Eğer bu kritik süreçteki rezillik ve de yanlışlıklar, belli güçlerin bir oyunu ise, aklı başında, belli bir kültür düzeyini yakalamış toplumların ve de bireylerin bu oyuna gelmemesi gerekir. Dünkü yazının başında, 78 milyon insanımızın...

Eğer bu kritik süreçteki rezillik ve de yanlışlıklar, belli güçlerin bir oyunu ise, aklı başında, belli bir kültür düzeyini yakalamış toplumların ve de bireylerin bu oyuna gelmemesi gerekir.

Dünkü yazının başında, 78 milyon insanımızın bu durumdan etkilendiğini söylediğimize göre, ne pahasına olursa olsun, hangi kimliğe, inanca ya da dünya görüşüne sahip olursak olalım, teröre ve de onun bunun maşası olarak, insanlıktan çıkmış bu beyinlere, toplum olarak gereken tepkiyi göstermemiz, bunlara prim vermememiz gerekir.

Dünlerde, Devrimci ve Ülkücü yapılanmalar gündeme geldi.

Sonrasında bunlar birbiriyle çatıştırıldı.

Zaman zaman Sünni–Alevi çatışması alevlendirildi.

Bugün de Türk-Kürt çatışması yaratabilmek için büyük çaba sarf edilirken, Aleviler de bu çatışmanın bir tarafına yamanmaya çalışılıyor.

Tarih boyunca Aleviler, tepkisel her hareketin içinde büyük ölçüde bulunmuştur.

Dünyada bir benzeri kalmamış Marksist terör örgütlerine karşın, ülkemizde DHKP-C terör örgütünün hala ayakta kalabilmesi ve bu yapıda en çok Alevi gençlerin bulunduğu iddiası ilginç değil mi?

Aslında Alevilik, Anadolu Türklerinin ya da Anadolu coğrafyasında yaşayan halkın, İslam’ı Abbasi ve Emevi’lerin Arap toplumuna özgü yorumlarına karşın, kendilerine özgü farklı bir biçimde yorumlaması olduğundan yola çıkarsak, bu inancın önde gelen aktörleri, bazı Alevi gençleri terör örgütlerinin kucağına düşmekten kurtarıp, İslam’ın bu farklı yorumunu topluma anlatmaya çalışsalar çok daha doğru bir şey yapmış olmazlar mı?

Demokrasilerde, ideolojik ya da siyasi tercihlerdeki farklılıkların doğallığı yerine, bu farklılığı kutuplaşmaya ve çatışmaya taşımak kadar yanlış ne olabilir?

Futbolda bile, taraftarlar birbirlerine dönük düşmanca duygular içine girerek çatışabiliyorsa, burada bir çarpıklık ya da aymazlık söz konusu.

Demek ki, tüm bu olumsuzlukların sorumlusu, büyük ölçüde, bu tür yapılanmalarda yer alan yönetici konumunda bulunan aktörler ve de siyasi liderler.

Çok daha önemlisi, bu tutarsızların peşine sürü mantığı içinde sorgusuz sualsiz katılan bizleriz.

Siyasilerimizin, siyasi liderlerimizin hatta kulüp yöneticilerimizin söylemlerine bir bakın, hiç biri konuşmalarına dikkat ediyor mu?

Hepsi de, bu kutuplaşmadan medet umarak oy devşirmenin ve de öne çıkmanın hesabı içindeler.

Biz de bu ufuksuz, sorumsuz beyinlerin ilkel ve çirkin çıkışlarından etkilenip, birbirimizi düşman gibi görüp, birbirimizle çatışma saçmalığı içine giriyoruz.

Bu konuda, Alanya siyasetinde yer alan siyasi aktörlere, oda ve dernek başkanlarına, ülke ortalamasının çok üzerinde bir olgunluk içinde seviyeli siyaset yaptıkları için içtenlikle teşekkür etmeliyiz.