Aşkı uğruna yollara düşen, kimi zaman çöllerde, kimi zaman cennet gibi bahçelerde ve diyar diyar dolaşarak sevgilisine ulaşmaya çalışan genç sonunda İstanbul'a ulaşır. İstanbul'da rastladığı bir Derviş; gence öğüt verir;...

Aşkı uğruna yollara düşen, kimi zaman çöllerde, kimi zaman cennet gibi bahçelerde ve diyar diyar dolaşarak sevgilisine ulaşmaya çalışan genç sonunda İstanbul’a ulaşır.
İstanbul’da rastladığı bir Derviş; gence öğüt verir; “Bahçeni güzelleştir ve üret”.
Alıntı, Fransız yazar Voltaire’nin Candide isimli eserinden alınmıştır. Doğu; bilim, felsefe ve kültür anlamında, batıya devamlı esin kaynağı olmuştur.
Günlük hayatta; neleri eksik yaptığımızı, nerede hata yaptığımızı pek düşünmeden yaşarız. İzcilik yapanlar bilir; parolası “her gün bir iyilik yapmaktır”. İyilik bir kenara işe yarar bir iş yapmadan gün geçiyor. Buna “yaşlanmak böyle bir şeydir” diyebiliriz. Oysa yapacağımız çok iş vardır, en azından sevgiye emek verebiliriz. Sevgi emeğin ta kendisidir.
Şimdi; yaşanmış bir alıntı da Alanya’dan...
Bir genç, bahçeden bir gül koparır. İzinsiz koparmaması gerektiği söylendiğinde;
- Özür dilerim ağabey; yeni evliyim, eşime götürüyorum…
- Sana izin; eşine götürüyorsan, her gün koparabilirsin…
Gençle bahçe sahibi artık dost olmuşlardır. Ağırlıklı konuları güldür. Bahçede dört yapraklı yabani gül; çelik alma, aşılama ve sağlıklı yeni nesil elde etmede kullanıldığından bahçe sahibinin favorisidir. Sarı gül, kırmızı gül, sarmaşık gül, fındık gülü ve hatta Halfeti’nin meşhur siyah gülü bile vardır. Bir gün genç eşini koluna takmış, bahçeye geldi. Güzel gülleri ve bahçeyi görmek istemiş. Genç, güzel bayan koyu siyah gözlük kullanıyordu. Kısa bir şaşkınlık sonrası bayanın görme özürlü olduğunu anladığında, bahçesinde neyin eksik olduğunu derhal kavradı. Misafirlerini büyük bir gül demetiyle uğurladı ve mırıldanarak neden bugüne kadar pembe kokulu güller ekmemiş olduğuna şaşırdı.
- Eminim; güzel bayan, yetiştireceğim pembe kokulu gülleri daha çok sevecek, belki yapraklarından da reçel yapar…
Bahçe sahibi bakmanın görmek olmadığını öğrenmişti.