Hemen hemen hepimiz aşinayızdır,

Hemen hemen hepimiz aşinayızdır, "Depresyondayım!" sözüne. Kimi ayrıldığı sevgilisinden sonra kullanır bu cümleyi, kimi çok çalışıp kötü not aldığı bir sınavın sonucunu öğrendikten sonra… Kimi iş hayatında yaşadığı en ufak bir problemde, kimi ihanette, kimi ise mevsimsel geçişlerde… Özetle, pek bir modadır "Depresyondayım" demek. Peki, nedir bunca insanın yakındığı, ağzına doladığı depresyon? Depresyon, kişide duygusal, davranışsal ve bedensel değişimler yaratarak, kişiyi etkisi altına alan bir hastalık halidir.

DEPRESYON BELİRTİLERİ NELERDİR?
*Depresyonda olan kişi için karşılıklı iletişim ve etkileşim ciddi bir yüktür. Kişi kendisini sosyal hayattan uzaklaştırmış ve içe kapanmıştır. Kendilerini eve kapatarak, günlerce o evden çıkmayabilirler. Sessiz ve sakin ortamları severler. Keyifsizlik, aşırı kaygılı olma, memnuniyetsizlik, hayattan zevk alamama, mutsuzluk, kendini değersiz, işe yaramaz ve önemsiz hissetme en sık yakınmaları arasındadır. Motivasyonda düşüş ya da ciddi motivasyon kayıpları, dikkat ve konsantrasyonda azalmalar.
*Cinsel isteksizlik, eşinden soğuma, aşırı alıngan ve duygusal olma, İşe, okula karşı isteksizlik, sürekli bahanelerin ardına saklanma, İnternet ve televizyon bağımlılığı, geçici kumar alışkanlıkları, geleceğe dair hiçbir beklentileri yoktur. Geleceğe karamsar bakarlar. Umutsuzluk, en belirgin özelliklerinden biridir yine. Para ve sağlıkla ilgili endişeleri olabilir. İştahın açılması ve beraberinde gelen aşırı kilo alımı ya da tam tersi iştah da kapanma ve kilo kaybı.
* Tahammülsüzlük, sabırsızlık, öfkeyi kontrol edememe, kırıcı olma, eleştirilere karşı kapalı olma, sık ağlamalar, madde kullanımının artması(sigara, alkol, uyuşturucu), geçici kleptomanik olma durumu (çalma hastalığı), Suicid düşüncelerde artış (intihara yönelik), ısrarla ölmeyi isteme, takıntılı düşünceler (bilhassa temizlik takıntıları), saplantılar, ya aşırı dine yönelme, ibadet etme; ya da ibadetten ve dinden soğuma, aşırı şüphecilik, kıskançlık, dikkat ve konsantrasyonda azalmalar, şiddetli mide ve baş ağrıları, yanmalar, ateş basmaları, kasılma ve bayılma problemleri, kalp rahatsızlıkları, boğulma hissi.
*Kafalarını kendilerine yönelik suçlamalarla doldururlar. Geçmişe dair pişmanlıkları fazladır. Kendilerini yorgun, bitkin, güçsüz hatta tükenmiş hissederler. Öz bakımlarını ihmal ederler. Bedensel yakınmaları oldukça fazladır. Konuşmalarında sıklıkla monoton bir ses tonunu tercih ederler. Az sözcük kullanarak, yavaş ve uzun duraklamalarla konuşmak onlara göre oldukça önemlidir.

DEPRESYONUN GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?
En yaygın ruhsal hastalıklardan biri olan depresyon, her yaş grubunda görülebileceği gibi en sık 25-44 yaşları arasında görülmektedir. Kadınlarda erkeklerden 2 kat daha fazla görüldüğü de istatistiksel olarak kanıtlanmıştır.

DEPRESYON TEDAVİSİ
Depresyon da tıpkı diğer hastalıklar gibi ciddi bakım ve tedavi gerektiren bir hastalıktır. Şayet tedavisi yapılmazsa, kişi uzun yıllar depresyondan çıkamayabilir. 9-12 ay süre sonra kişilerde depresyon, kendiliğinden yok olabileceği gibi, ne yazık ki kronikleşebilir de! Kişiler depresyondayken, hiçbir zaman iyi olamayacaklarını düşünebilir ve sürekli olarak sanki kötü bir olay yaşayacakmış gibi hissedebilirler. Bir türlü çıkaramazlar akıllarından olumsuzlukları. Düşündükçe üretirler, ürettikçe de mutsuz olurlar. Bir de depresyon nöbeti dediğimiz şey var tabi, es geçmek olmaz. Tekrarlayan depresyon nöbetleri (gece gündüz), kişileri sıkıntıya sokarak, iç huzurlarını alt üst eder. Dengelerini bozar. Depresyon öyle bir hastalıktır ki, kimi zaman kendiliğinden geçebileceği gibi, uzun yıllar sabır isteyen tedavi ve terapileri de gerektirebilir. Depresyon tedavisinde kullanılan tedavi ve terapi yöntemlerinden kısaca bahsetmek gerekirse;

*Psikodinamik tedaviyi(hastaya içgörü kazandırma suretiyle)uygulama amacımız, aslında tam olarak, hastanın depresyondaki örtük motivasyonunu ortaya çıkarmaktır. Bir örnekle somutlaştırmak gerekirse, kişi çok sevdiği, canından çok değer verdiği birini kaybediyor diyelim. Kaybettiği kişinin ardından günlerce gözyaşı dökebilir, kendisini suçlayabilir, hayata küsebilir, ölmek isteyebilir ancak çok acı verdiği için bir müddet sonra bu inancı, yas dönemini bastırabilir.
*Bilişsel-Davranışçı Terapiler de terapist, hastanın olaylara bakış açısını değiştirebilmek için aktif bir biçimde çalışır. Hasta: "Kendimi çok değersiz hissediyorum. Kimse beni sevmiyor. Çok çirkinim, üstelik de kiloluyum. Neden hayatımda ki her şey ters gitmek zorunda"dediğinde terapist, hastaya gör(e)mediği ya da yok saydığı becerilerle ilgili örnekler verir. Hasta yüreklendirilir.
*Antidepresan ilaçlar da yine, depresyonun türü ve şiddetine göre, psikiyatristler tarafından verilebilmektedir.
*Biyolojik tedavi yöntemi olarak depresyon tedavisinde en sık kullanılanlar: Elektrokonvulsif Terapi(EKT), şok, ışık ve uyku tedavisidir.