Son yazılarımda vatandaşın, esnafın iş adamının 'ekonomik kriz” nedeniyle çektikleri sıkıntılara yer verdim. Bana göre, 12 Haziran 2011 genel seçimlerinin ana konusu geçim derdine düşmüş, aç, işsiz ve evine ekmek getiremeyen vatandaşın...

Son yazılarımda vatandaşın, esnafın iş adamının “ekonomik kriz” nedeniyle çektikleri sıkıntılara yer verdim. Bana göre, 12 Haziran 2011 genel seçimlerinin ana konusu geçim derdine düşmüş, aç, işsiz ve evine ekmek getiremeyen vatandaşın durumuna çözüm bulacak politikaların üretilmesi ve bunun vatandaşa anlatılması olmalıdır. Bu politikaları üreten ve vatandaşa anlayacağı şekilde anlatan bu seçimin galibi olacaktır.
ŞİMŞEK: ELİMİZDEN GELEN YARDIMI YAPIYORUZ
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek seçim bölgesi Batman’da çalışmalarda bulunmak üzere gelmiş. Vatandaşın halini sormak, sıkıntılarını tespit için sokağa çıkmış. Kendisinden talepler iş bulması yönünde olmuş. Vatandaş aç, işsiz olduğunu söylemiş. Kendisi çözüm olarak “elimizden gelen yardımı yapıyoruz” demiş.
Bakana bir hatırlatmada bulunayım. Bu vatan darülaceze (1) değil! Siz de darülaceze yetkilisi değilsiniz. Siz Türkiye Cumhuriyetinin Maliye Bakanısınız. Sizin işiniz zor durumdaki vatandaşlara yardım etmek değil. İşiniz devlet olanaklarını kullanarak, yatırım olanaklarını geliştirerek, iş sahaları bulmak, üretim yapılacak fabrikaları tesis etmek. Dolayısıyla istihdam yaratmaktır. Ancak bu şekilde vatandaş iş güç sahibi olabilir. Ekonomisi düzelebilir. Evine ekmek getirebilir.
VATANDAŞA BALIK TUTMAYI ÖĞRETİN
Oysa hükümet olarak ne yapılıyor? Hazır Cumhuriyet döneminde kurulan fabrikalar satılıyor. Hem de yok pahasına! Neden çünkü arazileri çok kıymetli. Günümüzde ise artık yeni fabrikalar kriz nedeniyle kapatılıyor. Üretemiyoruz. Sürekli tüketen toplum olduk. İthal edilen ürünler sanki üretilmiş gibi toplumun tüketimine zincir mağazalar vasıtasıyla sürülüyor.
Mevcut AKP Hükümeti ve bakanlarının anlayışı vatandaşa balık tutmayı öğretmek değil, balık vermek şeklindedir. Bu ise para, buzdolabı, çamaşır makinesi, gıda şeklinde olmaktadır.
Ne demiş Sayın Maliye Bakanı işsiz vatandaşa, “Elimizden gelen yardımı yapıyoruz.” Sizden bu vatandaş, esnaf, iş adamı yardım istemiyor. İş sahaları, fabrikalar üretim yapılacak, teşvik edilecek çalışma alanları istiyor. Bu milletin sadakaya ihtiyacı yok. Bu milletin artık boş vaatlere karnı tok… Bu anlamadınız ise, 12 Haziran 2011 seçimlerinde anladığız şekilde bu millet size anlatacaktır.

DARÜLACEZE (1):
Kadın-erkek, yoksul, sakat ve kimsesiz çocukları korumak için sultan İkinci Abdulhamid Han devrinde yapılarak hizmete giren acizler yani düşkünler yurdu. Sultan Abdulhamid Han, yoksul ve sakat kimseler yanında, İstanbul’da başıboş gezen çocukların da bir araya toplanarak, sanat sahibi olmalarını sağlamak, ihtiyar ve kimsesizlerin son yıllarını huzur içinde geçirmelerini temin etmek maksadıyla, darülaceze (düşkünler evi) kurulması emrini verdi. 7 Kasım 1892 tarihinde Darülacezenin temeli atıldı. Hayır sahipleri de yardımlarda bulundular. Yapıldığı devirde çıkarılan kararnameye göre; Darülaceze’nin idaresi Dâhiliye nezaretine bağlandı. Ayrıca kurumun yönetim kurulu başkanlığının belediye tarafından seçilen ve padişahça tasdik edilen bir memur tarafından yapılması kararlaştırıldı. Üyelikleri ise; Vakıflar idaresi, müftülük ve Zaptiye nezareti tarafından gösterilecek bir memur verilecekti. Günümüzde Darülaceze, İstanbul belediyesine bağlı olup, döner sermaye ile çalışmaktadır.