18 Ekim 2011 saat 15.00 televizyonda yine bir kara haber ekrana düştü. Bitlis'in Güroymak ilçesi Emniyet Amirliğinde görevli polisler aylık eğitim atışını yaptıkları poligondan dönerken yol kenarına yerleştirilmiş uzaktan kumandalı...

18 Ekim 2011 saat 15.00 televizyonda yine bir kara haber ekrana düştü. Bitlis’in Güroymak ilçesi Emniyet Amirliğinde görevli polisler aylık eğitim atışını yaptıkları poligondan dönerken yol kenarına yerleştirilmiş uzaktan kumandalı bomba patlatılarak, bindikleri zırhlı araç parçalanmış, içinde bulunan 5 polisimiz şehit olmuş, 2 yaşında bir kız çocuğu ile 2 sivil vatandaş da ölmüştür. Güroymak 50'li yıllarda nahiye idi ve ben 1951'de orada Orman Bölge Şefi idim. O zaman ki adı Norşin idi. Bitlis, Muş, Van, Ağrı illerinde büyük saygı duyulan Şeyh Mansur adındaki dini kişi de Norşin'de ikamet ediyordu. O zat hakkında unutamadığım bir hatıramı anlatmak istiyorum. Bir gece, yanımda muhafaza memurları olduğu halde, kaçakçı takibine çıkmıştık. Sabaha karşı, Bitlis-Tatvan karayolu üzerindeki bir köye geldik. Muhtarın evine indik, bizim geldiğimizi duyan köylüler de geldiler böylece oda da 10-15 kişi oluştu. Bir müddet sonra bir köylü daha geldi ve huzura Kürtçe bir şeyler söyledi. Bu sözü duyan her kes birden ayağa kalktı ve eğilerek, "VE ALEYKÜMÜSSELAM" dediler. Meğer o köylü bir gün evvel Norşin’e gitmiş Hazretin elini öpmüş. (Şeyh Mansur’u halk Hazret diye anardı.) O da köylüye selam göndermiş. O zatın selamını ayağa kalkıp öyle alıyorlardı. Bu anımı şunun için anlattım. Eski Norşin, şimdiki Güroymak, yukarıda adlarını yazdığım illerin halkı tarafından kutsal bir mekan sayılmakta idi. Şimdi ne oldu da bu PKK teröristleri, böyle kutsal bir beldede böylesine bir cinayeti icra ediyorlar, anlamak mümkün değil. Anladık Allah’tan korkmuyorlar, kuldan da mı utanmıyorlar? Aynı gün Mardin'de askeri araca ateş edilmiş çok şükür ölen olmamış PKK ve onun üstü olan KCK'nın kuyruğu iyice sıkıştı, dağdaki teröristlerin barındıkları inler tamamen tahrip edildi. 2 bin 400 militanı teslim oldu, belki bir o kadarı da cehenneme gönderildi, onun için vur kaç şeklinde eylem yaparak biz varız demek istiyorlar. Bu teröristlerin en büyük özelliği de kendilerini çok iyi gizlemeleridir. Norşin’in güneyi dağ ve meşe ormanlığı, kuzeyi ovadır. Muş ovasının ortasından akan karasu Güroymak’tan çıkar. Muş-Bitlis karayolu kasabayı ikiye böler idi. Böyle bir yerde teröristler kendilerini gizleyecek yeri çok önceden ayarlamış olmaları mümkündür. Başka yerlerden gelen her hangi bir yabancının kasabada tanınmaması olası değildir. Ama, içeriden her hangi bir iş birlikçi varsa elbette iş değişir.
Yazımı yazdığım sırada maalesef Hakkari Çukurca ilçesinde 8 ayrı grup halinde emniyet ve jandarma binalarına ani saldırı yapılmış ilk belirlemelere göre 26 şehit 22 yaralımız var. Bu kahpe terör örgütü devletimizin ve milletimizin sabrını test ediyor. Türk milleti sabırlıdır, mütevekkildir ama bir yere kadar. Temenni ediyorum ki, bu şehitlerin kanı yerde kalmasın ve bu kalleş örgüte istediği gibi muamele yapılarak kökü kurutulsun.
Terörle ilgili bu üçüncü yazım ama ne edersin ki, her gün meydana gelen böylesine feci ölümler karşısın da daha fazla duramıyorum. İçim kan ağlıyor ve bu yazıyı yazarken ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Eşim hasta ve yatıyor ben de ilaçlarla yaşamama devam ediyorum. Ne edersin ki yazmadan da edemiyorum. Hükümete sesleniyorum ve diyorum ki; Bu caniler, bu canavarlar yakalanırsa, en ağır ceza ile mahkum olsunlar, Türk Ceza Yasası'ndan kaldırılan "İDAM" cezasını yeniden uygulamaya konulsun. Artık hiç biri bir gün af çıkacağını düşünmesin ve bir gün asılacağını akıllarından çıkarmasınlar. Çünkü idam cezası caydırıcı bir cezadır. Başka çare yok. Bu caniler ülkenin orasından, burasından bomba ile, kaleşnikoflarla, molotof kokteylleriyle saldırarak hem huzursuzluk verecekler, hem de halkı karşı karşıya getirecekler. Sabrın da bir sonu olmalıdır. AB devletlerinden hiç birisinde böyle canavar caniler yaşıyor mu? Onun için onların keyfi keyiftir, onların keyfi için idamı kaldırdığımız gibi kendi ihtiyacımız için idamı ihdas etmek mecburiyetindeyiz.
Şehit polislerimizle ölen vatandaşlarımıza ve Çukurca'da şehit edilen askerlerimize Allah’tan rahmet diler, geride kalan ailelerine sabır temenni eder büyük Türk milletine metanet dileklerimi arz ederim.