Onu anlatmaya ne kelimelerin gücü yeter ne de sayfalar dolusu övgüler. Vatan sevgisi denince, hayır hasenat denince akla gelen ilk isimlerden biridir o. Ama onun Atatürk sevdası, içi boş sloganlardan, sadece belirli günlerde hatırlanan kuru sözlerden ibaret değildir. Onun sevdası eylemdedir; Janus Restoran döneminde gençlere açtığı kanatlarda, bir abi, bir baba şefkatiyle uzattığı ellerdedir.
Kökleri kuruluş yıllarındaki mücadeleye dayanan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü evinde konuk etmiş asil ve köklü bir sülalenin mirasını omuzlarında gururla taşır. İnsan bu dünyaya bir kez doğar derler ya; yalandır. Mehmet Hacıkadiroğlu, her milli bayramda, her milli günde o günün şartlarını ruhunda yeniden yaşayarak, gözlerinde gurur yaşlarıyla bu vatana yeniden doğar.

KABOTAJIN BURUK TADI VE BİR ONUR MÜCADELESİ
Dün denizlerimizin özgürlük nişanesi, Kabotaj Bayramı’ydı. Sırada 30 Ağustos, 4 Eylül Sivas Kongresi ve 29 Ekim var. Her biri onun kalbinin ritmini değiştiren mukaddes tarihler. Ancak bu yıl Kabotaj Bayramı, Mehmet Bey’in yüreğinde bir başka burkuldu, bir başka sorgulattı kendini. Meydanlarda gururla dalgalanan bayrakların arkasındaki gerçeği, o naif ama tokat gibi çarpan cümleleriyle şöyle döktü yazıya: "Kabotaj hakkı Türkiye Devleti için bir Türk limanından diğer bir Türk limanına yolcu ve eşya taşımasının sadece Türk bandralı gemiler tarafından yapılabilmesi anlamına gelir. Bu bir hak ve ayrıcalıktır. Biz de Kabotaj Bayramında yıllarca bunu kutladık. Peki şu anda durum nedir? Tüm limanlarımız özelleştirilmiştir ve çoğunluğu yabancı şirketler tarafından işletilmektedir. Kısaca Kabotaj Bayramını kutlarken anlamını bilmiyorduk, şu anda kabotaj hakkına sahip değiliz, kaybederken de haberimiz olmadı ve şu anda aslında olmayan bir hakka atfen bir bayram kutlayacağız ama halen ne olduğundan habersiziz."

İşte bu, sadece bir tespit değil; elden kayıp giden değerlerin ardından tutulan bir memleket yası, bir uyanış çağrısıdır.
Ancak Mehmet Hacıkadiroğlu, sadece dertlenen değil, o derdin dermanı için de hayal kuran ve üreten bir çınardır. İki yıldır kurduğu bir hayalin Alanya’da hayat bulduğunu görmenin huzuru, onun o hüzünlü gözlerine bir parça tebessüm konduruyor. Bayramın anlam ve öneminin, insanları sıkmadan, gerçek ruhuyla anlatıldığı o güzel etkinlikler için Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’e ve emeği geçen herkese teşekkür ederken, aslında geleceğe bir umut tohumu ekiyor.
Bu memleket, onun gibi sadece sözle değil, özüyle, malıyla, canıyla ve gözyaşıyla vatanı koruyan asil ruhlar sayesinde ayakta kalıyor.
Haftanın en büyük, en gönülden alkışı; Cumhuriyeti sadece göğsünde bir rozet gibi değil, bir yaşam felsefesi olarak kalbinde taşıyan, Alanya’nın ve Türkiye’nin yiğit evladı Mehmet Hacikadiroğlu ’na... İyi ki varsın, iyi ki bu vatana her bayram yeniden doğuyorsun.




