Yıllarca eğitime yön veren ve ardından kendisini tamamen sanata adayan Şule Noyan, çocukluğundan bu yana tuvaline yansıttığı kapı resimlerinin ardındaki mistik hikâyeyi kaleme aldı. Sanatseverlerin ve Alanya cemiyetinin yoğun ilgi gösterdiği sergi ve imza gününde Noyan, okurlarını insan ruhunun en derin katmanlarına uzanan büyüleyici bir yolculuğa davet etti.
TUVALLERDEN SÜZÜLEN SIR: RESİMLERDEN DOĞAN KİTAP
Sıradan yazım süreçlerinin aksine, kelimelerin resimlere rehberlik etmediğini, tuvallerin kitabı doğurduğunu vurgulayan Şule Noyan, eserin benzersiz hikâyesini şu sözlerle aktardı:
“Resim hayatım boyunca benimleydi ama kitap bambaşka bir serüven oldu. ‘Aya’nın Kapıları’, tuvallerimdeki resimlere bağlı olarak kaleme alındı. Önce kitap yazılıp resmedilmedi; aksine yıllardır çizdiğim o kapılar bana bu kitabı yazdırdı. Bugün bu özel uyanışı dostlarımla paylaşmanın gururunu yaşıyorum.”
“SON KAPI KENDİME AÇILDI: AYA’NIN KAPISI”
Eserde geçen "Ayasofya" tanımının derin bir metafor, "Aya"nın ise ruhun simgesi olduğunu belirten Noyan, okurun kalbine dokunan içsel yolculuğunu şöyle özetledi:
“Hayatım boyunca pek çok kapı açtım; hepsinin arkasında dostlar, insanlar ve güzel anılar vardı. Açılmayı bekleyen son kapı ise Aya’nın kapısıydı. Fakat o kapının arkasında insan değil, sadece ben vardım. Bugün o kapıyı araladım ve özümle buluştum. Bu yolculukta yanımda olan herkese teşekkür ederim.”
Sanatseverlerden tam not alan sergi ve yoğun ilgi gören imza günü, Alanya’da kültür-sanat hayatına damga vururken, "Aya'nın Kapıları" daha ilk günden okurların başucu eseri olmaya aday gösterildi.




