Hepimiz gençliğimizde, bir biçimde, birilerinden öğrendiklerimizle belli bir güzergahta yol almaya başlıyor, belli bir olgunluk çağına geldiğimizde de, öğrendiklerimizi anlamaya başlayıp gittiğimiz yolun yanlışlığını görünce farklı...

Hepimiz gençliğimizde, bir biçimde, birilerinden öğrendiklerimizle belli bir güzergahta yol almaya başlıyor, belli bir olgunluk çağına geldiğimizde de, öğrendiklerimizi anlamaya başlayıp gittiğimiz yolun yanlışlığını görünce farklı güzergahlara yönelme gerçekçiliğini gösterebilirken, kimimiz de, gençliğimizde bize dayatılan şeyleri sorgulamadan aynı yolda körü körüne gitme yanlışı içine girebiliyoruz.İşte bu yüzdendir ki, bir ideolojinin teorik olmasa da pratikte tamamen işlevsizleştiği tüm dünyada kabullenilmesine rağmen bazı kişiler hala bu ideolojiyi savunma aymazlığı içinde olabiliyorlar.Daha da ilginci, yıllar geçtikçe bir siyasi partinin bütün kadroları özellikle de liderlerin değişmesi ve bu liderlerin kişilikleri, dünyayı yorumlamaları çok farklı olmasına karşın, insanlarımız belli bir koşullanma içinde futbol takımı tutar gibi bu partiyi desteklemeye devam edebiliyorlar.

Günümüzde ülkenin çok iyi yönetildiğini, kalkınmanın tavan yaptığını iddia edenlerle birlikte, ülkenin batmakta olduğunu seslendirenler de var.

Böyle bir tespite dayalı bir kutuplaşmanın gerçekçi olması mümkün mü?

Ülke ya batıyordur ya da hem geçmişe hem de çevremizdeki ülkelere göre çok iyi bir durumdadır. Her iki söylemin de aynı anda doğru olması mümkün mü?

Demek ki bu iki tespitin de yanlış olma olasılığı çok yüksek.

Bu yanlış tespite dayalı yaklaşımın temelinde, siyasi fanatizmin yattığını rahatlıkla iddia edebiliriz.

Öyleyse toplumun bir kesimi, ülkenin ve ülke insanının gerçekten kalkınıp, kalkınmadığına yönelik bir değerlendirme yapma yerine, kendi desteklediği siyasi yapının iktidarda olup olmamasına göre bir değerlendirme yapıyor ki, bu da temelden yanlış bir yaklaşım.

Böylesine yanlış bir anlayışla siyaset yapan ya da siyasi tercihini böyle kullanan bireylerin ve toplumun bir kesiminin bilge olması, eğitimli olup olmaması neyi değiştirir?

"Dünyada akıl kalmasa, kimse akılsız olduğunu kabul etmez." Öyleyse, "Bilmeyenden değil, bilmediğini bilmeyenden kork" atasözünü dikkate alırsak, kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sanıp, toplumu cahil, kendilerini de çok akıllı ve bilge olarak gören beyinlerin, toplum mühendisliğine soyunmaları, belki de bu topluma yapılmakta olan en büyük kötülük olarak değerlendirilebilir.

Bu anlayışa sahip sözde aydınlar yüzünden birçok darbe gerçekleşti ve bu ülke ve bu ülke insanı, bu darbeler sonrasında maddi ve manevi hatta can kaybı olarak büyük badirelerden geçti. Çok daha ilginci, ülkesini ve ülke insanını sevdiğini iddia eden bu beyinler, darbe yapanların ya da yapmaya teşebbüs edenlerin yargılanmalarına karşı çıkma saçmalığını sergilemekten bile çekinmiyorlar!- BİTTİ -