Milli Görüş çizgisinden kopup gelen AK Parti'nin, batı karşıtı bir çizgi izleyeceği sanılıyordu. On yıllık sürece baktığımızda, doğu sınırlarımızdaki komşularımızla papaz olurken batıda, başta Yunanistan olmak üzere yıllar...
Milli Görüş çizgisinden kopup gelen AK Parti’nin, batı karşıtı bir çizgi izleyeceği sanılıyordu.
On yıllık sürece baktığımızda, doğu sınırlarımızdaki komşularımızla papaz olurken batıda, başta Yunanistan olmak üzere yıllar boyu devam eden çelişkilerin ortadan kalkması ve barışın sağlanması için çok ciddi adımlar atılmakta.
Batıda her şey güllük gülistanlık olmasa da, her alanda olumlu bir havanın estiğini söylemek mümkün.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da baş gösteren Arap Baharı maalesef Arap sonbaharına, kimi yerlerde de Arap kışına dönüşmüş durumda.
Irak ve Suriye başımıza bela olurken, İran’la nasıl bir sürecin yaşanacağı henüz belli değil.
Koskoca Avrupa, ekonomik anlamda sapır sapır dökülürken, Yunanistan iflasın eşiğinden çıkma çabası içinde.
En büyük açmazımız Suriye.
İktidar bu konuda biraz aceleci ve de agresif davrandı.
Diğer konularda ise endişe edecek bir şey olmadığı gibi, ‘İleriye dönük umut var’ diyebiliriz.
Çok değil bundan on, on beş yıl öncesinde Yunanistan’da fert başına düşen milli gelir, on bin doların üzerindeyken biz üç bin dolar gelirle yerlerde sürünürken, bugün bu tablo bizim lehimize tamamen tersine dönmüş durumda.
70 cent’e muhtaç, dış ülkelerdeki elçiliklerdeki görevlilerin bile maaşını ödeyemeyecek durumdaki Türkiye, bugün IMF’nin kapısına dayanıp borç para dilenme yerine, IMF’ye borç verme noktasına geldi.
Ekonomik güç kimin elindeyse siyasi gücün de onun elinde olacağı gerçeğinden yola çıkarsak, “Bağımsız Türkiye” sloganlarıyla yeri göğü inletenlerin, bugün her alanda bağımsız tavırlar sergileyebilen, kimseye gebe olmadan, kendi gücü doğrultusunda dünyaya açılmaya başlamış Türkiye ile övünmemiz gerekmez mi?
Bu ülkede yaşayan herkesin, geldiğimiz bu noktadan memnun olması, kendisine güvenerek, bu yolda çok daha fazla çalışması ve bu başarısıyla da övünmesi gerekir.
Bu başarıyı bu toplum yakaladı.
Bununla övünebiliriz.
Mevcut iktidarın bu başarıdaki payının da oldukça fazla olduğunu, siyasi kaygılarımızdan ve ideolojik tercihlerimizden arınarak kabul etmek zorundayız.
Bizim gibi sol temelli öğretilere yelken açmış beyinler, üst yapı konularında, doğmalara dayalı düşünsel açılımlara ve inançlara karşı kaygı duymaları, vehim ve korkularını mudullayan, türban, imam hatip, özellikle de dini ritüellerin öne çıkarıldığı süreçlerden rahatsızlık duymaları ne kadar doğalsa, iktidarın altyapıdaki ve bir sürü alanlardaki başarılarını görmezden gelip, ‘Türkiye batıyor’ diyerek yeri göğü inletip, karalar bağlamanın anlamsızlığını da kabul etmeliyiz!
Çok daha önemlisi, Alanya özelinde bu tür kaygılara yer olmadığını, AK Parti kadrolarının önemli bir bölümünün ne denli çağdaş ve demokrat beyinlerden oluştuğunu görmenin yeterli olacağı kanısındayım.