Ertuğrul Yeşildal Yazılarımın içeriğine dönük kimi okurlarım ya da dostlarım övgüler düzerken, kimi de yergi ve eleştirilerde bulunuyor. Bundan doğal da bir şey olamaz. Herkesin görüşü ya da algıları farklı farklı! Doğal olmayan...
Ertuğrul Yeşildal
Yazılarımın içeriğine dönük kimi okurlarım ya da dostlarım övgüler düzerken, kimi de yergi ve eleştirilerde bulunuyor.
Bundan doğal da bir şey olamaz.
Herkesin görüşü ya da algıları farklı farklı!
Doğal olmayan ise, yazının içeriğini ve anlatılmak isteneni anlamakta zorlanan hatta anlamazdan gelenlerin saçma sapan çıkışları.
Tabii ki, bu yanlış algılanmalarda bizim de sorumluluğumuz olabilir, anlatmak istediğimizi yeterince anlatamamış da olabiliriz.
Ancak kimi zaman siyasi içerikli, özellikle de felsefi ağırlıklı köşe yazılarının satır aralarında, entelektüel birikimi olan okurlara ince mesajlar verilebilir.
Bu mesajları entelektüel olarak tanıdığımız beyinlerin algılamamaları ya da yanlış anlamaları, hem düşündürücü hem de üzücü!
Bilginin, teknolojinin, sosyal yaşamın, siyasi yapılanmaların bu denli çeşitlendiği ve zenginleştiği bir ortamda, belli bir kaba, çizgiye ya da kalıba sıkışıp kalma kaygısıyla, sürekli okuyan, araştıran, tartışan bir beyni, bir yerlere oturtmaya kalkmanın saçmalığındaki haksızlığı kabullenmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.
Sayın Yeşildal dostumun, benim farkına varmadığım bir köşe yazısında şahsıma dönük hatırı sayılır eleştirilerde bulunduğunu yıllar sonra kendisiyle tanışmamızdan kısa bir süre sonra öğrenmiştim.
Yazının metnini sürekli cebinde taşıdığına göre, önemsediği muhakkak.
Yıllar önce kaleme alınıp gazete sütunlarını süsleyen bu yazıya cevap vermenin pek doğru olmayacağını düşünerek es geçmiştim.
Geçenlerde bir köşe yazımın altına yaptığı yorumda, Sayın Yeşildal beni, AK Parti yanlısı olarak bir siyasi yapının dar kalıplarına sıkıştırma saçmalığını göstermiş.
Bunu, beni tanımayan ya da siyasi birikimi olmayan bir başkası yapsa gülerdim.
Sayın Yeşildal’ın bu değerlendirmesine cidden üzüldüm.
Nedenini açıklamaya çalışırsam, benim yıllar önce özellikle de 1980 öncesinde CHP özellikle de sol ve sosyal demokrat hareketi içinde aktif olduğum süreci Kastamonu ili çerçevesi içinde değil, Ankara’da Genel Merkez düzeyinde nasıl bir performans sergilediğimi çok yakından bilenlerden olduğunu, ben o tarihlerde kendisini tanımadığım halde onun beni tanıdığını Alanya’da kendisinden öğrendim.
Çok samimi dostum ve ağabeyim, birlikte siyaset yaptığım CHP Kastamonu eski Milletvekili Sayın Sabri Tığlı’nın oğlu Muhittin Tığlı’nın en samimi arkadaşıymış Sayın Yeşildal.
Bunu öğrendiğimde, Sayın Yeşildal gibi gençleri bizim kuşağın ne denli, kendi yanlışlarımızın tutsağı yaptığımızı, onları belli ezberlerin, soyut kavram ve sloganların içine sıkıştırma becerisini sergilediğimizi görerek kendi kendime kızdığımı itiraf etmeliyim.
Bizim kuşağın önemli bir bölümü, sürekli kendilerini yenilemeye çalışırlarken, bizim yetiştirdiklerimiz hala aynı kazık etrafında dönmenin aymazlığı içinde.
Demek ki bizi yetiştirenler, solun temel değerlerini bize doğru aktarma gerçekçiliğini ve bilgeliğini gösterirlerken, biz güncel siyasetin içinde kalıp, iktidar kavgasına odaklandığımızdan, Yeşildal gibi gençleri de, bu anlamsız girdabın içine sürükleyip, beyin olarak algılama yetilerini dumura uğratmışız!
(DEVAMI YARIN)