Vallahi, ne diye yalan söyleyeyim? Ekmeleddin İhsanoğlu gibi, böylesine üstün yeteneklere, öğretim ya da bilim kariyerine sahip birini derinliğine tanımamış olmanın üzüntüsü hatta utancı içindeyim! Ben yine de, belli önyargılarımdan...

Vallahi, ne diye yalan söyleyeyim?Ekmeleddin İhsanoğlu gibi, böylesine üstün yeteneklere, öğretim ya da bilim kariyerine sahip birini derinliğine tanımamış olmanın üzüntüsü hatta utancı içindeyim!Ben yine de, belli önyargılarımdan ve de dünya görüşümden yola çıkarak, tam anlamıyla tanımadığım bir kişi hakkında çok iddialı olacak bir yorumda bulunmaktan özellikle kaçınacağım.Türkiye’yi yönetme iddiasında olan ve iki güçlü ve de köklü siyasi partinin yani CHP ve MHP’nin başında bulunan iki liderin, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, birlikte hareket ederek, bir aday üzerinde anlaşmaları, belki de siyasi tarihimize, ilginç bir uzlaşma olarak geçecek gibi görünüyor!Geçmişte aynı uzlaşmayı, rahmetli Ecevit’le Sayın Demirel’in gösterememesi bahane edilerek, 12 Eylül 1980 darbesi olmuştu!Sonrasında, aralarında siyasi rekabet kalmayınca, Rahmetli Evcevit’le Sayın Demirel her konuda çok iyi anlaşabilmişlerdi!Ama bugünkü bu iki liderin, bu uzlaşması, salt Sayın Erdoğan karşıtlığına dayalı, gerçekçilikten ve samimiyetten uzak, kerhen yapılan bir dayanışma ise, bunu ciddiye almamız mümkün değil!Sanırım bu yüzden, fanatik bir biçimde AK Parti ya da Sayın Erdoğan karşıtı olanlardan bazıları, Sayın İhsanoğlu’nun aday gösterilmesine bir tepki olarak Sayın Erdoğan’a oy vereceklerini söylemeleri bana çok ilginç geldi!Demokrasi bir uzlaşı rejimi.Ama bu uzlaşı, belli bir gerçekçiliği içermeli.İstediğini yapma ya da seçme iradesi için uzlaşma olur.Yoksa, istediğini seçemeyeceğini anlayınca, istem dışı da olsa, istemediğini seçtirmemek için, çoğunluğun iradesine tepki olarak, azınlıkları bir araya toplayarak yapay bir birliktelik sağlayarak seçimin doğal akışına engel olmanın, belli entrikalar çevirmenin siyasi etikle bir ilgisi olabilir mi?Bence bu çıkış, aczin ifadesi.Bu aczi göre göre, bu ittifakı onaylayıp destekleyen hatta savunmaya kalkan kalemşorların da, ilkesizliğe yelken açmış kişiler oldukları kanısındayım!Bükemediğin bileği öpme gerçekçiliğini göstermek, çok daha onurlu bir davranıştır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun kapı kapı dolaşıp Sayın Başbakan’ın Cumhurbaşkanı olmaması için herkesin üzerinde uzlaşabileceği bir çatı aday arayışını ben siyaseten çok yanlış buluyorum!Nedeni de gayet basit.Akıllım bırak da, Sayın Erdoğan AK Parti'nin başından ayrılıp, Cumhurbaşkanlığına aday olsun.Seçimi kazanıp kazanmaması o kadar önemli değil.Senin için önemli olan, seçimi kazansa da kaybetse de Erdoğan gibi siyaseten karizmatik bir liderin rekabetinden kurtulmuş olman değil mi?Hele hele Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını sayın Kılıçdaroğlu’nun desteklemesi yok mu?Kendini sol çizgide olarak gören birinin, aklının havsalasının alması mümkün değil.Başkalarını bilemem ama, benim almıyor.Aslında, kendilerini solcu ya da sosyal demokrat olarak gören CHP’nin bugünkü bu kadrosu kara çarşafa rozet taktıklarında da şaşırıp kalmıştık!CHP’nin yeni yetmeleriyle, kimi eski dinozorların, siyaseten akıl tutulması ya da basiret bağlanması içinde olduklarını sanıyorum!Bu saçmalığa başta sayın Deniz Baykal olmak üzere, çok sayıda CHP’li ya da Sosyal Demokrat kesimin tepki göstermesi Türk solu ya da Sosyal Demokrat kesim açısından sevindirici bir gelişme olarak değerlendirilebilir.Sayın Kılıçdaroğlu da, sayın Bahçeli de hala AK Parti ya da Sayın Erdoğan sonrasına dönük bir politika üretmeyi akıllarının ucundan bile geçirmiyorlar.Salt bugüne odaklanan bu iki lider için, varsa da yoksa da Erdoğan düşmanlığı!Sayın Bahçeli, ülke çıkarları açısından, kimi konularda, belli duyarlılığı sergilerken, Sayın Kılıçdaroğlu, bu konuda bile belli saçmalıklara imza atıp, mevcut iktidarı suçluyorum derken, Türkiye’yi dünyaya jurnalleme saçmalığı içine girebiliyor.Tüm bu tutarsızlıklar ve de yanlış politikalar yüzünden, AK Parti ya da Sayın Recep Tayyip Erdoğan sonrasıyla ilgili umutlu olmadığımı itiraf etmeliyim!