Fakirlik; yaşam sürecinde yoksulluk, verimsizlik, kısırlık, geçim için yeterli maddi geliri olmama durumu şeklinde ifade edilen garip-guraba hali maddi açıdan başkalarına muhtaç olma, sefalet içinde yaşama durumudur. Enflasyon yüksek ve zamların hızlı seyrettiği süreçlerde fakirlik hem derinleşmekte, hem de fakir sayısı hızla artmakta, toplumsal kıtlık dönemine girilmektedir. Fakir; hiç bir geliri olmayanlarla, geliri olmasına rağmen kendini ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayamayan kimselerdir. Cahile de bilgi fakiri denmektedir. İslam ülkelerinde; tasavvufi zühd yaşantısı süren, Müslümanlığı öğreten; geçimlerini fıtr, zekat ve sadakayla sürdüren zenginler de fakirlikle anılmışlardır. Tembel ile fakiri karıştırmamak lazımdır. Ve fakirlik hiçbir zaman kader olmamalıdır…
Zenginlik, varlıklı olma, fakir ve muhtaç olmama; asli ihtiyaçlardan fazla mal ve servete sahip olma; hiç bir şeye hiç kimseye muhtaç duruma gelmeme, servete, ihtiyaçtan fazla mala sahip olma halidir. Politikada denizde yüzen ihale zenginleri de vardır. Aktif siyasetin argumanları demokrasinin nimetlerini çok iyi değerlendirerek itibar ve zenginin yükünü fakir-fukara, garip gurabaya yüklemekte başarılıdırlar. Sanırım tek yüzükle girişip sermaye sahibi olmak herkese nasip değildir. Halk arasındaki “haramsız parayla zengin olunmaz” söylemi önemlidir. Türk-İslam ahlakı helal kazançta mülkiyete sınır tanımaz ama haramı yasaklar. Cimrilerin durumu ne gariptir ki; fakirler gibi yaşar, zenginler gibi ölürlermiş…
“Dünya fakiri ahiret zengini veya dünya zengini ahiret fukarası” arasında da önemli fark olmalıdır. Etkin politika bu konuda önemli ipuçları vermektedir. Yüksek enflasyona neden haramı helal kılan akıl dışı uygulamadan; akılcı politikalara geri dönme zamanının çoktan geldiğinin farkına varabilmiş; yüksek enflasyon ve zam tahminlerini ayyuka çıkarılmasını göze almıştır. Siyasal İslam politikası sahasındaki mürit seçmenin siyasi alanda “faiz düşünce de; yükselince de” sevinmesi inanç ve iman gereği değil, kuru inat ve vahşi kapitalizmin servete düşkünlüğüdür.
Ülkeyi elbette aydınlatılmış fikirler yükseltir. “Elinde milyonluk telefonla sağa sola hava atar. Tek kandil mesajı bile göndermez.” Bu atmosferdeki cahile de politika kurnazı bilgi fakiri denebilir. Bireylerin kişisel ihtiyaçları yerine; dini ruh haliyle ilgilenmek günümüz siyasetinin en başarılı şeklidir. Halbuki uhrevi duygularla gerçeklere ulaşmak, kutsallardan mesaj atmanın bireysel hak ve hukuku korumaya yetmemektedir. Güzel bedenlere iyi ahlakın yakıştığını kimse gizleyemez. Akıl ve bilim yerine ruh ve imanın kullanılmasının sonu irrasyonel zeminden rasyonel zemine dönmek; sıkışınca yılana sarılmaktır…
Çıkar politikasının birçok uleması yetişmiş, kerametleri sözlerinde saklıdır. İktisat bilgisi ve dünya hayatına soyut adımlar uyuyan devi uyandırmaktır. Müslüman aile köklerinden gelen halkın dünya mülkü ile ne işi olabilir. Zengin olup imanını kirletmez. Öbür dünyada güzel bir hayat fakirleri bekliyor. Ne güzel politika değil mi! Zenginlerin canı cehenneme!.. Vay gülüm vay!?..
Fakirlik; “en büyük zenginliktir” diyerek cennetten tapu kesen “kalp gözü açık” siyaset kurnazları yoksul, fakirin sırtından zenginleşen cehennem zebanileridir. Halkın gönlüyle alay ederler. İtibarları için her türlü algıyı, vergiyi emekçiye, emekliye yükler. Saltanat onun, tasası halkındır. İslam tarihinin sayfalarında büyük İslam âlimlerinin hakikat ilimlerindeki bilgi dağarcığını kavrayamayan siyasal İslamcılar nedeniyle çektikleri işkence ve idam fermanları yer almaktadır. İyi insan olunursa Müslüman olunur. Müslümanım demekle iyi insan olunmaz…
Bilgi olmadan fikir olmaz. “İlimsiz din topal, dinsiz ilim kördür” denmiştir. Türk ülküsünün büyük düşünürleri fakir fukaralığı ezmek için ilme büyük önem vermişler; “cahil, cühela, eccel” diye tanımlanan “cahil” kelimesini Türkçeye; “cahil: okuma yazma bilmeyen. Kara cahil; okuma yazma bilip de bir şey bilmeyen. Kızıl cahil; en yüksek seviyede üniversiteyi bitirmiş, kendini âlim zannediyor ama hiçbir şey bilmediğini bilmeyendir” diye yorumlamışlardır. Aktif ilim seviyesinin hali bunlardan nicedir. Bir de politikaya bulaşılmışsa vay okumuşların haline. Uhrevi hayatta fakir fukaraya cennette arsa ayarlıyorlar. Ama artık irrasyonel zeminden rasyonel zemine dönme vaktidir. Halkı zengin olmayan devlet: zengin devlet sayılmaz!.. Milli devletlerde fakir fukara veya bir başkasına cennette tapu satışı yoktur. Halkı fakirken tok yatan devlet başkanı halktan değildir. Gene de itibardan tasarruf olmaz!.. Milli devlet güçlü iktidar ancak fakir fukaranın derdiyle dertleşebilir. Politikacının cennet – cehennem vaadi hayaldir..