ŞÖYLE etrafımıza bir bakalım neler oluyor? Hiç huzurlu bir İslam ülkesi var mı? Sürekli karıştırılıyor. Her birisinin başına bir çorap örülüp iç karışıklıklar çıkarılmakta. Zaten 'Büyük Orta Doğu” projesi de bunu öngörüyor....
ŞÖYLE
etrafımıza bir bakalım neler oluyor? Hiç huzurlu bir İslam ülkesi var mı? Sürekli karıştırılıyor. Her birisinin başına bir çorap örülüp iç karışıklıklar çıkarılmakta. Zaten “Büyük Orta Doğu” projesi de bunu öngörüyor. Bizim payımıza düşen ise önce Türk Ordusu’nun etkisiz hale getirilmesi yani “Ergenekon, Balyoz, Casusluk Davası vs.” gibi tuzaklarla ordumuzun sindirilmesi sonrası ise “açılım” gibi masallarla halkın uyutulup Büyük Orta Doğu Projesi’nin asıl hedefi olan ülkemiz üzerindeki projenin uygulamaya konulmasıdır. İşte başta Ergenekon ve diğerlerinin asıl amacı budur. Tezgah çok büyüktür. Jandarma Teşkilatı ve Sahil Güvenlik üzerinde bir takım tasarruflara gidilmek istenmesi bu tezgahın bir parçasıdır. Hazırlıklı olun, daha bunların devamı gelecektir. Bunların hepsi de dayatmadır.
Bebek katili yargılanırken adil bir yargılama yapıldı. Canlı yayınlarla halk izledi. Ama bu durum Ergenekon ve diğer davalarda yapılmadı. Yassıada duruşmalarında dahi duruşmalar radyodan canlı olarak naklen verildi. Nedense burada bu uygulama yapılmadı. Eğer yapılsa idi zaten tertipçilerin maskeleri hemen oracıkta düşerdi. Çünkü kontrolleri altındaki medya aracılığı ile öyle iğrenç yayınlar yapıldı ki bazı dini bütün insanları dahi efsunlayıp kandırdılar. Lütfen, her safhası ile birer askeri müdahale olan 27 Mayıs ve 12 Eylül örnekleri ortada iken ilk defa rektörlerin, profesörlerin, yazarların, üniversite öğrencilerinin, sendikacıların vs. vs. örgüt kurup darbe yapacaklarını öğrendik. Pek çok “sanık” mahkemede “Beni buraya neden getirdiniz, suçum ne bilmiyorum” diye soruyor cevap yok. Pek çok vatan haini “gizli tanık” olarak dinlenildi. Adeta mücadele ettikleri eşkıyaların intikamlarını alırcasına.
Sahte deliller, o zaman dinlenmeyip şimdi dinlenen çok önemli tanıklar vs. vs. Yani neresinden bakarsanız bakınız her yönü ile sakat bir durum. Yıllarca içerde yatan şerefli bir Türk Subayı tahliye olunca şunları söyledi. “Gazi olacağım aklıma gelirdi, hatta şehit olacağım aklıma gelirdi ama terörist olacağım aklıma gelmezdi” diye haklı olarak feryat etmektedir. Teğmen Çelebi’nin babası “Oğlum bütün okulları birincilikle bitirdi. Başka ülkelerde olsa el üstünde tutulurdu. Ama Türkiye’ de hapse atıldı” demesine ne denilebilir ki? Ya Başbuğ Paşa’nın tutuklanırken “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 26. Genel Kurmay Başkanı terör örgütü kurmak ve yönetmekten hapse atıldı. Takdir yüce Türk Milleti’nindir” mahiyetindeki sözlerine ne demeli? Aynı Başbuğ Paşa tahliye olurken başı dimdik, en alçak iftiralara uğramış insan edası ile söyledikleri muhataplarının suratlarına vurulmuş bir şamar değil midir? Ne kadar gariptir ki sonra “Kumpas” itirafı geldi. O söz ise o gün için kullanılması gereken bir söz idi. Çünkü millet o günlerde kutu, kasa, saat gibi kavramları konuşuyor, içeride ve dışarıda işin iyice maskaralığı çıkmış, onun için kumpas kavramına sarılırsak gündemi hep daha önce olduğu gibi saptırırız, millet onları değil kumpası konuşur diye mi düşünüldü diyordum ama millet unutmadı. Yani hesap tutmadı.
Şu garip duruma bakar mısınız, kendini “Davanın savcısı” ilan eden zatı muhterem devletin kendisine tahsis ettiği zırhlı aracı o malum savcıya o günlerde kullansın diye vermişti. Bugün ise mahkemelikler. Bir yolu bulunarak memuriyetten ihraç edileceği de konuşuluyor. Ey Allah’ım sen nelere kadirsin? Sana yalvarıyorum. Peygamber ocağımıza bunu yapanların hepsini kahreyle. Adaletinden kaçılmaz, bunu çok iyi bilen birisiyim.
Kısacası “Ergenekon, Balyoz, Casusluk” vs. gibi davalarda tutuklamalar, yargılamalar, cezalandırmalar ve tahliyeler diyorum zira hem de “Ömür boyu hapislik” alan bu insanların tahliye edilmelerinde dahi bir gariplik vardır. Elbette tahliyelere sevindik, zaten doğru olan da budur. Ancak bu insanların yeniden adil bir yargılama ile kamuoyunun vicdanı rahatlatılmalıdır. Eğer suçlu var ise cezasını da almalıdır. Madem “kumpas” kurulmuş o halde kumpasçılar adalete hesap vermelidir. Aksi takdirde sorumluları tarih affetmez.