Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve cumhuriyetin sembolüdür. Semboller günlük tartışmaların bir parçası yapılamaz. Atatürkçü olduğunu iddia ederek, Atatürkçü düşünceden dem vurup, Kemalizm diye bir ideoloji üretmeye kalkanlar,...
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve cumhuriyetin sembolüdür. Semboller günlük tartışmaların bir parçası yapılamaz.
Atatürkçü olduğunu iddia ederek, Atatürkçü düşünceden dem vurup, Kemalizm diye bir ideoloji üretmeye kalkanlar, özünde bugünkü ortamda kendi düşüncelerini Atatürk’e mal ederek, kendilerini öne çıkartmaya çalışmaktalar.
Sürekli tekrarlayıp duruyoruz.
Atatürk ideolog değildi.
Atatürk başarılı bir asker, aynı zamanda, yaşadığı dünya koşullarını çok iyi analiz etmiş, ileriye dönük öngörüleri sağlam, güçlü ve karizmatik bir liderdi.
Bütün icraatlarının ve aldığı kararların, pragmatik bir doğrultuda seyrettiğini görüyoruz.
Müzik konusu, Güneş Dil Teorisi ve benzeri arayışlar ise, deneme yanılma metoduna benzer bir yaklaşımla, en iyiyi ve en doğruyu arayıp bulma kaygısına dayalıydı.
Bugün Kemalizm ideolojisinden söz edenlere, bakın, Atatürk nasıl bir uyarıda bulunuyor: “Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Zaman hızla dönüyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek yargılar getirildiğini ileri sürmek, aklın ve bilimin gelişmesini yadsımak olur” derken, günün birinde, birilerinin saçmalayabileceğini, ta o tarihlerden görebilmiş ve böyle bir arayışa temelden karşı çıkmış.
Belli kaygılara dayalı olarak salt laik cumhuriyete odaklanıp demokrasiyi önemsemeyenlere de: “Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icapları sırası geldikçe uygulamaya konmalıdır” vasiyetinde bulunuyor, Atatürk.
Bakın, günümüzde ittihatçı, jakoben darbeci beyinlere dönük de nasıl bir uyarıda bulunuyor: “Bir ordunun cevheri ne olursa olsun siyasete karışırsa birlikte hareket ve savaşma kabiliyetini esasından kaybeder. Ve vatanın müdafaa gücünü hiçe indirir. Siyasete karışmış bir ordunun karışmadan önceki disiplinli ve savaşma kabiliyetini yeniden kazanabilmesi için çok zaman ister.”
“Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin ordusu, istilalar yapmak, saltanatlar yıkmak veya saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde ihtiras aleti olmaktan uzaktır. İnsanca ve müstakil yaşamaktan başka gayesi olmayan milletin, aynı ülkü ile duygulanmış ve yalnız onun emrine tabi ve sadık öz evlatlarından mürekkep muhterem ve kuvvetli bir topluluktur.”
Burada da, Türk ordusunu, TBMM’nin ordusu olduğunun altını özellikle çiziyor ve Meclisi öne çıkarıyor.
Atatürk’ün bu denli net açıklamaları ortada dururken, Atatürk’ün adını kullanarak, demokrasi karşıtı bir çizgiyi Atatürk’e mal etmek, Atatürk düşmanlığı değil de nedir?