ŞEHİRLERİN hafızası meydanlarında saklıysa, kalbi hiç kuşkusuz caddelerinde atar. Bugünlerde Alanya’nın kalbi, şehrin vitrini sayılan Atatürk Caddesi’nde oldukça hummalı, bir o kadar da gürültülü bir tempo için çarpıyor.

Altyapı çalışmaları, yerel yönetimler için her zaman "ateşten gömlek" giymek gibidir. Tozu, dumanı, bitmek bilmeyen trafiği ve sabırları zorlayan gürültüsüyle belediyeler için riskli bir sınav sahasıdır.

Ancak bizzat yerinde yaptığım incelemeler ve bölge esnafıyla gerçekleştirdiğim samimi sohbetler, bu defa tablonun alışılagelmişin dışında, daha anlayışlı bir renge boyandığını gösteriyor.

Cadde boyunca ilerlediğimde esnafın genel havasında hâkim olan duygu; geçici bir zahmete, kalıcı bir konfor için razı gelmek.

Çalışmaların turizm sezonunun sonuna denk getirilmesi, stratejik bir hamle olarak büyük takdir toplamış durumda. Bir esnafın şu sözleri aslında tüm bölgenin ruh halini özetliyor:

"Yazın sıcağında yaşayacağımız üç saatlik bir elektrik kesintisinin bize maliyeti, şu anki 15 günlük iş kaybımıza bedeldir. Yeter ki bir daha kesilmesin."

Esnaf artık farkında; dükkanının önündeki zeminin içten içe nasıl çürüdüğünü, her hafta patlayan eski borularla uğraşmaktansa bu köklü operasyonun kaçınılmaz olduğunu biliyor. Doğalgazdan kanalizasyona, içme suyundan fiber internet ve elektrik altyapısına kadar her şeyin "tek kalemde" hallediliyor olması,

Alanya’nın önümüzdeki on yıllarını teminat altına alıyor. Bu, "yap-boz" belediyeciliğinden ziyade, "tek seferde çözüm" anlayışının bir tezahürü.

Çalışmaların yoğunluğu şu an Meteoroloji Sokak bağlantısından Alaaddin Beach Otel önlerine kadar uzanmış durumda.

Şehrin merkezinde devasa iş makinelerinin gölgesinde yürümek kolay değil. Toz ve toprak kaçınılmaz; yolu kazmadan, toprağın bağrını açmadan bu modern damarları döşemek ne yazık ki mümkün değil.

Bölge halkı şimdilik metanetli ve sabırlı. Ancak bu sabrın bir vadesi var. Eğer çalışma takvimi şaşmaz ve cadde söz verilen tarihte, çiçek gibi bir çehreyle sezona yetiştirilirse;

Atatürk Caddesi sadece bir yol değil, Alanya’nın dünya vitrinindeki gerçek bir "prestij caddesi" olarak yerini alacak.

Tabii madalyonun bir de diğer yüzü var ki, o da sosyal medyanın hızı. Yerel seçimlerin nefesi ensemizdeyken, o yaratıcı videoları hatırlamamak mümkün mü?

Yoldaki su birikintisinde balık avlayanlar, çukurların etrafında doğum günü kutlayanlar... Kabul etmek gerekir ki; mizahın etkisi, en sert siyasi bildiriden çok daha derin izler bırakıyor.

Bugünlerde benzer replikler, farklı görüntülerle yeniden dijital platformlarda boy göstermeye başladı.

Burada sorumluluk makamına düşen görev nettir: İster Büyükşehir ister Alanya Belediyesi olsun, bu mizahi eleştirilere konu olan noktaları süratle elden geçirmelidir.

Şehir sakini sorguluyor, görüyor ve bunu nükteyle dile getiriyorsa, bu ses "sosyal medya gürültüsü" denilip kulak ardı edilemez.

Neticede Atatürk Caddesi’ndeki kazma darbeleri, aslında yarının konforlu Alanya’sı için vuruluyor.

Sabrın sonu selamet olacak gibi görünüyor, yeter ki bu çalışma temposu düşmesin ve Alanya, misafirlerini ağırlayacağı yeni sezona yorgun bir çehreyle değil, yenilenmiş bir gururla merhaba desin.

Esen kalın...