BUGÜN için Türkiye'nin bir sürü sorunu var. Dış politika çok hareketli. Komşularımızda kan gövdeyi götürüyor. Çevremiz istikrarsızlıklarla dolu. Türkiye dört taraftan kaçıp gelen insanlarla dolup taşıyor. Türkiye yol geçen hanına...

BUGÜN

için Türkiye’nin bir sürü sorunu var.

Dış politika çok hareketli.

Komşularımızda kan gövdeyi götürüyor.

Çevremiz istikrarsızlıklarla dolu.

Türkiye dört taraftan kaçıp gelen insanlarla dolup taşıyor.

Türkiye yol geçen hanına döndü.

Irak ve Suriye’de, etnik ya da mezhepsel kutuplaşma tavan yapmış, kitleler birbirlerini öldürmekle meşgul.

En acımasız terör örgütleri İslami söylemi kullandığından, dünyada İslami fobi tavan yaptı.

Son Paris’teki terör eylemleri, hem Türkiye, hem de dünyadaki Müslümanlar için, her anlamda, çok tehlikeli bir sürecin başlamasına neden olabilir.

Her etki bir tepki doğurur.

Batının da bu etkiye karşı bir tepki vereceği kesin.

Tepkinin boyutları önemli.

Batının vereceği her tepki, dinsel temellere dayandırılan terör örgütlerinin de çok daha marjinalleşerek etkinleşmesine neden olabilir!

Dünya böylesine bir açmazın içine sürüklenmişken, Türkiye’yi en çok meşgul eden, çok daha önemlisi, iktidarı zorlayan konu paralel yapı.

Mevcut iktidar, beslediği karganın gözünü oymaya kalkmasından rahatsız.

Genel seçim yaklaştıkça, siyaset gerildikçe gerilip, söylemler çirkinleştikçe çirkinleşiyor.

Siyaset arenasındaki baş aktörlerin birbirlerine dönük hakaretleri akıl alacak gibi değil.

İktidarla muhalefetin, ülke ve ülke insanı için hayati önem taşıyan bir konuda bile uzlaşmaları mümkün gözükmüyor.

Tehlikeli olan da bu.

Olaya bu açıdan baktığımızda, bugünkü siyasilerimizin vatan-millet yararından çok, iktidara gelebilmek, ülkeye egemen olabilmek için her yolu mubah sayacak kadar basiretleri bağlanmış durumda.

Bunun en somut örneği, Irak ve Suriye’de yaşanıyor.

Baksanıza Beşar Esad iktidarı bırakmama adına, ülkeyi yakıp yıkması bir yana, şehirleri bombalayarak, insanları öldürmekten geri durmuyor.