TOPLUM olarak, düne öykünmekle günlerimizi heba ediyoruz. Bugüne dönük sorunlarımıza odaklanarak, yarınlarımızı şekillendirmenin arayışına girmekten özellikle kaçınıyoruz. Bugünü yeniden inşa etmek, yeni değerler üretmek, bir yetenek,...
TOPLUM
olarak, düne öykünmekle günlerimizi heba ediyoruz.
Bugüne dönük sorunlarımıza odaklanarak, yarınlarımızı şekillendirmenin arayışına girmekten özellikle kaçınıyoruz.
Bugünü yeniden inşa etmek, yeni değerler üretmek, bir yetenek, birikim ve bilgi isteyen bir şey.
Bizde bu yetenek olsa, dünle sarmaş dolaş olup, düne öykünerek, dünün kahramanlarına, bilgelerine böylesine yönelmez, bugünün değerleriyle kucaklaşıp, yarınlarımızın aydınlık günlerine yelken açma çabasına gireriz.
Biz, başarılı olan bilge insanları destekleme, onlarla birlikte yürüme yerine, önümüze geçen değerleri değersizleştirmenin, birbirimize çelme takmanın, ayağına karpuz kabuğu koymanın özel çabası içine girme ilkelliğine yönelme alışkanlığına sahip bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Önümüzde koşanları geçmek için, çalışmayı, okumayı, araştırmayı bırakıp, onu ensesinden tutup alaşağı etmenin uyanıklığı içindeyiz.
Siyaset arenasına bir bakın.
Sahada yarışan beyinler birbirlerine hakaret etmek, suçlamak ve karalamakla meşgul.
Herkes geçmişte öne çıkmış kimi değerleri dillerine dolamış, onların ürettikleriyle yetinip, bugünleri inşa ederek yarınlara yürümenin kolaycılığına kaçmakla meşguller.
Halbuki, dünün somut koşullarıyla bugün çok farklı.
Daha bu farkı bile algılayamayan beyinler, bizi yarınların aydınlığına taşıma iddiasındalar.
Biz mi?
Biz de, bu kısır döngü içinde, dolap beygiri gibi aynı güzergahta dolaşıp duruyoruz!
Yüz yıl, beş yüz, hatta bin, iki bin yıl öncesinin koşullarında öne çıkmış, toplumu bir yerlerden bir yerlere taşımış değerlerimizle övünüp duruyor, onların kılavuzluğuyla yarınlarımıza yürüme saçmalığı içine giriyoruz.
İşin en ilginç yanı ise, bunu yapanların önemli bir bölümü de, kendilerini ilerici ve devrimci olarak gören sözde aydın ve bilge insanlar.
Varın siz gerisini düşünün.
Mevcut partilerimizin programlarına, ideolojik yönelişlerine ve temel ilkelerine bir bakın.
Hep dünün somut koşullarına göre şekillenmiş ilkeler.
İyi incelediğinizde soyut kavramlarla dolu.
Çok daha ilginci ise, aynı kavram farklı sözcüklerle tekrarlanıp durmuş ve bu kavramlar sloganlaşarak ezberlenmiş.
Bu sloganların içeriğini tartışan, araştıran, hatta sorgulayan yok.
Papağan gibi tekrarlayıp duruyoruz!
Bugünün ihtiyaçlarına cevap verebilecek şeyler ise parmakla gösterilecek kadar az.
Biz de, bu denli eleştirdiğimiz bu anlayışa yelken açıp, Mevlana’nın bir şiiriyle yazımızı sonlandıralım.
DÜNE AİT NE VARSA DÜNDE KALDI
Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi
Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım…