekrarlanması durumunda gıdayı üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecisine, 1000-3000 gün adli para cezası ve 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men cezası verilecektir.
Bu fiillerde sadece üretici ve ithalatçı değil, perakendecinin de sorumluluğu var. İzlenebilirliği sağlamadan piyasaya arz eden perakende gıda veya yem işletmecisine 5 bin TL’den aşağıya olmamak ve 500 bin Türk Lirasını geçmemek kaydıyla, fiilden bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa fiil tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde 1'i oranında idari para cezası verilecektir. İdari para cezaları Bakanlık tarafından uygulanabilecektir.
Aynı şekilde kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdalar ile ilgili cezalarda da önemli artış sağlandı. İnsan sağlığını tehlikeye sokacak fiillerde, örneğin gıdalara katılması yasak olan ilaç etken maddesi kullanımı, sahte içki üretim ve satışı halinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacak. Buna göre mahkeme kararı ile ilk uygunsuzlukta 1-5 yıl arası hapis ve 1000-5000 gün arası adli para cezası verilebilecek. 3 yıl içinde tekrarında ise 5-10 yıl faaliyetten men cezasına kadar ağır yaptırımlar getirilerek cezalar caydırıcı hale getirildi. 
Tağşiş ve taklit, gıdaların kalitesini, güvenliğini ve güvenilirliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Tüketici güveni zedelenirken gıda işletmeleri maddi/manevi zarar görmektedir. Son dönemlerde güvenli gıda ürünleri üzerindeki tartışmalar, ciddi boyutlara ulaşmaktadır.  Gıda endüstrisinde tağşiş, taklit ve sahte üretim, sadece Türkiye’nin değil, ekonomik ve sosyal açıdan gelişmiş diğer ülkelerin de aralarında olduğu dünyadaki pek çok ülkenin ortak küresel bir sorunudur. Gıda endüstrisinde tedarik zincirleri ne kadar karmaşık ve gıdalar ne kadar fazla işlenmiş olursa, sahtecilik fırsatlarının da o kadar arttığı belirtilmektedir. Önemli olan bu sorunlara karşı nasıl önlemler alındığı ve sorunların ne şekilde yönetildiğidir. Son dönemlerde gerek ulusal ve gerekse uluslararası gıda mevzuatında bu konuya ayrı önem verilmektedir. Tağşiş ve taklit, gıda güvenliği ve gıda güvencesi konuları ile birlikte değerlendirilmektedir ve 5996 Sayılı Kanun’un madde 3/63 ve 3/64’üne göre tanımları şöyledir:
TAĞŞİŞ NEDİR?
Bu kanun kapsamındaki ürünlere temel özelliğini veren öğelerin ve besin değerlerinin tamamının veya bir bölümünün mevzuata aykırı olarak çıkarılmasını veya miktarının değiştirilmesini veya aynı değeri taşımayan başka bir maddenin, o madde yerine aynı maddeymiş gibi katılmasını ifade eder.
TAKLİT NEDİR?
Bu kanun kapsamındaki ürünlerin, şekil, bileşim ve nitelikleri itibarıyla yapısında bulunmayan özelliklere sahip gibi veya başka bir ürünün aynısıymış gibi göstermeyi ifade eder.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü gıda güvenliğini 'Tüm insanların her zaman aktif ve sağlıklı yaşam tarzı için besin ihtiyaçlarını ve gıda tercihlerini karşılayabilecek yeterli ve güvenli gıdaya fiziksel ve ekonomik olarak ulaşabilme' olarak tanımlamıştır. Gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için FAO, dört ana şartı ileri sürmektedir.
Çağımızın en önemli hukuki sorunlarından birisinin gıda güvenliği ve dolayısıyla gıda mevzuatına duyulan ihtiyaç olduğu ifade edilmektedir. Dolayısıyla gıda güvenliği açısından hile ile üretilip satışa sunulan gıdaların ticaret hayatına sokulmasının sadece bireysel değil; toplumsal açılardan da telafisi güç ve imkansız zararlara ve ayrıca halk sağlığı sorunlarına ve haksız kazanç eldesi ve haksız rekabet oluşturduğu bir gerçektir. Gıda güvenliğini tehdit eden unsurlar, gıda zincirinin herhangi bir basamağında ortaya çıkabilir. Bu nedenle gıda zinciri boyunca etkin bir kontrolün gerçekleştirilmesi önemlidir. 
Depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza ve tüm yaralılarımıza çok geçmiş olsun. Vefat eden vatandaşlarımıza da Allah'tan rahmet diliyorum. Tüm ülkemizin başı sağ olsun. Allah bir daha böyle doğal afetleri vatanımıza yaşatmasın.