Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz'ün açıklamalarına göre, Alzheimer hastalığı hafıza kaybı ortaya çıkmadan çok daha önce beyni etkilemeye başlıyor. Amiloid beta ve tau proteinlerinin birikimiyle ilerleyen bu nörodejeneratif süreç, belirgin belirtiler vermeden yıllarca sessizce devam ediyor. Uzmanlar, ilk hissedilen durumun genellikle unutkanlık değil, zihinsel performanstaki açıklanamayan değişimler olduğunu belirtiyor.

Tıp dünyasında "hafif bilişsel yakınma" olarak adlandırılan bu erken evrede, kişi günlük yaşamını bağımsız bir şekilde sürdürmeye devam ediyor. Standart testlerde belirgin bir bozukluk saptanmamasına rağmen, beynin aynı performansı gösterebilmek için çok daha fazla enerji harcadığı gözlemleniyor. Bu durum tek başına bir hastalık sayılmasa da, beynin zorlandığını gösteren erken bir sinyal olarak kabul ediliyor.

ERKEN DÖNEM BELİRTİLERİ NELERDİR?

Bilimsel verilere göre Alzheimer biyolojisi, klinik belirtiler ortaya çıkmadan yaklaşık 15 ila 20 yıl önce başlıyor. Bu uzun sürecin ilk yansımaları genellikle stres veya yoğun iş temposuyla karıştırılıyor. Zihinsel hızda yavaşlama hissi, kelime bulmada yaşanan gecikmeler ve dikkatin eskisinden daha kolay dağılması en sık rastlanan şikayetler arasında yer alıyor.

Özellikle gün sonunda yaşanan belirgin zihinsel yorgunluk ve aynı anda birden fazla işi yaparken zorlanma, sürecin erken işaretleri olarak değerlendiriliyor. Hipokampus ve prefrontal korteks gibi alanların etkilenmesiyle ortaya çıkan bu değişimler son aylarda belirginleştiyse, uzmanlar tarafından objektif bir bilişsel değerlendirme yapılması öneriliyor.

HASTALIĞI TETİKLEYEN RİSK FAKTÖRLERİ NELER?

Süreci hızlandıran en önemli unsurların başında genetik yatkınlık gelse de, değiştirilebilir faktörler büyük bir yer tutuyor. Hipertansiyon, obezite, insülin direnci ve diyabet gibi metabolik sorunlar beyin sağlığını doğrudan tehdit ediyor.

Erişim engellerini duyuran EngelliWeb'e erişim engeli
Erişim engellerini duyuran EngelliWeb'e erişim engeli
İçeriği Görüntüle

Bunun yanı sıra uyku bozuklukları, kronik stres, depresyon ve hareketsiz yaşam tarzı da riski artıran temel etkenler olarak sıralanıyor. Beyindeki sinaptik verimliliğin azalmaya başladığı bu dönemde risk faktörlerinin kontrol altına alınması, hastalığın seyrini değiştirebiliyor.

RİSKİ YÜZDE 40 AZALTMAK MÜMKÜN MÜ?

Hastalık sürecinde en güçlü müdahale penceresi, sinir hücrelerinin henüz geri dönüşü olmayan bir hasar almadığı bu erken evre olarak görülüyor. Beynin kendini yenileme ve adapte olma kapasitesinin yüksek olduğu bu dönemde alınacak önlemler büyük önem taşıyor.

Araştırmalar, yaşam tarzında yapılacak doğru düzenlemelerin demans riskini yüzde 30 ila 40 oranında azaltabileceğini kanıtlıyor. Düzenli fiziksel aktivite, kaliteli bir uyku düzeni, anti-inflamatuar özellik taşıyan Akdeniz tipi beslenme ve stres yönetimi ile beynin savunma mekanizmaları güçlendirilebiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi