HALA Fatih Terim'le Galatasaray'ın UEFA Şampiyonluğu ve milli takımımızın Şenol Güneş'le dünya üçüncülüğümüzle övünmekle meşgulüz. Aslında Şenol Güneş ve Fatih Terim'in başarılarıyla ne kadar övünsek...
HALA
Fatih Terim’le Galatasaray’ın UEFA Şampiyonluğu ve milli takımımızın Şenol Güneş’le dünya üçüncülüğümüzle övünmekle meşgulüz.
Aslında Şenol Güneş ve Fatih Terim’in başarılarıyla ne kadar övünsek az.
Beni en çok rahatsız eden konu, Galatasaray’a Fatih Terim’in, Rahmetli Demirel gibi kaç kere gelip kaç kere gitmesi.
Bugün de, Galatasaray Fatih Terim’e umut bağlamış durumda.
Galatasaray camiasında Terim’le gelip giden, Terim üzerinden kulis yapan yöneticiler var.
Milli takımda Mustafa Denizli, Ünal Karaman özellikle de, Şenol Güneş, Ersun Yanal ve Abdullah Avcı’ya dönük acımasız eleştirileri düşündüğümüzde, Türk futbolunun neden ileri gitmediğini anlamak zor değil!
Medya Fatih Terim dışında herkesi tefe koymakta usta.
Bunun nedenini özellikle araştırmak ve tartışmakta yarar var.
Hani denir ya, “Devlet deniz, yemeyen domuz.” Futbolda da maalesef aynı anlayış egemen.
Sanırım herkes domuz olmamak için, sofradakilere yumulmakla meşgul!
Bu turnuvadaki hayal kırıklığımızla ilgili fazla bir şey söylemek istemiyorum.
Buna gerek de yok.
Biz hayal peşinde koşan bir milletiz.
Bu turnuva öncesinde de bir sürü hayal kurduk.
Önce gruptan çıkacağımızdan söz ettik.
Yetmedi.
Çeyrek, sonra yarı finalden dem vurduk.
Yetmedi.
Neden final olmasın dedik.
Dedik de dedik.
Turnuva boyunca bu ham hayallerle avunup durduk.
Bir Allah’ın kulu da çıkıp, biz bu turnuvada başarılı olamayabiliriz bile diyemedi.
Sanki ben diyebildim mi?
Ben de diyemedim.
Deseydim ne olurdu?
Vatan haini ilan edilirdim.
Terim ilk yenilgiden sonra, turnuvanın seviyesinden söz etti.
Haklıydı.
Seviye yani çıta çok yüksekti.
Bu çıtadan bizim atlamamız mucizelere bağlıydı.
Tıpkı turnuvaya katılmamızda gerçekleşen mucizeler gibi!
Ama mucize her zaman gerçekleşmez.
Burada beni rahatsız eden ve seviye anlamında en büyük tutarsızlık, bu turnuvada yer alan teknik adamların ikisi dışında Terim’in en fazla maaş alması.
Acaba Terim’in söz ettiği seviyeye Terim’in aldığı maaş uygun mu?
Yıllarca futbolun içinde oldum.
Futbolculuk, antrenörlük, hakemlik, yöneticilik, hakem komitesi başkanlığı yaptım.
Yani, boş keseden atmıyorum!
Bu tür etkinliklerde başarılı olabilmek için, hem çok sağlıklı, hem sürekli okuyan, araştıran ve tartışan bir yapıya sahip olup, sürekli kendini geliştirip, genç kuşaklara ayak uydurabilecek bir zekaya sahip olmak gerekir.
Zeka ise, belli yaştan sonra geri vitesine takarken, deneyim öne çıksa da, bu deneyimler bugünün bilimine ve teknolojisine bir türlü galebe çalamıyor!
Bu acı gerçeği, Mustafa Denizli gibi bir değerin Galatasaray macerasında gördük!
İşte bu yüzden de, günümüzün dinozorlarından umut bekleme yerine, genç ya da hala genç kalabilmiş beyinlerin önünü açmak gerekir.